“İmdat diyorum, ben yok olunca mı duyacaksınız sesimi?”

A -
A +
İmdat diyorum Feridun Ağabey… Bildiğim tanıdığım, ulaşabildiğim herkese bir el açmadığım kaldı. Eğitim çağında okuyan çocuklarım var. Bir aile reisiyim. Ben bir esnafım. Bu ülkenin vatandaşıyım. Bir kuru temizlemeciyim. Ağabey, hayatım bundan birkaç sene önce bir trafik kazası ile altüst oldu. Yaya olarak yürürken dikkatsiz bir sürücü gelip çarptı bana. Günlerce komada kaldım. Öldürmeyen Allah öldürmez derler. Hastaneden taburcu oldum ama ticaret hayatım altüst oldu. Sağdan soldan ufak desteklerle çocuklarıma verilen ufak eğitim yardımlarıyla ayakta durmaya çalıştım. Daha tenha bir sokakta mesleğimi yapmaya çalışmaktayım. Ancak hem eski gücüm yok, hem eskisi gibi müşterim yok. Ama devam ettirmem gereken bir hayat var. Birikmiş ödemelerim var. Şu anda beş on bin lira sıkıntı sebebiyle her şeyin bittiği noktaya geldim. Esnaf Kefalet'e gidiyorum, ticari sicil soruyor, kefil soruyor. Böyle olmayan biri onlardan niçin kredi alsın? Esnafın başına bir hâl geldiğinde yardımına koşmadıktan sonra dernek olmanın kooperatif olmanın ne faydası var... Ağabey şu anda da acilen icralarımı durdurmak için bin-iki bin lira bir yardıma borç olarak da olsa ihtiyacım var. Bu konuda elimden tutacak, iş verecek, borç verecek bir hamiyetperver varlıklı bir insan yok mu ülkemizde?
       Kuru Temizlemeci-İstanbul
 
 
İzmir’den Konya’ya 46 saatte giden APS mi olur?
 
“Feridun Ağabey, benim size PTT ile ilgili bir şikâyetim var. Mümkün olursa yayınlar mısınız? Ben İzmir'de oturuyorum. Konya'ya acil bir mektup göndermem gerekti. Mektubu APS ile 12 Mayıs Perşembe günü saat 11:40’ ta gönderdim. PTT’nin gönderi takip bölümünden de sürekli inceledim. Mektup 13 Mayıs Cuma günü,  saat 09:30’da Konya'ya varıyor. Ben “mesai saati içinde teslim edilir” diye sevinirken meğer yanılmışım. Çünkü dağıtıma 23 saat sonra, yani 14 Mayıs Cumartesi 08:40’ta veriliyor. Alıcıya ise aynı gün 09:37’de veriliyor. Yani bir APS mektup, İzmir'den Konya'ya 46 saatte gidiyor. Cuma günü mesai saatinde yetişmediği için de işimiz görülmüyor. PTT’yi bu hassasiyetinden (!) dolayı tebrik ediyorum. PTT’den bu verilen komedi gibi hizmet için mantıklı bir cevap bekliyorum. Mektubumun barkot numarası: AP 05092981923’tir. Saygılarımla.”
         Şahin Galip Durum-İzmir
 
 
Bir bebek emzik için ağlatılır mı?
 
Ben bir anne olarak geçen hafta kahroldum Feridun Ağabey? Yeni evli bir aile gördüm İstanbul Fatih’te. Vitrin gezerken iki üç yaşlarında bir çocuk babasının kucağındaydı. Annesi yanı başında vitrinlere bakıyordu. Baba ise hanımının gösterdiği eşarplara, ayakkabılara, yeni moda abiyelere, gelinliklere filan bakıyordu… Ama babanın kucağındaki çocuk ağlamaktan göynümüş haldeydi. Allah’ım ne baba çocuğuyla ilgileniyor ne anne çocuğunun ağlamasını duyuyor. Arada bir babası “Ne istiyorsun oğlum, söyle” filan diyor o kadar. Çocuk babanın kucağında içini çeke çeke ağlaya ağlaya giderken dayanamadım “Ay yavrum bu çocuğu niye böyle ağlatıyorsunuz” dedim. Ne deseler beğenirsiniz: “Emzik istiyor da...” Emziği de otoparkta arabada bırakmışlar. Bir eczaneden ya da marketten bir tane daha emzik almayı akıl edemiyorlar. Bu ne biçim duyarsızlık anlamadım. Bu insanların merhamet duygusu mu kalmamış? Çocuk yetiştirmeyi mi bilmiyorlar?
           Hayriye Kaymaz-İstanbul
 
 
“Kimseye güvenip derdini anlatamıyor”
 
Deutschland’dan gönderdiği mektubunda A4 kâğıdına “A’dan Z’ye kimseye güvenemiyoruz, bu nedenle ismimizi yazmaya korkuyoruz” diyerek emeklilikle ilgili -belli ki kendini de ilgilendiren- birkaç köşe yazısı fotokopisi gönderen ama kendi derdinin ne olduğunu net yazıp göndermeyen değerli okuyucumuz, biz size güveniyoruz. Bize yazıp gönderirseniz gönderen kısmına ne yazılmasını isterseniz -istemeyebilirsiniz de- ona göre derdinizi yetkililere iletiriz. Selamlar...
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.