Feridun Ağabey, öncelikle size ve gazetenize teşekkür ederim. Ne mutlu bizlere ki dertlerimizi yazıp Türkiye ile paylaşabileceğimiz bir yer veriyorsunuz okuyucularınıza. Çok sağ olun.
Ağabey, ben Kırklareli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda cezamı çekmekteyim.
Zamanında yapmış olduğum hata ve yanlışlar beni buralara mahkûm etti. Cezam da biraz uzun. İnsan ne yaparsa cahillikten yapıyor. Hatalarımın farkına geç de olsa vardım. Hata yapmaktan ve cahillikten kurtulmak için burada boş zamanlarımda kitap okuyup spor yaparak ve bazı hobiler ile vakit geçiriyorum. Ağabey okurlarınızdan ellerindeki okudukları kitaplardan, dergilerden, defter kalem vb. göndermelerini arzu ediyorum. Adresim: "Kırklareli-E tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu D/15 Koğuşu -Merkez- Kırklareli." Bu vesileyle Lüleburgaz’daki Ahmet ağabeyime de selam söylüyorum. Kendisinin soy ismini hatırlamıyorum. Kitabını okumak için bir arkadaşıma göndermiştim, kaybetmiş. Ahmet ağabey seni unutmadım. Selamlarımı sunuyorum. Sizlere ve tüm okuyucularınıza gönderecekleri kitaplar vb. için şimdiden teşekkür ediyorum. Sizlere de çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Hüseyin Atakan-Kırklareli
“Güzel günlerin olur inşallah”
Sevgili Feridun Ağabey, bir gün AVM’den elimde poşetlerle çıkarken yaklaşık yirmili yaşlarda ve öğrenci olduğunu tahmin ettiğim genç bir kızın “kahrolsun bu dünya! Yaşamak istemiyorum” sözleriyle elindeki telefona bakarak hıçkırıklara boğulması beni çok etkiledi. Tanıdığım olmasa bile bir genç evlattı o. Merhamet duygusuyla yanına yaklaşıp “Çocuğum niye ağlıyorsun, daha gençsin, iyi bir gelecek var önünde, güzel günler olur inşallah” dedim. Genç kız bana cevap vermek yerine gözyaşlarıyla elindeki cep telefonuna bakarak “nasıl biter arkadaşlığımız, nasıl” diye sızlanıyordu. Galiba cep telefonunda arkadaşından bir mesaj gelmişti ve gelen mesajda yazan cümleler onun hayal dünyasını yıkmıştı.
Oradan ayrılmak zorunda kaldım ama o genç ve güzel çocuğun hayatının bir mesajla etkilenecek kadar küçük dünyasını düşündüm. Çocuklarımıza düşünce dünyası vermeyen, tevekkülü, sabrı, iletişim kültürünü vermeyen eğitim sistemine, sosyal etki ve çevreye en başta da evladın derdini açmaya bile gerek duymayacak kadar çocuklarından uzak ana babaya kahroldum. Bilmem anlatabiliyor muyum?
Necdet Akman-İstanbul
"Şehitlerimi gördükçe yaşadığımdan utanıyorum"
“Feridun Ağabey, ben bir şehit yakını değilim. Ama inanın bir anne olarak bütün şehitlerimiz için evlatlarımdan birini kaybetmiş gibi ağlıyorum, kahroluyorum, içim yanıyor. Hayatının baharında bu vatan için toprağa giren o kuzucukları gördükçe bir insan olarak yaşadığımdan utanıyorum. Yeter artık yalvarıyorum! Biz yavrularımızı kalleş kurşunlarla, bombalarla can versin diye mi büyüttük? Sayın Başbakanımızın dediği gibi bu lanet terör bir an önce ülkemizin gündeminden çıkarılsın ne olur. Bu mübarek günlerde akıttığımız gözyaşlarımız son olsun.”
Rumuz “Bir anne”-İstanbul
"Önce onlara yardımcı olun!"
Sayın Feridun Ağabey, öncelikle Ramazan-ı şerifinizi kutlar, saygı sevgi ve muhabbetlerimle selamlarım.
Bu satırlarımı yayınlarsan birlikte inşallah sevaba gireriz. Ben 62 yaşında bir emekliyim. Hacca ve umreye çok niyet ettiğim hâlde şimdiye kadar nasip olmadı. Çevreme bakıyorum üç kere beş kere umreye gidenler var.
Sevgili Peygamberimizin "komşusu aç iken tok yatan bizden değildir" hadis-i şerifine uyup Müslümanlar birbirlerine yardım ediyorlar, sadaka veriyorlar iftar veriyorlar, zekât veriyorlar. Ben de diyorum ki, ister çevremde gördüğüm müminlerden olsun, ister bu güzel gazetenin güzel okuyucuları arasında olsun üç beş kere umre yapıp o mübarek beldelere gitmeye doyamayanlara seslenmek istiyorum:
Sevgili varlık sahibi kardeşlerimiz, imkânı olmayıp da o mübarek beldelere gitmek isteyen fakir fukara biri olsa da bir defa da onu oraya göndersek gibi bir düşünce içinde olanınız var mı?
Eğer böyle bir düşünce içinde olanınız var ise bilin ki o kutsal o mukaddes topraklar için yanıp tutuşan ama gidemeyen bir mümin var burada. Ama şunu da söyleyeyim ki bu arzuma rağmen evlenmek isteyip de imkânı olmadığı için evlenemeyen gençlere yardım yapacak iseniz onlar daha önce gelir. Önce onlara yardımcı olun. O vakit belki daha çok sevap kazanırsınız. İçimden gelenleri paylaştım. Selamlar saygılar.
Ramazan Aksoy-Ankara