Batı’ya güvenenin vay hâline!..

A -
A +

Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından kapı çalmaya başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’yi Batı'ya şikâyet etmeyi sürdürüyor.

 

BBC'ye verdiği röportajda Avrupa ülkelerinin kendilerine yeterince destek vermediğinden dert yanan, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasına sessiz kalan İngiltere Başbakanı Keir Starmer'e “Bu nasıl dostluk nasıl kardeş partilik?.. Demokrasinin beşiği İngiltere ve bizim kardeş partimiz buna nasıl sessiz kalıyor? Gerçekten çok kırgınız?..” diyen Özel’in şikâyet turlarından gelecek adına bir umut yok.

 

Kendisi dışındaki soruşturmaları “Hukuka müdahale ve Demokrasi eksikliği” diye etiketleyen sömürgecilerin tarihi, işgal ve katliam hikâyeleri ile doludur.

 

Ukrayna’nın bugünkü acze düşmesinde kapısını tıklattığı Batı’nın büyük katkısı(!) var.

 

Kasım 2023'te Zelenskiy’nin İstanbul'daki müzakere ekibinden David Arakhamia, "İstanbul'dan döndüğümüzde Boris Johnson Kiev'e geldi ve Ruslarla hiçbir şey imzalamayacağımızı ve sadece savaşacağımızı söyledi…" dedi.

 

Rus kaynakları bu sözleri benimsedi. 

 

“Ukrayna’nın, Bay Johnson'ın emirlerini yerine getirmeleri çok üzücü... Bu savaşı bir buçuk yıl önce sonlandırabilirdik, ancak İngilizler bundan vazgeçirdi, bu yüzden reddettik. Bay Johnson şimdi nerede? Ama savaş devam ediyor…" diyor Putin.

 

“Tarafları boğuşturmaktan keyif alan” Batı’nın bu alışkanlığına derin bir tarih ve coğrafyadan da bakalım! ...

 

1857’de Hindistan hükümdarı İkinci Bahâdır Şâh işgalci İngilizlerin yaptıkları zulümlere dayanamayarak, askerlerin ve halkın teşviki ile büyük bir ayaklanma başlatmıştı.(*) Buna karşı İngilizlerin tepkisi çok şiddetli oldu. Delhi şehrine giren İngiliz askerleri evleri, dükkânları basıp, malları, paraları yağmaladılar. Genç, ihtiyar, kadın erkek demeden bütün Müslümanları, hatta çocukları kılıçtan geçirdiler.

 

İngilizlerin gözüne girmek isteyen, Mirza İlâhî Bahş isimli bir komutan, ordudan ayrılıp teslim olursa İngilizler tarafından affedileceğini söyleyerek, Bahâdır Şâhı aldattı.

 

Bahâdır Şâh geri çekilen ordunun ana kısmından ayrılarak Delhi’nin içindeki Kal’a-i Muallâdan 10 kilometre uzaktaki Hümayun Şâhın türbesine sığındı.

 

O sırada İngiliz ordusunda istihbarat subaylığı yapan ahlâksızlığı ve beceriksizliği ile meşhur papaz Hudson, bunu Recep Alî adındaki bir hainden öğrenerek, durumu ordu kumandanı General Wilson’a bildirdi. Yakalamak için yardım istedi. Wilson’un verebileceği paralı askeri olmadığını bildirmesi üzerine, Hudson, kendisinin bu işi birkaç kişi ile yapmasını teklif ederek, Sultanın teslim olması için canına ve ailesine dokunulmayacağı teminatının verilmesi gerektiğini bildirdi.

 

Bundan sonra 90 kişi ile Hümayun Şâhın türbesine giden Hudson, Sultana, oğullarına ve hanımına dokunulmayacağına dair teminat verdi. Bu papaza aldanan Bahâdır Şâh teslim oldu. Daha sonra Sultanın iki oğlunu ve bir torununu yakalamaya çalışan hain Hudson, Sultanın iki oğluna haber göndererek, kendilerine bir zarar gelmeyeceğine dair teminat verdi. Bunlar da papazın yalanlarına aldanarak teslim oldular.

 

Hudson, İngiliz siyaseti ve hilesi ile kandırdığı, sultanın iki oğlu ve torununu ele geçirince, hemen zincire vurdu. Şâhın iki oğlu ve bir torununu elleri bağlı olarak Delhi’ye getirirken yolda, genç şehzâdeleri soydurup, bizâtihi kendisi göğüslerine kurşun sıkarak şehit etti. Kanlarından içti. Bu genç şehitlerin cesetlerini, halkı korkutmak için kale kapısına astırdı. Bir gün sonra başlarını, İngiliz Genel Valisi Henri Bernard’a gönderdi. Sonra, şehitlerin etinden çorba yaparak Şâh’a ve hanımına gönderdi. Çok aç olduklarından hemen ağızlarına aldılar. Fakat, ne eti olduğunu bilmedikleri hâlde, çiğneyemediler, yutamadı kustular, çorba tabaklarını yere bıraktılar.

 

Hudson haini, “Niçin yemediniz? Çok güzel çorbadır. Oğullarınızın etinden yaptırdım…” dedi.

 

.....

 

(*) Muhammed Fadl-ı Hak Hayrâbâdî; “Es-Sevret-ül-Hindiyye / Hindistan ihtilâli” kitâbı ve bunun “El-yevâkît-ül-mihriyye” hâşiyesi.

 

 

 

Hikmet Köksal'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.