Yılbaşı iznimde Edirne’nin Keşan ilçesine gittim. Gitmez olaydım. Tatilim zehir oldu. İki çocuğum da hastalandı. İlçeye bir girin kömür dumanından nefes alamazsınız. Hele gece dışarıya çıkılmaz bir durum var. O güzelim Keşan gitmiş, yerine bambaşka bir Keşan gelmiş. Bahçeli ev neredeyse hiç kalmamış. Beşer katlı beton yığınlar sıralanmış. Sanki duvar örülmüş dersiniz. Yazık çok yazık, yavrularımızı düşünmüyoruz. Bu yavrular nasıl büyüyecek, nasıl hava alacak? Mühendislere müteahhitlere sesleniyorum. Lütfen bina yaparken dikkatli olalım. Bahçeli bloklar yapalım. 3-4 ağacımız olsun. Çocuklar yeşil görsün. Şunu da hatırlatmak istiyorum. Hiçbir binanın altında otopark yok. Lütfen binalarımızı yaparken otoparklarını da projeye dâhil edelim de yollarımız araba galerisi gibi olmasın. Yetkililere çok iş düşüyor.
Tedbir alınsın iş işten geçtikten sonra bir şey ifade etmiyor. Dairemiz büyük olsun da bahçemiz olmasın demeyelim. Dairemiz biraz küçük olsun ama bahçemiz de olsun. Naylondan giyerek naylondan yiyerek naylon olduk. Bırakın manzarayı gökyüzünü göremeyeceğiz bu gidişle. Bakın yağmur yok, kar yok. Soluk alamayacak duruma geldik. Haberiniz olsun...
Zişan Tülek-Balıkesir
Terör ve cinayetlerin panzehrini açıklıyorum
Ülkemizin gerek işlenen cinayetler gerekse terörden çok çektiği bir dönemde şu önerilerimi yetkililere ulaştırmak istiyorum:
Öncelikle düşünce ve ifade özgürlüğüne yeni düzenlemeler getirmek gerek. Teröre destek veren ister vekil, ister profesör, ister sanatçı kim olursa olsun mutlaka tutuklanmalı ve çok ağır cezalara çarptırılmalıdır. Teröre eylem olarak katılanlar ise ellerinde öldürücü patlayıcı silah vb. bulunduğu ispatlandığında idam cezası ile tecziye edilmelidir. Açık alanda gösteri yapmaya asla izin verilmemelidir. Basın açıklamaları ve düşünce ifade etmeler sadece kapalı alanlarda ve serbestçe yapılabilmelidir ama tenkit ve eleştiriler de ülkenin kültür ve görgü kuralları içinde olmalıdır.
Mahalli seçimler kaldırılıp hem muhtar hem de belediye başkanları için gelecek dönemdeki seçim ilga edilmelidir. Belediyeler bu süre zarfında sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır. O zaman teröre destek veren belediyelerin ifşaatları ortaya çıkacaktır.
Taammüden işlenen cinayetler için de gerektiğinde ölüm cezası mutlaka getirilmelidir. Avrupa’da da terör estirildiği için artık bu konudaki haklılığımızı onlar da anlamalıdır. Anlamazlarsa AB alsın kurallarını başlarına çalsın. Televizyon gazete gibi yayın organlarındaki programlar denetlenmeli, ahlak dışı yayınlara ağır maddi cezalar getirilmeli tekerrür etmesi hâlinde ise kapatma hükümleri uygulanmalıdır.
Terör ve cinayetlerin panzehri iki unsur var. Birincisi yerli ve millî bir eğitimle ahlaki bir toplum oluşturmak… Diğeri de cezai müeyyidelerin ağırlaştırılması ve caydırıcılığın teminini sağlamaktır...
N. A.-Malatya
Çakır gözlü yeni yetme gence bak sen!..
Feridun Ağabey, iyi ki varsın. Duygularımızı senin sayende artık burada açıklıyoruz. Şu çakır gözlü yeni yetme gence bak sen ağabey! Kahvaltı haberi sunan bir delikanlı var… Art niyetli olduğunu zannetmiyorum ama ona bir şey söyleyin ne olur. Sabah sabah ekranlardan kafa mı ütülüyor, bizimle kafa mı buluyor anlayamadım?
“Okuduğum kitaplardan biliyorum” diyerek bize çocuk yetiştirme konusunda salık veriyor. Neyi mi biliyormuş? Çocuk yetiştirme konusunu. Çocuk ilgi istiyorsa ne yapacakmışız? Ona vakit ayıracakmışız. Onu gezmeye götürecekmişiz. Sinemaya, tiyatroya sosyal etkinliklere katacak ve hayata alıştıracakmışız. Söylemesi ne kadar kolay… Kitaplardan hayata bakarsa işte böyle konuşur sadece. Kendisi evli değil ki evliliği bilse, baba değil ki çocuk yetiştirmeyi bilse. Çocuğunu tiyatroya götürmeyi bırak, yarın ödevi için kırtasiyeden ek malzeme almaya para bulamayınca çocuk öteki odada ağlarken biz beriki odada kara kara düşünen asgari ücretli babayız. Bu duygu kitaplardan öğrenebilir mi ağabey? Sabahın köründe yola çıkıp bir poğaça ile öğleyi bekleyen, akşama kadar mesai yapan akşam da külçe gibi eve dönen bir işçi çocuğuna nasıl vakit ayıracak söyler misiniz? Emekli olduktan sonra bile çalışmak zorunda kalan anne babaların ülkesinde böyle havadan sunuculuk olur mu?..
Süleyman Atakan-İstanbul