CHP boykotla nereye varmak istiyor?

A -
A +

Cumhuriyet Halk Partisi; yolsuzluk, usulsüzlük ve iç çalkantılara fena hâlde batmış durumda… Parti teşkilatı il kongresi ve kurultay etkinliğini dahi şaibesiz yapamıyor. Yönetimdeki sıkıntıyı boykot çağrıları örtebilir mi?

 

 

 

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in sık sık tekrarladığı bir sözünü hatırlatmanın vaktidir: “CHP demek zam demektir. CHP demek pahalılık demektir. CHP demek kıtlık demektir. CHP iktidara geldiğinde ineklerin bile sütü kesilir!..” CHP, tek parti iktidarı devrinde, vatandaşı bir ekmeğe muhtaç etmişti. O bir ekmeği de karnesiz vermiyordu. Yokluk, kıtlık had safhadaydı. Ama CHP vergi üstüne vergi salıyordu. Çok partili siyasi hayat başladıktan sonra, Türk halkı bir daha CHP’ye iktidar vizesi vermedi. Siyasi konjonktür icabı, CHP’nin öncülüğünde kurulan koalisyon hükûmetleri döneminde de, her seferinde büyük ekonomik sıkıntılar baş gösterdi. 1980 öncesi yıllarda, vatandaşların saatlerce beklediği tüp gaz kuyruklarını, yaşı müsait olanlar gayet iyi hatırlar. Sahi, benzin kuyrukları kilometrelerce uzuyordu. Sadece 250 gramlık bir “sana yağı” paketi için bile uzun kuyruklara girmek zorunda kalıyordu vatandaşlar. Evet, bütün bu yokluk ve kıtlıklar hep CHP hükûmetleri devrinde yaşandı. Anlaşıldığı üzere, CHP iktidarı dönemlerinde vatandaşın yüzü gülmedi. Ama aynı CHP muhalefette iken de bu halka rahat vermedi. Bakar mısınız, çok kritik bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde, CHP doğrudan doğruya ülke ekonomisini temelinden dinamitlemek için, yerli ve millî firmalara karşı boykot çağrısı yaparak piyasaları provoke ediyor. Özgür Özel, yolsuzluk, rüşvet, irtikâp, nitelikli dolandırıcılık da dâhil olmak üzere; yedi ayrı suçla itham edilen İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu ve aynı “çıkar amaçlı örgütte” yer aldığı iddia edilen kişilere destek vermediği veya yeteri kadar destek olmadığı için, esnafa yönelik boykotla şantaj yapıyor.

 

Bu son boykot şantajıyla, CHP bir kere daha asıl siyasi kimliğini ortaya koymuş bulunuyor… CHP esnafın ticareti ve vatandaşların cebine müdahale ediyor. Lakin hemen belirtelim ki, bu gidişin sonu hiç de iyi görünmüyor. CHP yolsuzluk, usulsüzlük ve parti içi çalkantılara fena hâlde batmış durumda. O kadar ki, CHP teşkilatı; il kongresi ve kurultay etkinliklerini dahi, şaibeden uzak tahakkuk ettiremiyor!.. 8 Ekim ve 5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan İstanbul il kongresi ile 38. Kurultay’a dair, şaibe itham ve iddiaları gırla gidiyor. Her ikisi de, Ekrem İmamoğlu için partiye hâkim olma fırsatını hazırlayan önemli siyasi gelişmeler.  38. Kurultay’ın iptali için açılan davalara karşı tedbir olarak, 6 Nisan’da olağanüstü kurultaya gitme kararı alan CHP Yönetiminin, süreci hangi ölçüde kontrol altına alabileceği belli değil. Zira hem il kongresi hem de 38. Kurultay için açılmış bulunan soruşturma ve iptal davaları devam ediyor. El çabukluğu ile alınan olağanüstü kurultay kararı, bir yere kadar. Beri tarafta hukuki prosedürün sonuna kadar devam etmesi kesindir. İşte CHP bu anafor içinde, başta İBB eski Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer soruşturulan yerel yönetim mensuplarına dair iddia ve ithamları ele alıp cevaplandırmak yerine halkı sokağa çağırarak, kamu düzenini; halkın can ve mal emniyetini, tehlikeye atacak atraksiyonlara girişiyor. CHP’nin mitinglerine sızan marjinal örgüt mensupları, orada güvenliği sağlamakla görevli polise saldırıyor. Bu sokak teröristleri güvenlik görevlilerine asit atıyor, baltayla, 'molotof'la, bıçakla hücum ediyor. Bütün bunlara zemin hazırlayan Özgür Özel ve ekibi, üstüne üstlük mülki idare amirlerini tehdit etmeye kalkışıyor. Özel’in bu cüreti nereden kaynaklanıyor, doğrusu üzerinde durmak gerekir. Yabancı ülkelere Türkiye’yi şikâyet ederek bir nevi piyasa yapmaya çalışan Özel’e, böyle absürt politikalarla bir yere varılamayacağını birileri anlatmalı.

 

CHP ve Özgür Özel, adli mercilerde derdest yolsuzluk; rüşvet, irtikâp ve nitelikli dolandırıcılık suçlamalarını savuşturmak için sokağa bel bağlamış görünüyor. Bununla da yetinmeyip bayağı ülkenin ticari hayatına ve ekonomisine kastediyor. Vatandaşları bu ülkenin yerli ve millî firmalarına karşı boykot eylemine zorluyor. CHP’nin karakteri özetle budur. Hak ve özgürlüklerden dem vurur. Ama vatandaşın iradesine baskı kurmak için yeri geldiğinde tam tersi istikamette zorlamada bulunmaktan kaçmaz. 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde, CHP elitleri; MHP’yle ortak aday gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermek istemeyen bazı partililere, amansız baskılarda bulunmuştu… Bu defa da zorla İmamoğlu’na destek çıkarmak üzere, boykot şantajını devreye sokuyor...

 

Tekrar hatırlatalım, CHP ne yaparsa yapsın, bu şantajcı zihniyetle devam ettiği müddetçe kaybetmeye mahkûmdur. Bakınız vatandaş neyin ne olduğunun gayet iyi farkında… Gezi olayları sırasında yapılan boykot çağrıları karşılık gördü mü? Yetmiş beş yıldır CHP’ye bu ülkeyi yönetme vizesi vermeyen halk; hâlâ ders almamış olup, sokak hareketleriyle, şantaj ve tehditle sözüm ona iktidar mücadelesi vermeye kalkışanları da pekâlâ reddedecektir. Tabiatıyla bu son boykot zorlamasının hukuki bir boyutu da söz konusu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın belirttiği üzere, CHP ve şürekâsının bu eyleminden zarar gören firmalar dava açma hakkına sahiptir. Bu yolla uğradığı zararın tazminini talep edebilir. CHP tüzel kişiliğine karşı açılmış binlerce davayı düşünün… Muhalefette iken ülkenin ekonomisine ve vatandaşın gelirine bu denli zarar veren bir siyasi partiye, halk hiç iktidar vizesi verir mi? Son yetmiş beş senelik siyasi tablo bunun en bariz ispatı değil mi?

 

 

 

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.