Ermeni meselesi

A -
A +

1973 senesinde ABD-Los Angeles'ta Ermeni asıllı Mıgırdıç Yanıkyan tarafından iki Türk diplomatı şehit edildi. Olay normal işlenmiş bir adi suç olarak görüldü. Suçlu yargılandı. Yattı ve çıktı. Mahkeme safahatında, yani dava görülürken Yanıkyan, Türklerin Ermenilerin soyunu kırdıklarının öcünü almak için bu suçu işlediğini hatta bunun suç olmadığını savuna geldi. Bu tamamen örgütlü bir suç idi. ABD adli makamları bunun yargısını münferit suç olarak yaptılar. Arkasından 7 sene içinde, birçok Avrupa şehrinde 33 Türk dış temsilcilik mensubu daha aynı örgütçe şehit edildi. Dünyadaki devletlerden bir tek lanetleme, suçlama açıklaması gelmedi. Böylece bu devletler de Mıgırdıç'ın suç ortaklığına soyundular. 1956'larda Yahudi soykırımcısı olarak suçlanan Chesman'ın, yakalanması, bulunduğu yerden örgütsel olarak kaçırılması haberleri, kulaklarımdan gitmedi. Bu tek suçluya karşı dünya ayağa kalktı. Türk katledilince dünya sustu. Halen de susmakta. 1995'te ABD'li yazar Justin McCarty "Death and Exile-The Ethnic cleansing of Otoman Muslims, 1821-1922 Darwin pres, Princeton, New Jersey" kitabını kaleme aldı. Bu kitap 1998'de İstanbul'da İnkılap Kitabevi tarafından "Ölüm ve Sürgün" adıyla Türkçe olarak yayımlandı. Yazar bu Kitapta, Türk-Müslümanların yaşadığı coğrafyada, 1821-1922 tarihleri arasındaki 102 senelik nüfus hareketlerini incelemiş. Bu coğrafya Kırım, Kafkaslar Anadolu'nun tamamı ve Balkanlar'dır. Dünyanın her yerinde bu zaman diliminde, insan sayısı yani nüfus artmıştır. Ancak Türklerin yaşadığı coğrafyada nüfus artmamış üstüne üstlük korkunç bir azalma görülmüştür. Yazar bu azalmayı öncelikle, bir tabii afet olup olmadığı araştırmasına tabi tutar. Ama bir salgın hastalık, sel-seylap veya büyük kitleleri etkileyen depremler yok... Yazar sonunda bu Türk-Müslümanların, komşuları tarafından bilinçli bir şekilde soykırıma tabi tutulduğu hükmünü ortaya koyar. McCarty tarihçidir. Mesleğini bilir. Ne yazık ki ABD Kongresi, Osmanlı devleti zamanında Osmanlı vatandaşı Ermenilerin soyunun kırıldığı tasarısını son günlerde karar altına alma yoluna girmiştir. Bu çok yanlıştır. Tarih bilimine aykırıdır. Kongre kendi devletinin bir İstihbarat örgütünün hazırlattığı "Ölüm ve Sürgün" gibi böyle ciddi bir çalışmayı nasıl yok sayar. Bu tutumlar kendi kendini tekzip anlamına gelir. Ölüm ve Sürgündeki bir çizelgeye göre: 1-Doğu Anadolu'da 1914-1921 devresinde, Rus ve Ermenilerin, 1.190.000 Türk'ü öldürdüğü 900.000 Türk'ü de ev ve şehirlerinden iç göçe çıkardığı, 2-Kafkasya'da 1914-1921 seneleri arasında, Rus ve Ermenilerin, 410.000 Türk'ü öldürdüğü 270.000 Türk'ü de yurtlarından göçürttüğü, 3-Batı Anadolu ve Trakya'da 1914-1922 devresinde, Anadolu'yu istilaya yeltenen İngiliz Fransız, İtalyan ve Yunanlılarca 1.250.000 Türk öldürülmüş 480.000 Türk de evleri başlarına yıkılarak oturdukları şehirlerden sürülmüşlerdir. Bu işte binlerce Ermeni de yardımcı olmuştur. Yani bu 7 senelik dönemde, toplam olarak 2.850.000 Türk şehit edilmiş, 1.650.000 Türk de evleri yakılıp yıkılarak bulundukları şehirlerden kovulmuşlardır. Buna karşılık 1916-1918 senelerinde Doğu Anadolu'da 216.000 Türk, Ermeni çetelerince vahşice öldürüldü. 24 Nisan 1915 de Ermenilerin soyu kırıldı ise, 1916-1918 arasında bu kadar Türk'ü şehit eden Ermeniler nereden geldiler. Eğer Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti, suyumu bulandırdın diye yargılanıp mahkum edilecekse, bilsinler ki buna emperyalistlerin gücü yetmeyecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.