Yukarıdaki başlık aynen vatandaşımızın duygu ve düşüncelerinin ifadesidir. Halk olarak bu kurumlarla artık baş edemiyoruz. Bu gerçekten vahim bir gelişmedir. Çünkü devlette her kurum ve kuruluş esasında vatandaşının hizmetinde olmak için vardır. Eğer hizmet yok da vatandaşa tahakküm varsa orada devlet sıkıntıda demektir. Geçmişin ceberut devlet anlayışını yıllardan beri verilen mücadelelerle ortadan kaldırmayı başaran ve vesayet sisteminden ülkeyi kurtaran devletimizden ve hükümetimizden bu konuda da vatandaşı kurumların tahakkümünden kurtaracak tedbirler alacağını ümit ederek okuyucumuzun şikâyetini yayınlıyoruz:
“Feridun Ağabey, yıllardan beridir ben ve çevremdekilerin yaşadığı ortak bir sıkıntıyı iletiyorum, yayınlarsanız memnun olurum. Zira artık halk olarak bu kurumlar ile baş edemiyoruz.
İlgili Abone, Hizmet veya Telefon Numarası: 1893988567. ADSL faturamı Ekim ayında ödeyemedim. Aylık sınırsız 58 TL olan internetim kullanıma kapandı. Kasım sonunda da Kasım’a ait 58 TL’lik bir fatura daha elime ulaştı. Ardından Aralık ve Ocak aylarına ait olduğu ve taahhüdüm bittiğinden dolayı 1 adet Aralık 122 ve Ocak 99 TL’lik iki fatura daha gönderdiler. Çağrı merkezlerini arayıp bunun haksızlık olduğunu 1 mb. dahi kullanmadığım ve kapalı olan hizmet için nasıl fatura edilebildiğini sorduğumda “kullanmasanız da faturayı ödemek zorundasınız” denildi. Bu nasıl olur? Verilmeyen hizmetin nasıl olur da karşılığı istenir? Lütfen bu hak hukuk bilmezlere bu milletin sahipsiz olmadığını bildirin! Saygı ve sevgilerimle...”
Ozan Coşkun-İstanbul
Çerkezköy Otogarına ATM istiyorlar
“Feridun Ağabey, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olduktan sonra ilimizde ve ilçemizde bazı önemli değişiklikler oldu. Bunlardan bir tanesi de Çerkezköy Otogarında yapılan uygulamalardır. Otobüsler ve yolcu araçları için turnikeli giriş çıkış dönemi başladı. Pamukkale gibi ünlü bir turizm firması bile Çerkezköy otogarına seferlere başladı. Ancak bu gelişmeye bankalar kayıtsız kaldı. Fabrikaların bulunduğu bu ilçede iş adamları otogarı pek kullanmıyor olabilir ama buradan yolculuk yapan insanların da para alış verişine ödeme havale vb. yapmasına ihtiyacı var. Koca otogarda yolcular için hiçbir bankanın ATM’sinin olmaması noksanlık değil midir? Bankalara seslenmek istiyoruz ama sesimizi duyuramıyoruz. Sesimizi bankalara duyurur musunuz?”
Ümit Güney-Çerkezköy/Tekirdağ
Yarım porsiyon mu tam porsiyon mu?
“Feridun Ağabey, geçtiğimiz günlerde Şirinevler’de bir dürümcüden kardeşimle birlikte iki tavuk dürüm aldık. Çok hoşumuza gittiği için bir tane daha alıp ikiye böldürdük. Toplamda üç dürüm yedik. İki tane de büyük ayran içtik. Hesabı öderken bize hesabımızdan iki kat fazla fiyat istediler. 'Dışarıdaki ilanınızda fiyat böyle yazmıyor' dedik. O fiyatın yarım porsiyon fiyatı olduğunu söylediler. Ama yarım porsiyon ifadesi de yazmıyordu. Fazla polemik yapmadık. Dedikleri parayı ödedik. Bir de fiş istedik. Sonra o fiş ile birlikte zabıta amirliğine şikâyette bulunduk. Bir iki hafta sonra zabıtadan adresimize bir mektup geldi. Mektupta o kuruma gidip denetleme yapıldığını, söylediklerimizin doğru olduğunu ve kuruma idari para cezası yazıldığını ve ikaz edildiğini yazıyorlardı. Belediyenin bizi ciddiye alıp şikâyetimizi değerlendirmesinden çok memnun olduk. Vatandaş olarak bizleri tabela ile yanıltarak haksız rekabet eden ve bir nevi kandıran firmalara hiçbirimizin kayıtsız kalmamasını öneriyorum. Her şeyi devletten beklemek yerine birbirimizi kendimiz de denetleyebilmeliyiz diye düşünüyorum.”
Abdullah Furkan-İstanbul
Sucuk diye tavuk ibiği mi yiyoruz?
"Feridun Ağabey, internette filan okuyoruz. Fast food sektöründe çokça kullanılan işlenmiş gıdalardan sucuk, salam ve sosis gibi ürünlerde iç yağı, sinirler, bayat et, kuyruk yağı, akciğerler, deriler, eklem yerleri, kıkırdaklar, kümes hayvanlarının ibikleri, gagaları, atılması lazım gelen hayvanların cinsel organları, bağırsak paçaları, deri, kan, kıl ve tüy gibi şeyler olabiliyormuş. Bunlardan daha tehlikeli ve zararlı olan ise ürünlere koruyucu anlamında nitrat, nitrit ve MSG vb. gibi sinir sisteminin çökmesini sağlayan, obeziteye sebep olan, alışkanlık yapan kanserojen maddeler ilave edilmekteymiş. Daha neler neler… Sonra 'bunları tüketmeyin' uyarısı… Ağabey tamam da anlamadığım bir şey var. Bu tür üretime niye izin veriliyor o zaman? Niye halkın sağlığı tehlikeye atılıyor? Bunlara izin vermek mi samimi halka yemeyin demek mi? Yazık değil mi bu ülkenin insanına? Beş on seneye kadar kanser patlayacakmış? Böyle mi büyük Türkiye olacağız? Kümes hayvanının ibikleriyle beslenen gençlikle mi?”
Mehmet Canseven-Ankara