Ne pahasına olursa olsun, doğruluğuna kalben inandığım düşüncelerim için kalem oynatırım. Düşündüklerim gerçekleştiğinde de bu konuda zerre bir katkım olursa da ecir ve sevabını düşünür mutlu olurum.
70 yaşından sonra bu dünyadan başka ne bekleyebilirim ki?
Bilindiği gibi körfez geçiş köprüsünün hizmete açılmasına inşallah az kaldı. Daha önce başka hükümetler döneminde de ihaleleri yapılmıştı ama bir kazma bile vurulmadan konu kapanmıştı.
Bu köprünün isim konusunda Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi’nin ismi verilmesi ise çok isabetli oldu. Bursa ve Bilecik ilçeleri Osman Gazi’nin hatıraları ile doludur.
1977 yılından beri her yaz bir aksilik olmaz ise Balıkesir Edremit’e bağlı Akçay beldesine gitmekteyiz. Mütevazı evimizde Kazdağları’nın temiz havasını teneffüs etmek. Hem fiziki hem ruh sağlığı yönünden bize iyi gelmektedir.
Yolculuk genellikle uzun olup bazen 9 saati bulmaktadır. Körfezde feribot kuyruğu, ayrıca körfez geçişindeki bir saatlik süre vb. yolculuğu hayli uzatmaktaydı. Bu köprünün açılacak olması çok isabetli bir hizmet olmuştur. Bir de İstanbul Çanakkale üzerinde deniz güzergâhından da deniz otobüsleriyle yararlanmalıdır. Selamlar.
Necdet Akman-İstanbul
Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar
Feridun Ağabey, Kimsenin ticaretine karışmayız. Herkes reklam yapabilir elbette. Herkes kazancına kazanç katacaktır. Ona bir şey diyemiyorum da ben asgari ücretle evini geçindirmeye çalışan bir tekstil çalışanıyım. Ramazan günlerinde iftar sofralarına özel yapılan reklamlar bizim bile ağzımızı sulandırıyor. Biz büyük olarak o sucukları, pastırmaları, nar gibi kızarmış piliçleri, dilim dilim peynirleri gördükçe iç geçiriyoruz ama evdeki küçük çocuğumuz resmen o reklamlar geldiğinde hemen “baba bana da al ne olur” diye yalvarıp ağlıyor. Televizyonu mu kapatalım reklamlar çıktıkça, çocuğun gözlerini mi kapatalım? Almaya paramız yok ne yapalım? Bu reklamları yapanlar bu çocukların canı çeker diye hiç mi düşünmüyor? Hiç mi göz hakkı hatırlarına gelmiyor? Rahmetli anneannem derdi ki “biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar” onlar yiyor biz bakıyoruz abi. Sadece bakıyoruz.”
Rumuz: “Sefer”-İstanbul
Tamburi Cemil Bey çalsın yine eski plakta
Feridun Ağabey merhaba, Türk Sanat Müziği ile ilgili olarak yakın tarihimizde yetiştirdiğimiz büyük ustaları hatırladım. Öyle bugünün yeni yetişmeleri gibi üç beş ayda unutulmayan tarihe miras kalan isimler. Bugün rock müzik piyasasında bir eser yapıldığında en fazla üç ay sonra unutulup gider. Ama Dede Efendiler, Itriler ve Tamburi Cemil Beyler bizlere ne müthiş eserler bırakmışlar. Bir müddet önce Kültür Bakanlığımız, Dede Efendiler, Itriler ve Tamburi Cemil Beylerin bu eserlerini usta sanatçılara okutmuşlardı. Bizlerin istifadesine sunmuşlardı. Ben Kültür Müdürlüğümüze başvurmuş ve almak istediğimde bana bu eserlerin CD’lerinin bittiğini söylemişlerdi.
Günümüzde sanat müziği ve halk müziğinin unutulmaya yüz tutuğunu ve gençlerimizin çağdaş olduklarını iddia eden Avrupa’nın sırf kuru gürültü heyecan müziğini sahiplendiklerini görmekteyiz. Burada âcizane ben “şu iyidir şu kötüdür” demeyeceğim fakat her aklıselimin söylediği şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki rock müziğin bizim kültürüyle bağdaşır bir yanı yoktur. Bu müzik türlerinin bir kısım sanatçılarının görselleri var ki gerek söylemleriyle gerek giyim kuşamlarıyla bizlerin inancına ve geleneklerine hiç uymaz. Bundan kendi öz kültürümüzü kendi sanatımızı sanatçılarımızı yaşamalı yaşatmalıyız diye düşünüyor, Kültür Müdürlüklerimizin bu CD’leri yeniden biz vatandaşların istifadesine sunmalarını istiyoruz.
Nizamettin Bekâr-Trabzon
Teşekkürler Feridun Ağabey
“Muhterem Feridun Ağabey, çarşamba günü bu köşede benim yazımı okudum. Bir kez daha can u gönülden teşekkür ederim. Allah razı olsun. Ramazan-ı şerif ayınız hayırlı olsun. Okuyana anlayana gerçekten adaletli olanlara selam olsun. Saygılarımla.”
Mahmut Bakan-İnşaat ustası