Kuyumcukent İstasyon Şantiyesi

A -
A +
İstanbul Büyükşehir Başkanlığı, Raylı Sistem Daire Başkanlığı, Avrupa Yakası Raylı Sistem Müdürlüğünün sorumluluğunda başlatılan ve İkitelli-Ataköy arası Metro Hattı İnşaat ve Elektromekanik İşleri için öncelikle şehrimize ve Ataköy’den başlayıp Yenibosna, Çobançeşme, Kuyumcukent, Doğu Sanayi,  Mimar Sinan, Evren Mahallesi Güneşli, Halkalı Cad. 212 AVM, Mehmet Akif, Bahariye, Masko, İkitelli Güney Sanayi istasyonlarından oluşan bölgemize böyle bir ulaşım ağı getirdiği için Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ediyoruz.
Ayrıca Kuyumcukent İstasyon Şantiyesindeki görevlilerin, ilk günlerde özellikle gece yarılarına kadar başlattıkları hummalı çalıma esnasında çevreye yayılan sinir bozucu ve çocukların korkmasına yaşlı ve hastaların gecelerinin kâbus olmasına sebep olan şiddetli gürültü, duyarlı yöneticilerin gece çalışmasını sonlandırması sebebiyle son bulmuştur. Bunun için de semt sakinleri olarak Kuyumcukent İstasyon Şantiyesindeki görevlilerine çok teşekkür ediyoruz.
 
Çocuklarım "anasız" kaldı ona kahroluyorum!
 
“Ben bir anneydim, şimdi hapisteyim. Evlenirken ne güzel hayallerim vardı. Benim de evim yuvam, çocuklarım olacaktı. Ama daha bir gün görmeden hayatın çilesi ilmek ilmek boynuma geçti. Ne huzurlu bir evlilik hayatım oldu, ne çocuklarıma bir bayramlık alabildim ve ne de düzenli bir sofra kurabildim evime... Kendine hayrı olmayan, kazanmak şöyle dursun, elimde avucumda üç beş kuruş görse alıp "kafa çekmek" isteyen bir derbederin eline düşmüştüm. Bu ev namusumdu. Bırakıp gidemezdim. Baba evine gitsem anam babam zaten kendine zor bakıyordu. Ah o gece-gündüz demeden her öfkelendiğinde kafa-göz tekme-tokat attığı dayaklar. Artık dayanılır gibi değildi. O gülen gözler, mor halkalarla çevrelenmiş kurumuş yanaklarım güneşten kavrulmuştu.
O akşam yine hiç suçum yokken tekme-tokat girişirken canıma tak ettiği anda “vurma yeter, sen bela mısın?” diyerek elime geçen nesneyle ben de ona çarptım.
Sonrasını hatırlamıyorum bile. Ellerim kelepçeli götürüldüğüm karakolda komiserin nüfus kâğıdındaki resmine bakarak deri bir kemik kalmış beni görünce “vah vah ne hâle gelmiş” diye mırıldanışını unutmuyorum. Kendime değil çocuklarım anasız kaldı ona kahroluyorum. Bir de Allah’ın verdiği canı ondan başkası almamalıydı. Bunun vicdan azabını yaşıyorum. Yıllarca ne çileler çeken benim, şimdi katil olan yine ben... Rabbim bu acıya nasıl dayanırım ben?..
         Rumuz: “Kader”-Tekirdağ
 
Ailemi depremde kaybettim
 
Feridun Ağabey, ben E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu/Merkez Kırklareli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlüyüm. 4 yıldır cezaevindeyim ve daha da 6 yılım var. Bana dışarıdan yardım edecek hiç kimsem de yok. Ailemi depremde kaybettim. Maddi ve elbise sıkıntım var. Sizlerden okurlarınızdan tarafıma maddi yardım ve elbise gönderen olursa diye yazdım. Ben “M Beden” giyiyorum. Eşofman kot pantolon, gömlek, kazak, penye, kışlık mont gibi ihtiyaçlarım var. Şimdiden sizlere ve değerli okuyucularınıza teşekkür ediyorum.
      Yıldım Akbaş-Kırklareli
 
Daha ne kadar bekleyeceğiz?
 
Feridun Ağabey, Yenibosna’da İhlas Holding ile İhlas Yuva Sitesi tarafındaki boş arazide birçok köpek kontrolsüz bir şekilde dolaşıyor. Bu konuyu geçenlerde de yazdınız. Biz de bir sonuç alacağımızı ümitle bekledik. Ama hâlen hiç kimsenin ilgilendiği yok. Özellikle köpek fobisi olanlar bu mesafeyi "korku geçidi" gibi görüyorlar. Bana olduğu gibi kaç kişiye de hiç umulmadık anda önüne geçip saldırıyorlar. Ben  o gün üzerime saldıran köpeğe karşı durmayıp kaçsaydım büyük ihtimalle diğer köpeklerin de katılmasıyla sonu bir felakete yol açabilecekti. Bu köpeklerin bir olumsuzluğa sebep olmaması için artık belediyenin harekete geçmesini ve köpekleri uygun köpek barınaklarına almalarını rica ediyoruz. Lütfen Belediye bu konuya duyarsız kalmasın! Saygılarımla...
          Akif Pırlanta-İstanbul
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.