Ben yükseköğrenimini Almanya’nın Aachen şehrinde Yüksek İnşaat Mühendisi olarak yapmış, işletme masterını da aynı şehirde yapmış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Almanya’nın çeşitli şehirlerinde öğrencilik yıllarında derneklerde, cemiyetlerde üst görevler yapmış on yıl müddetçe Türk çocuklarının eğitimleriyle uğraşmış, beş bine yakın öğrenci yetiştirmiş bir kardeşinizim.
Şu anda Ahıskalılar Vakfı Başkanı olarak ülkemizde vatandaşlık haklarından yararlanmak isteyen 4500 Ahıska Türkü adına uğraşı vermekteyim. Ahıskalı eğitim gören çocuklara Vakfımız aracılığıyla yardım etmeye çalışmaktayım. Ahıskalı olsun olmasın hayır sahiplerinin hayırlarıyla fakir fukara ve yardıma muhtaç Ahıska Türklerine yardım imkânı oluşturmaya çalışmaktayım.
Ama asıl olarak hükümetimizden, devlet yetkililerimizden bakanlıklarımızdan Ahıska Türklerine vatandaşlık konusunda yardım ve ilgi beklemekteyiz. Suriyeli göçmen kardeşlerimizden bazılarına vasıfları uygun olmak şartıyla vatandaşlık verilmesi söz konusudur. Ahıska Türklerinden devlete herhangi bir yük getirmeden, kendi işini kendisi yapabilen ve devletine kazanç sağlayabilen vasıflı yetenekli, kabiliyetli binlerce Ahıskalı kendi ülkesinden vatandaşlık beklemektedir.
Ahıska Türkleri, bu milletin öz be öz kardeşidir. Osmanlı zamanında Osmanlı velayetlerinden bir vilayetin vatandaşlarıdır. Şu anda Musul ve Kerkük’teki Türkmenler nasıl bu milletin bir asır öncesinden kalan kardeşi ise, Ahıskalılar da bu milletin I. Dünya Savaşı sonrası dışarıda kalmış, sonra da bir daha vatanlarına dönememiş bahtsız kardeşleridir. Ahıska Türklerinin, dünyada vatanı olmayan tek millet olduğunu, bu sebeple “Türkiye Türkiye’den büyüktür” ve “780 bin kilometrekareye sığmayız” diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği gibi Ahıska Türklerinin de yeniden büyük Türkiye’nin hedefleri arasında olması gerektiğine yürekten inanıyorum. Saygılarımla...
Mehmet Oğuz-Ahıskalılar Vakfı Başkanı
Neden kimse bize cevap vermiyor?
“İyi günler. Benim şikâyetim belki birçok vatandaşın yaşadığı mağduriyeti kendimde yaşayan biri olarak dile getirme adına... Malum kişisel araçlarımızda HGS kartlarımız var. Ücretli geçişleri olan yollarda bakiye yükleyerek kullanıyoruz. Kendi adıma kayıtlı aracıma 21.10.2015'te 25 TL bakiye yüklemesi yaptıktan sonra 24.10.2015’te tek geçiş yapmış ve 12 TL ücret ödemişim. Akabinde kullandığım ilk geçiş 3.11.2015’te arka arkaya Mahmutbey-Edirne, İstanbul-FSM Köprüsü, İstanbul-Ankara otoyolu olmak üzere 3 kez geçiş yapmışım. İlk ikisine konu olan geçişler 2.25 ve 4.25 TL sonuncusu 15 TL imiş. Her üçünde de kaçak geçiş yaptığıma dair tarafıma 236.50TL cezai işlem uygulanmış. HGS yüklemelerimi internet üzerinden yaptığımdan bakiye yüklemelerimi görebiliyorum. 21.10.2015'teki yüklemem öncesinde HGS’de hiç bakiye olmasa bile zaten cezaya konu olan günde ilk 2 geçişe yetecek bakiyem vardır. Kaldı ki zaten HGS bakiyeleri belli bir meblağın altına inmeden mutlaka telefonlara uyarı mesajı geliyor. Bana da bu 3.11.2015'teki geçişlerin ardından e-devlet üzerinden 25.11.2015’te mesaj gelmiş, bir gün içerisinde HGS’ye yeni yükleme yapmazsam cezai işlem uygulanacağı bildirilmiş. Bu mesaj üzerine ben de 25.11.2015 saat 12.20 itibariyle yeniden 25 TL bakiye yüklemişim. Tüm bu bakiye yüklemelerimi ve geçiş özetlerimi de ekleyerek itiraz süresi içerisinde Karayolları Genel Müdürlüğüne hem faks çektim, hem e-posta yolladım. Ki itiraz için tebligat-namede verilen telefon numarasına ulaşmak zaten mümkün değil.
Buna rağmen kurum hiçbir şekilde dönüş yapmadı. İtiraz süresini geciktirip daha yüksek bir ceza ödememek adına bu pazartesi günü cezayı ödedim. HGS geçiş cihazlarının kontrollerinin aksaması sebebiyle olduğunu düşündüğüm ve benim gibi birçok kişinin mağduriyetine sebep olan durum neden çözüme kavuşamıyor ve itiraz süresince tüm yolları denediğimiz hâlde neden muhatap bulamıyoruz? Kimse itirazlarımıza cevap vermiyor da ceza ödemeye mahkûm ediliyoruz! Ve de kurum itirazlara yakın zamanlı cevap veremiyorsa ve HGS cezalarında yanlışlık tespit edilince ödemelerimizi geri alabilmemiz gerekmez mi?"
Huri Taş