Sipariş üzerine yurt içi ve yurt dışına camlı çerçeveli "hat eser "tabloları gönderiyorum. Bulunduğum ildeki üç ayrı kargo şirketini de denedim bu hususta. Normalde kullandığım kargo şirketleri aracılığıyla tüm tablolarım sağlam bir şekilde sahiplerine ulaştığı hâlde, başka bir tanesini, günün belirli saatleri arasında % 20 indirimli göndermesi sebebiyle denemek istedim. Yanılgım şu oldu ki; bir tanesini gönderip diğerlerini ise deneme sonrası göndermeliydim. Fakat üç ayrı şehre gidecek kargolarımı da peş peşe gönderdim. Üstelik ertesi gün gönderdiklerimin içerisinde ikişer ve üçer tablo bulunuyordu. Birkaç gün geçtiği hâlde bu üç kargom da yerine ulaşmayınca şubeye gidip sorguladım. Çünkü internetten gönderi takipten bakınca yalnızca teslim edilmediği yazıyor. İnanır mısınız her üçü de birkaç gün sonra hasarlı olarak geri gönderilmiş. Üstelik şubeye kadar gidip almam istendi, bir de kargo ücretini tamı tamına alarak hasarlı ürünümü teslim ettiler bana! Hat eserler olması sebebiyle çöpe atılmasını istemediğim için ödeyip aldım, her ne kadar tuzla buz olmuş cam kırıklarından dolayı çizik içerisinde olsalar da... Ambalajını hem balon naylon, hem kalın mukavvayla sıkı bir şekilde yapmama, üstelik üzerine kırılır ibaresi yapıştırılmasına rağmen, nasıl bir kargo taşımacılığıdır ki, üç ayrı şehre giden her üç paketimi de aynı kargo şirketi bu hâllere getirebildi bir anlam veremiyorum. Şikâyet merkezlerine durumu bildirmeme rağmen bana geri dönüş yapılmadı, ilgilenen de olmadı. Kırılacak ürünlerin kargo şirketi tarafından sigorta kapsamında bulunmamasını anlarım, ancak taşımacılığın da bir düsturu olmalı! Diğer kargo şirketlerini örnek almasını dilerim bu hususta!
Rumuz: "Yurtiçi"
Küçük esnafı çakma markaların istilasından koruyun
Feridun Ağabey, sağlıklı mutlu günler dilerim. Ben 36 senelik esnafım. Yanımda dört sigortalı insan çalıştırıyorum. Devletime 36 senedir ne sigorta ne de vergi borcum olmamıştır. Çekim senedim dönmemiştir. Dürüstçe çalıştık. Boş zamanım olmadı. Ben tuhafiyecilik ve taşımacılık yapıyorum.
Türkiye’ye çakma mallar yapılıyor, ithal ediliyor. Bir marka ismiyle bize getiriyorlar. Marka olduğunu söylüyorlar. Sonra da bu markaların firmaları gelip bizi mahkemeye veriyorlar. Dışarıdan ithal edip iç piyasaya veriliyor kimi merdiven altı yapılıyor. Bu haksız rekabet bir yandan, marka patent hakkından yola çıkıp bizlere dava açan firmalar bir yandan ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Bizim esnaf odalarımız bizleri niçin bilgilendirmiyorlar. Küçük esnafı marka sahtekârlıklarının furyasından ve sıkıntısından korumaya dönük devletimizi niçin bilgilendirmiyorlar. Dürüst çalışmak bu memlekette niçin her gecen gün zorlaştırılıyor? Hükümetimizden ve Sayın Başbakanımızdan bu danışıklı dövüş kaptı kaçtı ve çakma ürünle piyasa oluşturan güçlerden bizleri kurtarmasını arz ediyoruz. Küçük esnafımızı bunlara ezdirmemesini diliyoruz. Saygılarımla...
Ahmet Ergüder-Niksar/Tokat
BAĞ-KUR günlerimin silinmesi beni çaresizleştirdi
Sayın Feridun Ağabey, devletimizin borçlarla ilgili yapılandırma konusundaki imkâna çok sevinmiştim, koşarak ve heyecanla SGK kurumuna gittim, emekli olabilirim diye. Gittim gitmesine fakat 2013 yılındaki yapılandırmada taahhüdümü gerçekleştiremediğim için epey bir Bağ-Kur günlerim silinmiş, emeklilik hayallerimde tümden yok olmuş oldu. Bu durum beni çok üzdü. Doğru taahhüdümde durmalıydım ve 2013 yılındaki yapılandırmamın taksitlerini ödemeliydim ancak ödeyemedim. Gerçekten de maddi olarak ödeyecek güç benden çok uzaktı. Bizim kuşak gerçekten ticari hayatta çok zorluklar yaşadık. Bu zorlukları hükümetimiz göz önünde bulundurmalı diye düşünüyorum. 14 yıllık ekonomideki düzelmişlik bizlerin temeldeki tahribatlarını iyileştirmeye yetmedi: Maddi hayatımıza kurt girmişti artık çıkması da öyle kolay olmuyor. Yani, BAĞ-KUR günlerimin silinmesi beni çaresizleştirdi. Dünyanın dört bir yanına ayni ve nakdi yardımları olan büyük devletimizin içerideki insanına da toleranslı davranma ricası ve ihtiyacı içindeyim.
BAĞ-KUR günlerimin silinmesi karşılığında ‘gün satın almam gerekiyormuş, bunun bedeli de 97,486 TL, bu rakam benden çok çok uzak ve mümkünü olmayan bir miktar. Ricam odur ki, geçmiş yapılandırmalarda taahhüdünde bulunamayanlar için devletimizin daha şefkatli düzenleme yapmasıdır, ceddimiz ne güzel demiş: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." Zaten bu düşüncede olduğunu bildiğim devletimizin bu konuyla da alakadar olmasını rica ediyor, sizlere selam ve dualarımı arz ediyorum...
Arif Duman-Kovancılar/Elazığ