Grip aşısı olacak mıyız olmayacak mıyız?

A -
A +
Feridun Ağabey merhaba, bir ünlü profesör ulusal ve uluslararası bir kongre sonrası düzenlediği basın toplantısında üstüne basa basa ve ısrarcı bir şekilde diyor ki: “Grip aşısı olmayın, diyenlere inanmayın. Grip aşısının koruyuculuğu ile ilgili herhangi bir tartışma yoktur. Halkımız, grip aşılarını karalayan ve halkın sağlığı ile oynayan şarlatanlara itibar etmesin!” Bilim adamı konuştuğu için ciddiye alıyoruz elbette… Ama beri taraftan bir başka profesörümüz de diyor ki: “Dünyanın en saygın üniversitelerinden biri, Amerika’da bir teknik üniversitenin bir öğretim üyesinin sözünü ödünç alarak size söylemek istiyorum 'yaşadığımız çağ, akademik kapitalizm' yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini akademisyenlere söylettirdikleri çağdayız. Yani satılmış insanların çağı. Satılmış bilim insanlarının çağındayız." Şimdi biz kime inanacağız? Neye inanacağız? Sağlığımızı kime emanet edeceğiz? Şu kadarını söylemeliyim ki, Osmanlı Tıbbı ile ilgili bir araştırma yapan bir profesör hanımefendi de demişti ki: "Eskiden hekimler hekimliğinden para almıyordu, her birinin mesleği vardı. Hekimler hastalanan kimselerin evlerine gider hazırladıkları ilaçlarla tedavi sunarlardı. Ne zaman tıp kimya ilmini buldu. İlaçlar sentetik olarak üretilmeye başlandı, ipin ucu işte o zaman koptu...”
           Ali Zekeriya Sayat-İzmir
 
 
Kitap siparişi veriyoruz, göndermiyorlar
 
Sayın Feridun Ağabey, bir iki konuda bize yardımcı olmanızı istiyorum. Birincisi ilçemizin Çağlı Camii semtinde birçok sokak lambası yanmıyor. Sivas Çamlıbel Elektrik 186 ihbar hattına iki defa bildirdim. İki defa da Dağıtım Genel Müdürlüğü Özel Kalemine bildirdim. Ama sorun çözülmüyor. Sayın Enerji Bakanımıza bu ihmalkârlığı duyurmak istiyorum. Bir başka konu da yayınevlerine sipariş veriyoruz ama göndermiyorlar. Bize “gidip kitapçılardan alın kitaplarınızı” diyorlar. Sivas’ta bazen istediğimiz kitabı bulamıyoruz. Divriği kütüphanesinde de yok. Almak için büyük şehirlere mi gitmemiz lazım? Bir de çağrı merkezleri var. Bu merkezlerin de istihdamı yapılmış ama hizmet alamıyoruz. Örnek olarak Sağlık Bakanlığı Alo 184, Şehircilik Bakanlığı Alo 181, Elektrik Dağıtım Şirketi Alo 186 olmasına rağmen bu çağrı merkezlerinin hiçbir faydasını göremiyoruz. Yetkililerin ilgilenmesi ricasıyla saygılarımı sunuyorum.
             Mehmet Aydın- Divriği/Sivas
 
 
Haklarımızın verilmesini istiyoruz
 
HAVAŞ çalışanlarının durumu içler acısıdır. Çalışanların yıllardan beri mağdur edildikleri bir gerçektir. Bazı HAVAŞ yetkilileri ne kanun dinliyor ne de Sayın Cumhurbaşkanımızın sözlerine itibar ediyorlar. Biz çalışanların sendika hakkı yok. Gece gündüz 12 saat çalıştırıp asgari ücretten maaş ödüyorlar. Hasta olanlara doktor raporu vermiyorlar. Personele verdikleri elbise tamamen sıradan ve kalitesiz, düzensiz dikilmiş kıyafetler. Bayramlarda personele 250 gr çikolata verilirdi şimdi bunu da kaldırdılar. 17-25 Aralık sonrası binlerce işçi çıkartıldığı hâlde yerine işçi alınmıyor ve bizler 12 saat boyunca çalıştırılmak zorunda kalıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve hükümetimize sesimizi duyurmak istiyoruz. Biz geride kalan personel olarak çok mağdur durumdayız. Haklarımızın verilmesini ve insanca yaşamayı istiyoruz. Saygılarımızla.
           HAVAŞ çalışanı bir grup personel
 
 
Sosyal medya sitelerinin gizli amaçları
 
Feridun Ağabey, benim derdim de okuyucularımızı belirli konularda bilinçlendirmek. Bu amaçla bu defa da size birçok sosyal medya sitesinin algı yönetim biçimini hatırlatmak istiyorum... Bu siteler çoğunlukla insanlara neyi tüketmeleri gerektiğini şuur altına işlemekteler. Çok uluslu devletlerin birçoğunu dost ve iyiliksever yaşanılacak yer gibi göstermekteler. Geniş kitlelerin vur patlasın çal oynasın türünde lay lay lom türü bir hayat sürmesini sağlamak istemekteler. Bireylere derinliksiz, vasat bir kültürün yeterli olacağı inancı vermekteler. Birçok hurafeyi bilgi imiş gibi yaymaktalar. Çocukların ileride bilgisayar bağımlısı olarak büyümesini hedeflemekteler, kendi devletleri için istihbarat toplamaya çalışmaktalar, endüstriyel ürünlerin tüketimi özendirilmektedir. Böylece marka düşkünü "tüketim manyağı" başka hiçbir hedefi amacı gayesi olmayan bir toplum oluşturulmak istenmektedir.
           Eğitimci yazar-Ali Özdemir/Bolu
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.