Feridun Ağabey, yaklaşık 30 yıldır Türkiye gazetesi okuyorum. Sizin yazılarınızı da ilgi ile takip ediyor, çok beğeniyorum. Aşağıda çok üzüldüğüm bir konu ile ilgili yazı gönderiyorum. Yayınlarsanız memnun olur, şimdiden çok teşekkür ederim.
Her gün etrafınızda hızla yükselen devasa inşaatlara verilen yabancı isimlerden çok rahatsızlık duymaktayım. Bu isimlerden bir şey anlamadığım gibi çocuklarıma da bu isimleri ve niçin böyle isimler verildiğini anlatamıyorum. İstanbul’un her semtinde yüzlerce örneği var. Ankara’da örneği var. Biz bu ülkenin vatandaşları olarak bu yabancı isimlerden bir şey anlamıyoruz. Anlamadığımız gibi fikrî alerji duyuyoruz. Bu isimlerin hangi maksatla kullandığını anlamakta da çok zorlanıyoruz. Şaşılacak bir husus da bu isimleri kullanan inşaat firmalarının sahiplerinin birçoğunun muhafazakâr kimliğe sahip olmasıdır. Örnek olarak aynı şekilde İngiltere’deki bir inşaat firması, ülkesinde yaptığı site, apartman veya işhanı gibi inşaatlara “Türkçe” isim istese de veremez. Burada ise bu gibi yabancı isimler konulmak suretiyle, memleketimizde bilerek bilmeyerek büyük bir yıkım yapıldığını düşünüyorum. Buna alet olan herkesi de şiddetle kınıyorum. Devlet olarak bütün dünyada dilimizi tanıtmak için Yunus Emre Enstitüsü gibi kuruluşlar kurup Türk dilinin yayılması için çok sayıda çalışma yaparken, içimizdeki bu yıkıma niçin dur demiyoruz? Daha birkaç gün önce, bir kentsel dönüşüm projesinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki “We Haliç” isminin “Bizim Haliç” olarak değiştirilmesini istemiştir. Büyük inşaatlar projelerinde yabancı isimler konulmasının önlenmesi için, başta inşaat sahipleri olmak üzere TOKİ, Belediyeler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi yetkili kurum ve kuruluşlardan bu yabancılaşmaya acilen çözüm bulunmasını talep ediyorum. Bu “yıkıma” dur diyor, herkesi de bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.
Mustafa Aydın Özyirmidokuz-İstanbul
Bu çocuğun hakkını arayacak bir avukat yok mu?
Sevgili Feridun Ağabey, geçtiğimiz günlerde Hayatım Roman köşesine bir çaresiz ana babanın hatırasını göndermiştik. Çocuklarına kalp ameliyatı yapılırken çocuğa büyük zarar verildiğini, yavrucağın ameliyat sonrası vücudunu kullanamadığını, gözlerinin görmediğini ne zamandan beridir ana babaya muhtaç hâlde ağrı ve sızı içerisinde yaşadığını anlatmıştık. Bu fakir ve çevresi olmayan aileye bu konuda “hastaneye dava açarak çocuğun hakkını savunacak, maddi manevi ihmali olanlara dava açabilecek bir yürekli, mert, gözü kara bir avukat yok mu?” diyerek hatıratımızı bitirmiştik. Ülkede çok daha yoğun gündem maddeleri olduğundan mıdır, müvekkil olacak kimseler parasız olduğundan mıdır nedir hiçbir yerden, hiçbir yardım önerisi gelmedi. Demek ki biz mağdur ailenin durumunu ve o gül gibi yavrucağın görenlerin yüreğini yakacak derecede perişan hâlini iyi anlatamamışız. Siz köşenizde bir çağrıda bulunsanız, bu aileye yardımcı olabilecek bir avukat yok mudur? Selamlar sevgiler...
Hüseyin-Güler Erkan/İstanbul
İlla cana veya mala gelince mi, manşet olacak?
Feridun Ağabey “Yenibosna’da tinerciler var, yol kesiyor” diye BİMER’e belki elli defa şikâyette bulundum. Oradan bir memur arkadaş aradı ona da telefonda anlattım. Ama kimse dinlemedi, çözüm sunulmadı. İlla cana veya mala gelince mi, manşet olacak? Bu civarda birkaç tane tinerci var, onları da müşahede altına alsınlar. Rehabilite etsinler, iş versin ne bileyim hem onların hayatını kurtarsınlar hem vatandaşların ve esnafın hayatını zehir etmesinler. Daha büyük olaylar olmadan bir tedbir alınsın.
Bir vatandaş-Yenibosna/İstanbul
"Sen de o tarafa mı gidiyorsun?"
Feridun Ağabey, geçtiğimiz günlerde memleketime izne gitmiştim. Orada hiç tanımadığım bir şoföre adres sordum. “Filan yere nasıl giderim?” dedim. Genç arabasına yönelirken cevap verdi: “Ağabey beni takip et!”
Dedim ki: “Sen de o tarafa mı gidiyorsun?”
“Yook” dedi. Bir insana gideceği adresi tarif etmek yerine hem de arabasıyla önüne düşüp gideceği yere kadar götürme inceliği ve insanlığı karşısında duygulandım. Buradan o tanımadığım gence ve onun gibi değerli gençlerimize selam ediyorum. Allah yollarını açık etsin...
Y. Osman Caner-Elazığ