Ülke genelinde 81 il ve bağlı ilçelerin MOBESE güvenlik kameraları ile donatılmasına ve birçok kent merkezinde MOBESE kameraları ile trafik denetimi yapılmasına rağmen "Mega Kent İstanbul'da ana arterlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin EDS kameraları ile trafik denetimi yapılıyor" gerekçesiyle, İstanbul'da MOBESE kameraları ile trafik denetimin yapılmaması büyük eksikliktir.
Mega Kent İstanbul'da 39 ilçede yaklaşık 6 bin 500 MOBESE kamerası mevcut. Bu MOBESE kameraları sadece asayiş ve terör amaçlı kullanılıyor. Bu MOBESE kameralarının ATIL durumda kalmaması için mutlaka İstanbul'da 39 ilçe emniyet müdürlüklerinin MOBESE merkezlerinde kameralar ile izleme yapan polislere de trafik cezası kesme yetkisi verilmelidir. Bu çok faydalı olacaktır.
Mega Kent İstanbul'da her ne kadar 3 bin 600 Fahri Trafik Müfettişi, trafik polislerine yardımcı olmak için trafik denetimi görevi yapıyor olsa da; insanlar yanılabilir. Ama teknoloji yanılmaz, en ufak bir hataya mahal vermez, MOBESE kameraları ile çekilen fotoğraflar sabit olduğu için, mahkemelik olma durumu olmaz. Bir de sürücüler trafikte MOBESE kameraları tarafından izlendiğini bilirlerse, daha dikkatli olacaklardır.
Örnek verecek olursak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin EDS kamerası bulunan kavşaklarda kırmızı ışıkta geçme oranı yüzde 90 oranında azaldı. Çünkü EDS kamerasıyla çekilen fotoğraf trafik ceza makbuzu ile birlikte kural ihlali yapan sürücünün adresine gönderiliyor. Bunu bilen sürücüler, EDS kameralarının bulunduğu ana arterlerde ve kavşaklarda daha dikkatli oluyor, trafik ihlali yapmıyor.
Dernek Yönetim Kurulu adına, "İstanbul'da 39 ilçe emniyet müdürlüklerinin MOBESE merkezlerinde kameralar ile izleme yapan polislere trafik cezası kesme yetkisi verilmelidir" önerimin Emniyet Genel Müdürlüğü'nce değerlendirilerek, gereğinin yapılacağına yürekten inanıyorum. (Başvuru yaparak, ilettim.)
Halis Kahraman-Fahri Trafik Müfettişleri Derneği
Bir semt 24 saat elektriksiz bırakılır mı?
"Feridun Ağabey; Bahçelievler Soğanlı’da ikamet etmekteyim. Yaşlı ve KOAH ve şeker hastası bir annem var. Günün belirli saatlerinde oksijen soluması gerekiyor. Ama elektriklerimiz kesik olduğu için hem solunum cihazını kullanamıyoruz. Hem de biz bir şekilde kendimizi idare etsek de annem yaşlı olduğu için ısınamıyor üşüyor. Elektrik idaresini aradığımızda orta gerilim arızası diye cevap veriyorlar. Şu saatte gelecek diyorlar. O saatte gelmiyor. Şu saatte diyorlar o saatte de gelmiyor. Hangi arıza olursa olsun bir meskûn bölgenin elektriği 24 saat kesilebilir mi? Bu nasıl bir sistemsizliktir, nasıl bir sorumsuzluktur? Benim annem hastalanırsa onun tedavisinden ve sağlığından kim sorumlu olacaktır? Evde elektrik olmadığı için aksayan işlerimizden kim mesul olacaktır? Kendileri fatura ödeme tarihi iki gün geçince gelip sorgusuz sualsin elektriğimizi keserken, üstüne faiz eklerken vatandaşa yapılan bu sorumsuz uygulamanın bir bedeli onlara olmayacak mıdır? Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın bizlerin hakkını korumak adına başlattığı sıkı denetimlerini bu elektrik dağıtım firmalarına da yaptırmasını istiyorum. Saygılarımla..."
Rumuz: "Vatandaş"-Bahçelievler/İstanbul
"Çabuk geç kalma erken gel!"
Sağlık Bakanlığının izniyle ve ilgisiyle yayınlanan kamu spotu tarzı reklamlar toplumu bilinçlendiriyor mu, yönlendiriyor mu belli değil. Kanser üzerine insanlar âdeta “erken teşhis” denilen sihirli cümleyle büyüleniyor. “Erken teşhis hayat kurtarır!”, “Kanserden korkma geç kalmaktan kork” gibi yönlendirmeler insanları sağlık merkezlerine doğru âdeta itiyor… Ama onca reklama rağmen ya insanlar çağrılara duyarsız kalıyorlar ya da sağlık merkezlerimiz hastalara doymuyor olmalı ki şimdi de şarkı sözleriyle etkilemeye çalışıyorlar. “Sakın geç kalma erken gel!” Bu reklamlar yetmiyor. Bir de televizyon programına konuk olan doktorlar “hastalığın belirtileri” diye bir saymaya başlıyorlar ki bu belirtilere bedeninde rastlamayan insan neredeyse yok gibi. Ne yapalım yani hepimiz hastanelerde kuyruk mu olalım? İnsanlara erken gel diyene kadar insanları kanser edenlerle niçin uğraşmıyorsunuz canım kardeşim? Kanserojen madde içeren gıdaları bize haber veriyorsunuz da siz niçin üretimine satımına müsaade ediyorsunuz. Sonra da “sakın geç kalma erken gel”... Hastanelerin onkoloji servisleri tıklım tıklım. Bunun erkeni mi kalmış?
Mehmet Harmanlı-Ankara