Şimdi bütün bu zihin karışıklıklarının giderilmesi ve dezenformasyon çabalarının boşa çıkarılması, kısacası kamuoyunun doğru ve yeterli biçimde bilgilendirilmesi için, İçişleri Bakanı Sayın Efgan Âlâ’nın kapsamlı bir basın toplantısıyla, özellikle son iki ayda Sur, Cizre ve Silopi ilçelerinde neler olup bittiğini anlatması iyi olur diye düşünüyorum. Zira bu konuya dair açıklamalar, günübirlik ve hep bölük pörçük şekilde; ayrıca farklı kaynaklardan olduğu için, vatandaş nezdinde yeterince açıklayıcı ve doyurucu olmuyor. Genellikle yetkililer, sorulan bir soru üzerine bazı açıklamalar yapıyor veya ilgili kurumlar muhtasar bir yazılı metinle hadiselere dair bilgi veriyor. Ancak bunun yeterli olmadığı açık. Açıklamalarda bazen tek bir ilçe, bazen de bahse konu her üç ilçe veya sadece ikisine dair bilgiler yer alıyor. Dolayısıyla medya organları ve vatandaş sağlıklı şekilde takip edemiyor. Sayın Davutoğlu’nun işaret ettiği sakıncaları ortadan kaldırmanın en sağlıklı yolu, yetkili mercilerin dört başı mamur bilgi vermesidir. Bu, içerde ve dışarda ısrarla yürütülen sansasyonel faaliyetleri de etkisiz kılar.
Şu hâlde İçişleri Bakanı, sokağa çıkma yasağının uygulandığı günden beri, özellikle adı geçen üç ilçede nelerin yaşandığını, devlet sırrına girmeyen yönleriyle teferruatlı şekilde anlatmalıdır. Mesela toplam kaç tane hendek kapatıldı, kaç tane barikat kaldırıldı? Kaç ton patlayıcı ele geçirildi? Ne kadar hafif ve ağır silah yakalandı? Bu silahların menşei hangi ülkelerdir? Hepsi tek tek açıklanmalıdır. Rusya’dan kaç roketatar, Almanya’dan kaç tane mayın veya el bombası, ABD’den kaç tane uzun namlulu tüfek, gece görüş dürbünü vs... Ele geçen silah ve mühimmatın toplam miktarı, halka bütün ayrıntıları ile açıklanmalı… Kimi ülkeler bu şekilde terörle mücadele esnasında yakaladıkları silahlarla müze bile açıyorlar! Sadece silah değil tabii… Kaç tane şehit verdik? Toplam kaç tane terörist etkisiz hâle getirildi? Sağ yakalananların sayısı kaç? Ve en önemlisi, yurt dışından gelen teröristler… Bilhassa yabancı ajanlar! Bu ajanlık meselesinin çok çetrefilli bir konu olduğu biliniyor. Hangi devletlerden, kaç tane ajan veya (uzman!)ın yakalandığını isim isim söylemek mümkünse, bu da halka açıklanmalı. Şayet ülke isminin sakıncası varsa da, en azından toplam yakalanan yabancı uyruklu ajan bilgisinden, vatandaşlarımız mahrum bırakılmamalı. Bu bilgilendirme yapılarak, öteden beri bölücü örgüt ve uzantılarının sürdürdüğü tezvirat ve kara propagandaya karşı, esaslı bir cevap da verilmiş olur.
Günlerdir sürdürülen, (Yaralılara ambulans gönderilmiyor…) yalanlarına karşı, orada yaşanan gerçeklerin ne olduğu bir bir anlatılmalı. Bu basın toplantısına sadece yerli değil, yabancı medya da çağırılmalıdır. Sade bir vatandaş olarak bunu teklif ediyorum.