Feridun Ağabey bu yazıyı yayınlarsanız çok sevinirim. Trafik sigortasındaki % 300-400’e varan fiyat artışları sigorta şirketinin zarar etmesiyle açıklanamaz. Bu zamlardan önce sigorta şirketleri % 300-400 zarar mı ediyorlardı? Zarar etseler bir gün yapmazlar bu işi. Ama dert başka, sigorta şirketlerinin çoğu yabancı sermayelidir. Burada çok sinsi bir plan var. Kesinlikle bunu 17-25 Aralık’tan, 'Gezi'den, 'MİT tırları'nın durdurulmasından ve Cerattepe’den farklı düşünemeyiz.
Aynı tarz oyunlar oynanıyor. Maalesef başarılı oldukları da oluyor. Etrafımdaki insanların bu sebeple nasıl isyan ettiğini biliyorum. Sigorta zorunlu. Yaptırmak istese vatandaşın gücü yetmiyor. Yaptırmasa devlet affetmiyor. Trafikten men cezası da cabası. Vatandaş çaresiz. Savunmasız av gibi sigorta şirketinin eline düşmüş. Trafik şirketleri hâlinden memnun trafikte 20 milyona yakın araç olduğunu düşünürsek yaklaşık 40 milyon seçmene ulaşıyorlar. 40 milyon insan hükümet ile karşı karşıya geliyor, hükümete küsüyor. Hem de fahiş fiyattan hayli para kazanıyorlar.
Buradan Sayın Cumhurbaşkanıma Sayın Başbakanıma sesleniyorum. Vatandaşı bu sigorta şirketlerinin elinden kurtarın! Ya tavan fiyat belirlensin ya da zorunlu sigortayı devlet yapsın. Şu anda trafik sigortası kaskodan daha pahalı hâlde, olacak şey mi? Bu fiyatlar vatandaşı çıldırtıyor. Geç olmadan müdahale edilsin.
Yakup Eroğul-Ankara
Banka emekliden nasıl faiz alabilir?
Sayın Feridun Ağabey, ben emekliyim. Aylığımı devlet bankasından almaktayım. Her ayın belirli bir gününde bana günlük faiz uygulanmakta olduğunu gördüm.
Faiz ile yüz yüze geldim. Sebebi ise aylık aldığım günün tatil günü olduğu için aylığımdan taksitimin kesilmeyip borç olan taksit sebebiyle hafta sonundan haftanın ilk iş gününde kadar benim bilgim dışında faiz uygulanması ki bazen bu hâl istem dışı bir haftayı da bulmuştur.
Aylığımı çektim sorunsuz olarak, sonucunda da KOBİ gibi bana günlük faiz uygulanmasında bulunuldu. Banka beni bu anlamda çok mağdur etti. Bankada bu mağduriyetim devam ediyor. Aylığımdan başka gelirim yok ve de kiracıyım. Bu sorunun çözülmesini, çözümsüz bırakılmamasını diliyorum ve umutla bekliyorum. Saygılarımla.
Kemal Altıok/Şile-İstanbul
AK Parti vekillerine açık mektup
“Feridun Ağabey, hem gazetenizi uzun zamandan beri severek okuyorum. Hem köşenizi okuyorum. Gönderdiğim üç maddelik yazım benim şahsi meselem değil bütün toplumu ilgilendiren konulardır. Sayın AK Parti milletvekillerine açık çağrıda bulunuyorum. Aşağıdaki isteklerimizi size oy veren vatandaş istemekte ve beklemektedir.
Maalesef AB’nin baskısıyla zina suç olmaktan çıkartıldı. Ölen eşinden aylık alan dul bir bayan başka biriyle evleniyor. Resmî nikâh yapmadığı için maaş almaya devam ediyor. Ölen eşinin tarafları şikâyet ettiklerinde zina suç olmadığı için yetkililer 'metres hayatı yaşıyor karışamayız' diyor. Bu gidişin sonu ileride büyük olaylara yol açacaktır. Bu yanlış derhal düzeltilmelidir. Bir de seçim yasasının boşluklarından yararlanıp meclise girerek terör örgütünün kravatlı kolunu temsil edenler, örgüte kendi arabalarıyla lojistik destek sağlayanlar var. Bu, dünyanın neresinde görülmüştür. Bu konuda da teröre bulaşmış olan milletvekili seçilemez maddesi konulamaz mı?"
İskender Şahin-İstanbul
"Çok bilme, git şikâyet et!"
Aile hekimliğinin tarifi bellidir. Sağlık Bakanlığı da her fırsatta “İsteyen vatandaşlar randevu almadan da Aile Hekimine müracaat edebilir” denildiği hâlde acil gelen hastalar pek çok ASM ve TSM’lerde görevliler tarafından “randevunuz yok” denilerek kapılardan çevrilmektedir.
Sağlık Bakanlığı 1 Haziran 2016’da başlayan hatta adına aile hekimlerinin, hastalarına ileri tetkik için kardiyoloji, endokrinoloji, hematoloji gibi yan dal uzmanlıkları için randevu alabileceğini söylüyor. Yine aile hekimlerinin yönlendirdikleri hastalar için geri dönüş alması, tetkik sonucunu ve reçeteyi görmesi de mümkün hâle getirildi ama buna rağmen bu tür hizmetleri yerine getirmek bir yana aile hekimleri randevusuz hastaya bakmıyor bile.
ASM’lerden geri döndürülen hastalar randevu şartı olmadığını dile getirdiğinde doktor ve diğer çalışanlar tarafından “çok bilme, git şikâyet et” denilerek bir de sözlü tacizle karşılaşmaktadır.
Sağlık Bakanlığının ya aile hekimleri için randevu uygulamasına son vermelerini ya da randevusuz hastalara bakmayanların şikâyeti hâlinde bunlar hakkında yaptırım uygulanmasını istiyoruz.
Erol Kara-İstanbul