Kanseri kim anladı ki biz anlayalım?

A -
A +

Bize soruyorlar. Diyorlar ki: “Uzman psikolog ve onko psikologlarla birlikte bir anket hazırlamışlar. Amaçları toplumda kanserle alakalı farkındalık düzeyini anlamak ve çıkacak haritaya göre çalışmalara yön vermekmiş. Bu ankete herkesin katılmasını istiyorlar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Anket olarak değerlendirebilirlerse daha yeni şahidi olduğumuz bir hastamızın durumunu anlatmak istiyorum. Kanser hastası bir yakınım var. Aslında kanser değilken kendini kanser ettiği için hepimiz ona kızıyoruz. Akciğerinde bir röntgen anında tespit edilen minik bir kara lekeyi kafasına taktı. Gittiği doktordan bir tanesi o minik kara leke için “sakın dokunma ona” diyor ve ekliyor "dokunursan eğer mezarını da hazırla!”
Bir başka doktor da diyor ki: “O minik lekeyi tam zamanında yakalamışken almalıyız. İleride büyürse önünü alamaz hale gelebiliriz.”
Hastanın aile dostu olan göğüz hastalıkları uzmanı doktor akrabamız diyor ki: “Bu leke onda beş altı seneden beri var ve aynı büyüklükte."
Bu hastamız ne mi yaptı? Ben size ne yaptığını söyleyeyim. Hiçbir şeyi yokken, o lekenin korkusu ve endişesiyle “ameliyat olmalısın” diyen doktorun sözüne uydu. Ameliyat oldu. Ardından Kemoterapi radyoterapi gördü… Ameliyatın üzerinden ikinci seneye girdik.
Şimdi mi? Yatağından kalkamaz hâlde perişan durumda ve “dokunursan mezarını da hazırla!” diyen hekimin sözüne doğru ilerliyoruz. Hekimlerin bile birlik olamadığı bir durumda vatandaşın size ne gibi bir faydası olur bilemiyorum.
            Okan Beyceoğlu-Sivas

 

Sevgi dolu kalplerden kimseye zarar gelmez

Bir dua bin orduyu perişan eder. Elinden bir şey gelmeyen, diline yüklensin. Dua edelim.
Bu güzel, her yeri, her mevsimi cennetten bir köşe gibi olan memleketimizin, bu nimetlerinden son damlasına kadar yararlanıp ve fakat aynı zamanda onu yakıp yıkmaya çalışanlara fırsat vermeyelim.
Hiçbir şey yapamıyorsak dua edelim. Kimse hatadan münezzeh değil, başımızdakiler evliya da değil.
Yapılan hizmetleri görmezden gelip en ufak bir hatada saldırı oklarını çıkaranlar bilsinler ki, başımızdakiler aynamızdır. Biz sevgi dolu ve iyi niyetli olursak idarecilerimiz de öyle olur.
Bizim ülkemizden veya başka ülkelerden edilen bir yetim duası bile hepsini tuzla buz eder. Ben buna inanıyorum. Siz de inanın, "elimden ne gelir" diyen tüm kardeşlerime sesleniyorum:
“Dilinizden çok şey gelir.”
Güzel memleketimizin huzuru ve refahı için, her gün beş vakit, her vakit duaya duralım ne olur!
           Mestan Can-İstanbul


Bahçede çalışan okul müdürü

Millî Eğitim Bakanlığı otuz bin öğretmen daha alacakmış. Hem yeni atanacak olanlara hem eskiden beri öğretmenlik yapanlara Avrupa’da 25 yılını geçirmiş bir vatandaş ve bir öğrenci velisi olarak seslenmek istiyorum. Öğretmenliğinizi elbette maaş alıp kendinizi ve ailenizi geçindirmek için yapacaksınız ama öğreteceğiniz çocuklarınız için gerçekten bir öğretici olun. Biz Fransa’ya geldiğimizde çocuğumuzun okuyacağı okulu araştırırken gittiğimiz okulda okul müdürünü sorduğumuzda bahçede bir tişört ve bir kot pantolon içinde bahçıvan gibi çalışan bir kimseyi göstermişlerdi. Şaşırmıştık ilk önce. Meğer gerçekte o kimse okulun A’dan Z’ye her şeyiyle ilgilenen kişisiymiş. Kravat ve takım elbise giyerek makamda oturmak yerine bizzat okulunda esas sorumluluğunu yüklenmeyi tercih etmiş. Bunun ne derece önemli olduğunu TGRT’de yayınlanan Aziz Mahmut Hüdayi filmini izlerken anladım. Orada da hoca arayan Kadı Mahmut bahçede çapa yapan ihtiyarı görünce bahçıvan zannetmişti. Avrupalı bizim geleneğimizdeki eğitim sistemini alıp uyguluyor unutmayalım.
           Servet Altunkeser-Strasbourg

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.