24 Şubat 2016 Çarşamba
Feridun Ağabey
Maliye haksız vergilendirme mi yapıyor?
Allah'ın selamı rahmeti bereketi üzerinize ve tüm İslam âleminin üzerine olsun. Kıymetli büyüğüm konum uzun, sınırlı yeri tek başıma işgal etmek istemediğim için özet geçmeye çalışacağım.
Kuyumculuk sektörü ile iştigal etmekteyiz. Daha Sayın Unakıtan zamanından beri gerek ilgili bakanların tweeter, facebook sayfalarına gerekse de Maliye Bakanlığına posta ile defalarca örnekler vererek yazdığım, birazdan belirteceğim haksız vergilendirme hususunda bir cevap alamadığım için sizin aracılığınızla bir kez daha sormak istedim.
Kuyumculukta açılış zamanı iş gereği yüklü alım yapılır, yani kilo bazında minimum 3-5 kg alınır, ancak bu gram ile satılır. Bir işte asıl olan kazanç, sermayenin artması ile olurken bizde oldukça farklı uygulanmaktadır. Daha iyi anlaşılması için örnek vererek izah etmek isterim.
A kişi gr fiyatı 50.000 TL iken 01. 01. 2015’te iş yeri açmak istesin ve 10 kg almış olsun. Bunun için 500.000 TL karşılığı 500.000+İşçilik bedeli olacaktır. Bizim asıl kazancımız, ödediğimiz işçiliğe ilave eklediğimiz kardır. Bir yıl sonunda yani 31. 12.2015’te, işler durgun olduğundan, fiyatlar sürekli çıktığından vb. kişinin iş yapamadığını düşünelim. Elinde hâlâ 10 kg altını olsun ve altının o anki gram fiyatı 100.000 TL olmuş olsun. Sermayeyi veren bir başka şahıs olsa işçisine “neden kâr edemedin?” diye sorarken -çünkü kuruluş sermeyesi 10 kg altındı- maliye “sen kâr ettin, sen işletmeyi açtığında 10 kg altının 500.000 TL idi bugün 1.000. 000 TL yapıyor. 500.000 TL kârın var. Sat vitrininden öz sermayeni azalt ve bana vergini öde!” diyor.
MANTIK BUNUN NERESİNDE?
Bunun neresi akıl mantık ve vicdana uygundur? Allah aşkına sormak isterim. Bugünkü muhasebe sistemine göre 350 TL’ye sattığımız bir yüzükte, yeri geliyor 300 TL kâr çıkıyor. Oysa asıl kâr 30-50 TL’yi geçmez. Siz bir taraftan kayıt dışı ile mücadele etmek adına “tüm ürünleri kayıt altına alın, yani faturalandırın” diyorsunuz. Diğer taraftan sanki kuyumcu artışı istermiş gibi sermayesi artmadığı hâlde, değeri arttığı için ondan vergi talep ediyorsunuz.
Kâr ne ise ondan vergi talep edebilirsiniz. Kaldı ki, her giderimizi masrafımızı gider olarak düşememekteyiz. Kim istemez aldığını en kısa zamanda nakde dönüştürüp tekrar alım yapmayı? Hükümetimizin bir an önce gerçek hayatta uygulanabilir, en az, en kolay, en makul ve mantıklı vergi yasalarını çıkarması ve bunun uygulanıp uygulanmadığını denetlemesi gerekir.
Devlet âdeta diyor ki: “Kazan ama lüks yaşama...” “Kazan ama aracın kaliteli, hayat düzeyin yüksek olmasın...” Çoluk çocuğun refahı için çabalarsın devlet bunu da kabul etmez, "ben alacağıma bakarım” der.
VERGİMİZİ SEVE SEVE ÖDEYELİM
Bizler 5-10 kg sermaye ile çalışırken ve bu sıkıntıyı yaşarken, büyükler 50-100 kg ile iş yapanların bu durumdan rahatsız olmaması da kafamı kurcalayan ayrı bir soru. Ancak onlar bir formülünü buluyor demek ki! Devlet elbette ki vergi alacak. Ancak ben bu vergiyi kaçırarak kısarak değil severek götürmeliyim. Devletim benim kazancımda gözü olur şekilde davranmamalı. Daha çok kazanabilmem için çalışmalar düzenlemeler yapmalı. Siz tüm iyileştirme ve iyi niyetlerinizi yaptığınız hâlde kaçırmak isteyen olursa onu affetmeyin; ancak bu şartlarda ticaret olmaz. Eğer gerçek bire bir uygulamaya kalkışılsa herkes iflas eder ki devlet iflası da kabul etmiyor. Benzer durum GMSİ’de (Gayrimenkul Sermaye İradı) var ama onu da başka bir zamanda ayrıca anlatmalıyım...
Umarım bu yanlışlıklardan dönülür ve vatandaş olarak devletin zoru ile değil de vatandaşlık görevi olarak vergimizi seve seve öderiz.
Millî Eğitim Bakanımıza teşekkür ediyoruz
Karabük’ten yazan 7. Sınıf öğrencisi bir minik okuyucumuzun eski okuluna dönme arzusunu, yayınlandığı aynı gün içinde yerine getirme talimatı ile öğrencimizi sevince gark eden Saygıdeğer Millî Eğitim Bakanımız Nabi Avcı Beyefendi ve Millî Eğitimimizin konuyla ilgilenen değerli yetkililerine öncelikle öğrencimiz adına, ayrıca gazetemiz ve okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız Sayın Bakanım. F.A.