Her ramazanda ziyarete açılan Fatih Hürrem Çavuş Camiindeki Hırka-ı şerifi ziyaret için gittiğimde şok yaşadım. Yıllarca kapılarından serbestçe girilen caminin bir kapısı sadece çıkışa uygun hâle getirilmiş. Girmek yasak. Kapısına asılmış kocaman afiş ve kapıda bekleyen güvenlik elemanlarından bu kapıyı giriş için kullanılmayacağı belirtiliyordu. Öte yandan cami çevresinde ellerinde poşet olan çocukların camiye girenlere poşet satma telaşı ve zabıtaların bunlara hiç müdahale etmemesi içeri giren ziyaretçilerin xray cihazlarından geçirilmesi içinizdeki manevi duyguyu allak bullak ediyor. Siz manevi bir duyguyla, özgürce ve heyecanla bir camiye girmeyi arzularken bu kadar aşırı güvenlik insanın kendisinden bile kendini tedirgin eder hâle getiriyor. İnsan nereden nereye geldiğini sorgulamak zorunda kalıyor. Restorasyon çalışmalarının sürdüğü cami ise zaten ibadete kapalı, işte ramazan ayına özel bir düzenleme yapılmış ama cami yok hükmündeydi. Devasa örtü ve levhalarla, brandalarla kaplanmış olan cami çevresi birkaç yıldan beri aynı görünümde. Bu nasıl yenileme ki yıllardır devam ediyor?
Ziyaretçiler ise sürekli bir gözetim altında. Sanki darphaneye girmiş gibi bir sıkılık neden? Saatlerce yol katedip geldiğiniz ziyareti 3-5 dakikalık sürede burnumuzdan getirmek için daha fazla uğraşmaya gerek var mıydı bilmiyorum.
Aşırı sayıda elemanın görevlendirildiği cami ziyaretine oranla avluya yapılmış olan çadır-kondu namazgâh ise manidardı. Böyle bir yerde böyle kutsal bir emanet ve yaşanan organizasyon sıkıntılarını şehrimizin yöneticilerine müdahale etmeleri için arz ediyorum. Saygılarımla...
Erol Kara-İstanbul
Niçin ısrarla tüp bebek?
Feridun Ağabey, yeni evliyiz ama ikinci senemize girdik hâlen bebeğim olmuyor. Doktora gittiğimde kist ve mantar sebebiyle tedavi uyguladılar. “Bebeğim olacak mı?” diye sorduğumda konuyla ilgili en az bir sene geçmesi gerekiyormuş. Özel hastaneye gittiğimde ise beni muayene sonrası tüp bebek sahibi olmaya yönlendirdiler. Geçen bir arkadaşımla konuşuyordum ona da aynını yapmışlar. Ama bir hekimden dinlemiştim. “Tüp bebek konusunda zaten hastaları muayene edip içlerinden çocuğu olabilecekleri seçiyor. Sonra onlara hormon vb. tedavisi uyguluyorlar. Sonra da tüp bebek yöntemi uyguluyorlar. Böylece on kişiden beşinin bebeği olduğu zaman da 'biz yüzde elli başarılıyız' diyorlar. Hâlbuki yüz kişiden sadece on kişiyi alıp onlara tedavi uygulayıp içlerinden yarısı hamile kaldığı için o oran esasında % 5’tir” demişti. Bakanlığımız normal doğum konusunu ısrarla önerirken kadınları ısrarla sezaryenle doğuma yönlendirdikleri gibi biz anne olmak isteyenleri de tüp bebek sahibi olmaya yönlendiriyorlar...
Rumuz: “Pıtırcık”-İstanbul
Babalar gününde doğunca…
“Feridun Ağabey, 19 Haziran babalar günü ya. Biliyor musunuz, ben babalar gününde babama armağan gibi doğmuşum. Yani babamın babalar günü hediyesi ben kendimim. Ben babamın minnoş kızıyım. Onun için çok sevinçliyim. Bu sevincimi size yazıp göndersem köşenizde yayınlar mısınız? Ben Türkiye gazetesini çok seviyorum. O bize hem güzel bilgiler yazıyor. Hem biz okuyucularına gazetede yer veriyor. Çok teşekkürler”
Rumuz “Z.N.”-İstanbul
Kitap gönderenler için soy isim düzeltisi
Feridun Ağabey, ben Kırklareli E Tipi Kapalı İnfaz Kurumu D/15 koğuşundan Hüseyin Atkan. Ağabey benim durumumu köşenizde yayınlamışsınız. Çok teşekkür ediyorum. Ama soy ismim "Atakan" değil "Atkan" olacak. Benim soy ismim olmaz ise gönderilen kitaplar bana ulaşmaz.
Size hatalarımın geç de olsa farkına vardığımı yazmıştım. İnsanın ne yaparsa cahillikten yaptığını fark ettiğimi söylemiştim. Ve bu köşe aracılığıyla okurlarınızdan ellerindeki okudukları kitaplardan, dergilerden, defter kalem vb. göndermelerini arzu etmiştim. Adresimi tekrar ediyorum: E tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu D/15 Koğuşu-Merkez/Kırklareli. Sizlere ve tüm okuyucularınıza gönderecekleri kitaplar vb. için tekrar teşekkür ediyorum...
Hüseyin Atkan-Kırklareli