Futbol ve mutsuzluk…

A -
A +
Futbolseverlerin mutsuzluğundan bahsedeceğim sizlere. Annesini, babasını nasıl tertemiz bir saflıkla seviyorsa, takımını da o derece sevmiş olan bir neslin hoşnutsuzluğudur mevzubahis olan...
İşte, evde, okulda muhabbeti ilk olarak futboldan açıldığı zamanlardı. İspanyol paça pantolon giymek, tetris oynamak, "Bizimkiler"i seyretmek, ekmek kuyruğuna ve pazar akşamı sıra gelince duşa girmek gibi ritüellerin yapıldığı zamanlarda futbol çok değerliydi. Bazen geçici de olsa sevinç, bazen de hüzün kaynağıydı. Evi geçindirme çabası içinde olan aile büyüklerinin, çocukların futbola olan tutkusu karşısında en çok kullandığı argüman: "Parayı onlar kazanıyor, tasası sana düşüyor" olurdu. Bu sözlerin sahipleri Galatasaray UEFA Kupası'nı kazanırken ve Türkiye Dünya Kupası'nda yarı finale yükselirken sevinçten ağlamıştı... Uluslararası çapta elde edilen başarılar, bizden ileri olduğunu düşündüğümüz ülkelere karşı bir güç gösterisiydi. Bir-iki yabancıyla oynayan, şimdiki gibi dünyaca ünlü yıldızları olmayan kulüplerimizin Avrupa'daki zaferlerinin ardından dış basının attığı başlıklar "Muhteşem Süleyman" gibi hissettirirdi. Daha hâlâ yurt dışına vize ile çıkan insanımız için o dönemde kulüplerimizin zaferleriyle kendimizi Avrupa'ya tokat atmış gibi hissediyorduk.
 
HER ŞEY ÇOK "SİHİR"LİYDİ
 
İlk defa statta bir futbolcuyu görecek olmak, tahayyül edilemeyecek bir heyecan demekti. Yumruk şov için çağırılan futbolcunun tribüne doğru yönelmesi bile ağızın içine askı yerleşmişçesine bir gülümseme oluştururdu. Futbolcular da en az taraftar gibi saf duygulara sahipti. Gazetelerin taraftarlar için yaptığı posterleri kendi evlerinin duvarına asarlardı. Bu posterlerde yer almak onlar için "Altın Top" ödülünden farksızdı.
Ama işte artık futbol bu saflığı kaybetti. Şike ve yolsuzluk söylentileri ayyuka çıktı. Taraftarlar sosyal medyadan aldığı güçle laubali olmaya başladı. Instagram ya da twitter aracılığıyla futbolcularla bire bir iletişim kurulabiliyor. Mesafe o kadar daraldı ki futbolcular kendilerine yapılan yorumlara düşük seviyede cevap veriyor, hatta rakiplerinin başarısızlıklarıyla internet jargonuyla alay ediyor. Mümkün olan en yüksek ücreti almak için menajeriyle kulüpleri soğana çeviren futbolcular yeşil sahaları parselledi. Er ya da geç alacağı parası bir gün aksayınca ayılıp bayılarak idmana çıkmayanlar türedi. Tekmeye kafa uzatanlar, mağlubiyet sonrası tribünlere gidip ağlayanlar, boş mukaveleye imza atanlar “masal kahramanı” gibi hatırlanır oldu.
 
O GÜNLER MAZİDE KALDI
 
Şimdiki gibi sevginin karakter sınırına takıldığı sosyal platformların olmadığı zamanlar radyolar dinlenir, dekodersiz evlerde şifreli kanallar gözleri bozma pahasına izlenir, sabah okula gidilecek olunmasına rağmen gece yarılarına kadar bütün maçların özetleri beklenir, ertesi gün takım yenilse de bütün gazeteler okunurdu. Bu saf duyguları yaşayanlar aynı zamanda, şimdi günümüzdeki sahteliklerle beraber farkındalıkları en üst seviyede olan insanlar. Futbol artık onları eskisi gibi mutlu etmiyor. Sahtelikler yüzünden ne golün, ne galibiyetin, ne de kupanın değeri kalmadı. Egolarını şişirerek futbolcuları "prens" gibi hissettiren, taraftara sözde hizmet eden ancak alt metninde kazıklayacağı müşteri gibi gören devinim değişmedikçe günümüzde statları doldurmayan bu insanlar yakında televizyonun önündeki koltuğu da maç oynanırken bile boş bırakacak...
             Murat Tamer-İstanbul
 
  
Site esnafı derdini kime anlatacak?
 
Boğaziçi Elektrik tarafından 8. ayda, sitemizdeki elektrik saatleri dükkân dışına alındı. Saat değişimini Boğaziçi Elektrik elemanları yaptılar. Sonra da 2015 yılına ait 8. ve 10. aylara ait mükerrer faturalar çıkartıldı. Sitemiz esnafı, yönetim dâhil mağdur edildi.
Ben ayrıca kuruma 275898 No’lu başvuru ile talepte bulundum.  Son dönem faturasının diğer aylara göre çok yüksek olduğunu ve kontrol edilmesini talep ettim. Ama her şekilde yapılan itirazlara ve dilekçelere kurum mahkeme yolunu gösteriyor. Bu konuda derdimizi anlatacak bir makam bulamıyoruz. Bu konuda bize yardımcı olacak bir yetkili veya kurum arıyoruz.
        İdris Cebeci-İstanbul
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.