Türk Polis Teşkilatı 171 yaşında

A -
A +

Feridun Ağabey, ama bu teşkilatın çalışan ve emekli mensupları biraz dertliler. Böylesine köklü bir teşkilatın ve mensuplarının sıkıntıları, yapılması gerekenler saymakla bitmez. Ancak başlıca sıkıntılarını ve taleplerini şöyle sıralayabiliriz:

Polislere insanca yaşayabileceği tatminkâr bir maaş verilmeli. Öğrenim durumlarına bakılmaksızın Jandarma personeline 1995 yılından beri verilen 3600 ek gösterge verilmeli. Lojmanda oturmayan polise her ay kira yardımı yapılmalı. Polise ödenen fazla mesai diğer devlet memurları gibi saat başı ücret olarak ödenmeli. Normal sürede 8 saat görev, 16 saat istirahat çalışma düzenine geçilmeli. Maçlarda görevli bütün polislere maç ücreti ödenmeli. 2012 yılında getirilen ikinci defa Şark hizmeti mecburiyeti kaldırılmalı. Baş Polis memuru ve Kıdemli Baş Polis memurlarına "Polis Amiri" statüsü ve rütbe ücreti verilmeli. Emekli polislerin geçim sıkıntısı çekmemesi için, çalışırken aldıkları Emniyet Hizmetleri Tazminatının % 50'si emekli maaşına yansıtılmalı. Kamu işçilerine verildiği gibi, Ramazan ve Kurban Bayramlarında bir maaş bayram ikramiyesi ödenmeli. Polisler de hiçbir şart aranmaksızın kendisi ile eşinin memleketinde görev yapabilmeli. Üstün başarı gösteren polislere maaş taltifleri, net maaş tutarında ödenmeli ve adaletli dağıtılmalı hatta Sayıştay denetimine tabi tutulmalı. Rütbeli ve rütbesiz bütün emniyet hizmetleri personeline görev tazminatı ödenmeli. Adalet Bakanlığı bünyesinde Adli Polis teşkilatı oluşturulmalı. Polislerin pasaport, trafik, İstihbarat, narkotik, MOBESE vb. gibi alanlarda uzmanlaşması acilen sağlanmalı. Polis Disiplin Tüzüğü güncelleştirilerek AB'ye uyumlu hâle getirilmeli. Polis Moral Eğitim Merkezi, Polis evi, Lokali ile polis dinlenme kamplarının sayısı artırılarak polisin sosyalleşmesi sağlanmalı. Polislik sınavına katılan polis çocuklarına ek puan verilmeli, kız öğrenci kontenjanı, yönetmelikte öngörüldüğü gibi en az % 10 olmalı. Saygılarımla...
       Halis Kahraman (Emekli polis memuru) Bayrampaşa-İstanbul
 
 
“Diriliş Ertuğrul” ve “Filinta” uykusuz bırakıyor
 
İyi günler Feridun Ağabey. Dün akşamüstü bir okuyucum benden iki hususta yazı yazmamı ve ilgililerin dikkatini çekmemi istedi. Bu hususların duyurulmasında sizler de yardımcı olursanız çok sevinirim. Ağabey bunlardan biri TRT’ de yayınlanmakta olan “Diriliş Ertuğrul” ve “Filinta” dizileri. Bu dizilerin başlangıçlarında verilmekte olan yarım saatlik reklamlar münasebetiyle bitiş saatleri neredeyse gece yarısını bulduklarından çocuklarımız ve gençlerimiz bu dizilere pek bakamamaktadır. Dedelerimiz ninelerimiz bu millet ve bu vatan ve biz torunları için çektikleri çileleri öğrenmekten mahrum olmaktadırlar. Bu noktada TRT’nin dikkati çekilerek bu dizilerin yayınlanma saatinde eğer mümkünse reklam alınmasa ya da reklamlar alt bant olarak yayınlanırsa mutlu olacaklarını söylediler. Bir diğeri de magazin dizilerinde aile kültürümüze ve değerlerimize açık bir saldırı olan film ve dizilerden bıktık! Ne olur bu sosyal ve toplumsal yapımıza açık bir saldırı niteliği taşıyan bu film ve dizilere bir ayar verilsin dedi. Bu noktada RTÜK’ün dikkati çekilirse memnun oluruz. Toplumsal yapımıza darbe niteliği taşıyan bu film ve diziler mümkünse kaldırılsın eğer bu mümkün değilse çocuklarımızın ve gençlerimizin korunması amacıyla yayın saatlerine yeniden bir ayar getirilmesi iyi olur kanaatindeyiz...
         Nizamettin Bekâr- Trabzon
 
 
İnsanlar niçin birbirinden kaçıyor?
 
Feridun Ağabey, şimdiye kadar yaşadığım tecrübelerime dayanarak gördüğüm, şahit olduğum sosyal gerçeği sizinle paylaşmak istiyorum. Hayatta niye hiç kimse gerçek anlamda mutlu olamıyor? Hali vakti yerinde zengin dediğimiz insanlar dahi geçim sıkıntısı çekmeseler de her istedikleri yeri gezip dolaşabilseler de yine de bir zaman sonra içinde yaşadıkları ortamdan kaçıp kurtulmak istercesine bunalım yaşıyorlar. Öte yandan dar gelirli fakir fukara kesim de hayatta hep sıkıntı içinde zar zor geçimini sağlamaya çalışıyor. Ne alım ne harcama gücü var. İşlerini bir türlü halledemiyor ve hayatı kâbus oluyor. İşte bu dengesizliğin bir tek çözümü var. İnsanlar birbirinden devamlı kaçıyor. Kendi kendilerine yetmeye çalışıyorlar. Tek başına da bunun üstesinden gelemiyorlar. Böylece hayat çekilmez oluyor. Ne yapmak gerekiyor? Zengin ve fakir her iki kesim her hâlükarda yardımlaşmak ve paylaşma kültürünü öğrenmek zorundadır. İslamiyet’teki zekât kurumunu sosyal hayata uygulayınca gerçekten sıkıntı kendiliğinden geçecektir. O zaman insanlar birbirine sevgi saygı gösterir hâle gelecektir. Birbirini sevecek birbirinin malında mülkünde gözü olmayacaktır. Öteki de paylaşmanın yardım etmenin verdiği manevi mutluluğu yaşayacaktır. O zaman hayat herkese güzel olacaktır. Saygılarımla...
        Erdoğan Evcan-Bursa
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.