Feridun Ağabey, iki gün önce Tekirdağ Devlet Hastanesinde vefat eden babamın yanında kaldığım 15 gün boyunca, bir devlet hastanesinde yaşadığım teknolojik ve zihniyet değişikliği hakkında birkaç kelime yazdım ve gazetemiz okuyucuları ile paylaşmak istedim... Bu kez derdi olan değil de derdine çare bulunmuş bir okuyucunuz olarak köşenizde yayınlarsanız çok memnun olurum.
81 yaşında ağır sağlık problemleri olan babamı karın bölgesinde dayanılmaz ağrı şikâyetiyle babamı Tekirdağ Devlet Hastanesi acil servisine götürdük. Nöbetçi genel cerrah midesi delindiğini söyledi. Acilen cerrahi müdahale edilmesi gerektiğini belirtti. Ağır sağlık problemleri dolayısıyla çok riskli bir operasyon olmasına rağmen bizi başka bir hastaneye sevk etmeden tüm riski alarak ameliyat etti.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar, sıra numarası almak için geceden kuyruğa girip sabaha kadar hastane kapısında kar-kış demeden beklerdik. Oradan oraya sevk edilirdik. Âdeta köle muamelesi görürdük. O günlerin bittiğini kendim bizzat yaşadım.
Devlet hastanelerinin profesyonel bir kadroyla ve her türlü modern cihazlara sahip olarak özel hastaneden çok daha iyi hem de ücretsiz bir hizmet verdiğini bizzat gördük.
Bize bu imkânları sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçenlere, hastanede kaldığımız 15 gün boyunca, babamın son nefesine kadar yanından ayrılmayan ve her türlü tıbbi tedavisiyle yakından ilgilenen Sayın Dr. Özcan Beye ve ayrıca serviste çalışan tüm hemşire hasta bakıcı ve hizmetlilere çok teşekkür ediyorum.
Hasta yakını A. Ertürk Çeker-Tekirdağ
27 yıldır ne okul yapılıyor ne arsası veriliyor
Cemail Gündoğdu isimli okuyucumuz geçen gönderdiği yazısında babasının 1978 senesinde İstanbul Küçükçekmece-Cumhuriyet Mahallesinde bir arsa aldığını bu arsaya 1982 senesinde okul yapılması için istimlak şerhi düşüldüğünü bildirerek diyordu ki:
“Ağabey, o şerh sebebiyle bu arsaya ne babam bir çivi çakabildi ne de arsa imara açılarak bizlere bilgi verildi...”
Arsa babasının üzerine ama arsayı kullanamıyor. Baba bu konuda çok uğraş vermiş. Millî Eğitime yazmış, valiliğe yazmış, dönemin cumhurbaşkanlıklarına yazmış. Hiçbirinden sonuç alınamamış. Niçin mi?
Sebebi bize ailenin gönderdiği İstanbul Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü’nce 02.07.2009 tarihli ve ilgili sayılı cevabi metinde yazıyordu.
Bu arsa tam 27 sene önce okul yapılmak üzere belirlenmiş. Ancak ödenek çıkartılmamış. Böylece 27 seneden beri istimlak edilememiş.
Yani bu arsa okul yapılacak diye şerh düşüldüğü için vatandaşın tasarrufundan çıkartılıyor. İstimlak yapılmadığı için de vatandaşa para ödenmiyor. Böylece 27 yıldır bu iş sürüncemede kalıyor. Devletin acelesi yok olabilir ama bin insan için 27 yıl bir ömür değil midir? Bir insanın tapulu taşınmazı hangi gerekçeyle bu kadar sene rehin alınır gibi böyle bekletilir? Bu konuda ilgili birimlerin bu insanın mağduriyetini gidereceğini ümit ediyor, müjdeli haberlerini dört gözle bekliyoruz.
PTT bize bir memur daha göndersin!
“Feridun Ağabey, ben Çerkezköy Kızılpınar Mahallesinde yaşayan bir mahalle sakiniyim. Ağabey bizim postanemiz mahallemize hizmet vermekte artık yetersiz kalıyor. Görevli bir memur var ve vatandaşlara hizmet vermekte bir personel yetersizliği yaşanıyor. Kuyruk çilesi bir türlü bitmiyor. Nüfusumuz neredeyse otuz bine yaklaştı ama hâlen koca mahallede bir tek postane ve o postanede de bir tek memur görev yapıyor.
Diyeceksiniz ki memur çalışmıyor mu? Hayır Ağabey, biz memurumuzdan memnunuz. Herkese elinden gelen çabayı gösteriyor ama onca vatandaşa bir insan nasıl anında cevap verebilsin? Sizden ricamız PTT yetkilileri bizim mahallemize hiç olmazsa bir memur daha gönderemez mi? Lütfen sesimizi PTT’ye duyurursanız minnettar kalırız.
Vatandaş-Kızılpınar/Çerkezköy