Feridun Ağabey, benim 47 yaşında bir ağabeyim var. Bundan 4-5 yıl önce felç geçirmişti. İkinci olarak da 1 Temmuz 2015 yılında felç geçirdi. Hekimler beyninde otuz iki damarının tıkanmış olduğunu söylüyorlar. Eskişehir Demiryolları Hastanesinde bir süre fizik tedavisi görüyordu. Bu tedavilerden birinde, tedavi sırasında düşüp bayıldığını doktorlar da müşahede ettiler. Ağabeyim üç defa sağlık kuruluna girdi. Her defasında “çalışamaz” raporu verildiği hâlde nedense malulen emekli sayılmadı. Çünkü Sağlık Kurulu emeklisini onaylamıyor.
Ağabeyimin durumu inanın bana içler acısı. Sürekli ilaç alması gerekiyor. Dengesini sağlayamıyor. Hatta bazen tuvaletini bile altına kaçırıyor. Eşi sağ olsun o hâlde ağabeyime bakmaya çalışıyor. Ne var ki onun da bir gelirleri olmadığı için çok mağdur durumdalar.
Annem 71 yaşında, babam 76 yaşında bir memur emeklisi. Maddi yönden çocuklarına yardımcı olamadıkları için kahroluyorlar. Ben de evliyim, ev hanımıyım; maddi yardım etme imkânımız yok. Sayın Sağlık Bakanımız Recep Akdağ Beyefendiye köşeniz aracılığıyla sesimi duyurmak istiyorum. “Sayın Bakanım ağabeyim ve ailesi çok perişan durumdalar. Lütfen Allah rızası için sesimizi duyun ve bize malulen emeklilik konusunda yardımcı olun. Hürmetlerimle.”
Fatma Can-Simav/Kütahya
“Rahat olun, kardeşleriniz elinizden alamaz”
Geçtiğimiz hafta “Kardeşlerim daireyi elimizden alabilir mi?” başlığıyla yayınladığımız okuyucumuz Nevzat Tatlı özetle diyordu ki: “Mülkiyeti babama ait olmak üzere, iki katlı 400 m2 arsalı binayı; eşim, ben ve babamın ortak harcamasıyla 6 daireli hâle getirdik. Arsa babamın üzerineydi. Daireler tamamlandıktan sonra kat mülkiyeti tapuları çıkartıldı. Hisseli tapularımızı ve sonra kat mülkiyeti tapularımızı aldık. Diğer kardeşlerim babam vefat ettikten sonra dava açıp şu anda oturduğumuz daireyi elimizden alabilirler mi?” Okuyucumuza Altındağ 8. Noterinden gelen bilgiyi paylaşıyoruz: “Türkiye Gazetesinin 23.05.2016 günlü sayfanızda 'kardeşlerim daireyi elimizden alabilir mi' başlıkla yazı ile cevap arayan okuyucunuza: Rahat olsun alamazlar, diyorum. Saygılarımla."
Ahmet Günal-Altındağ 8. Noteri-Ankara
İş güvenliği için daha sıkı tedbirler alınmalı
"Feridun Ağabey, öncelikle belirteyim ki bu köşede yazılarımızı yayınladığınız için size çok teşekkür ederim. Ayrıca geçenlerde Osman Ünlü ve İsmail Kapan Beyin Manisa’da konferans vermeleri bizi çok mutlu etti. Bu teşekkürümden sonra bir de düşüncemi sizinle paylaşacağım.
Geçenlerde oturduğum sitenin bir apartmanında dış cephe boyası yapılıyordu. İşçiler demir iskeleye konulan kalasların üzerinde 5. katta düz yolda gider gibi giderek çalışıyorlardı. Allah korusun tansiyon düşse, denge kaybetse en ufak bir emniyet tedbirleri yok. Onlar düşünmezse işveren niye düşünmüyor! Bir haberde görmüştüm. Avrupa’da bu şekilde iskele çöktüğünde iki işçiye de bir şey olmamıştı. Çünkü emniyet kemeriyle bağlıydılar. Bizde ise 3. kattan düşen bir işçi yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Tedbir niye bizde önemsenmez? İşverenlerin bir kısmı niçin üç kuruşluk tedbir için paraya kıyamaz da işçisini riske atar? Bu konuda üzüntümü sizin aracılığınızla dile getirmek istedim. Saygılarımla.”
İsmi mahfuz-Manisa
“Haciz mağduru isem her gün mü aranmalıyım?”
"Feridun Ağabey, ismi sizde mahfuz bir GSM şirketinin avukatı bizi sürekli arayıp icraya gelmekle ve borcumuzu ödemediğimiz için hapse attırmakla vb. korkutmaya çalışıyor. Borcumuzu ödemekte zorlandığımızı ama ödemek için gayret ettiğimizi söylememe rağmen evimize icraya gelme tehdidiyle bana psikolojik baskı kuruyor. Aile huzurum kalmadı. Evimize haciz gelecek diye sinir harbi yaşıyoruz. Eşimin kendisine bir zarar vereceğinden korkuyorum. Bunu kendisine ilettiğimde 'benim sorunum değil' diyor. Her şey sadece paradan mı ibaret? Bu konunun hiç insani yönü, biraz toleransı, biraz empatisi yok mu?"
“Çok üzgünüm”-İstanbul