Son yüzyılın en büyük depremi şaşırtmaya devam ediyor.Bütün ezberleri bozan bu depremler muhtemelen üniversitelerin jeoloji ve deprem bilimleri bölümlerinde ders olarak okutulacak. Anlı şanlı deprem bilimcileri bile şaşkına çeviren bu büyük yıkım öyle ki senelerce konuşulmaya devam edecek.
Deprem bizim ülkemizde korku, endişe, yıkım ve can kaybıdır…
Ne yazık ki geçmişten dersler çıkaramadık. Gölcük depreminden bile yeterince ders alamamışız. Maraş ve Hatay depremleri çok büyük acılar yaşattı ve yaşatmaya devam ediyor. Can ve mal kayıpları bütün ülkede derin acılar yaşattı. Bu depremler etkilerini uzun yıllar sürdürmeye devam edecek.
Ancak özellikle Hatay ilinde bazı tedbirler alınmadığı takdirde demografik yapının Türkler aleyhine dönüşmesi durumunda uluslararası bir probleme dönüşme ihtimali çok yüksek.
Şu an çok büyük bir iç göç yaşanıyor.Deprem bölgesi illerden dışarıya doğru büyük bir göç var. Giden insanların büyük bir kısmı belki de bir daha dönmeyecek. Özellikle Hatay özelinde çok ciddi endişelerimiz var. Suriyeli nüfusunun Türk nüfusla yarıştığı bu ilimizde yaşanan depremle birlikte özellikle Türk nüfusun bölgeden göçü bizlere büyük bedeller ödetebilir. Kimi iddialara göre (umarım doğru değildir) Suriyelilerin bölgeden çıkışına sanırım izin verilmiyor/muş!
Hatay bir Suriyeli şehrine dönüşebilir. Millî duyguları dumura uğramış, dünya gerçeklerinden bihaber kimilerinin “ne var bunda” diyenlerin göremediği gerçek şudur: Bu şehrin tarihçesi!
Şehrin hangi saiklerle Türkiye’ye katıldığını dahi bilmeyen insanların bu konuda konuşan insanları türlü hikâyelerle susturması gaflettir, dalalettir, ihanettir! Şu an sözde bizlere ah eden ikiyüzlü devletlerin olaylar durulunca çok farklı söylemlerle karşımıza çıkmayacağını bizlere bir Hatay sorunu yaşatmayacağını kim söyleyebilir?
Çözüm şudur: Bölgede yaşayan Suriyeliler sınırlarımız dışında kurulacak bir konteyner şehre taşınmalı ve bölgede yapılacak bir imar ve iskân çalışmasından sonra da bir daha bu şehre dönmelerine izin verilmemelidir. Artık bu şehri her anlamda korumaya almalıyız. Şehirde ikamet etmek için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma şartı aranmalıdır...
Bugün merhamet ederek, vicdanımızla topraklarımıza yerleştirdiğimiz milyonlarca yabancının yabancı istihbaratlar ve devletler tarafından bize karşı bir silah gibi kullandırılabileceğini de çok iyi analiz etmeliyiz. Bu tespit ne ırkçılıktır ne de komplo teorisi!
Hatay’ın demografik yapısı geleceğimiz için önemlidir. Bölgenin hızla Türkleştirilmesi gerekir. Yerle bir olan kimi ilçelerin taşınması gündemde… Bu ilçe nüfusları bu şehre taşınabilir mesela. Anadolu’nun değişik bölgelerinden de bölgeye bir iç göç özendirilebilir! Evi olmayanlara orada yaşamak kaydıyla iş-güç verilmesi gibi değişik yöntemler kullanılabilir. Hatay’da yabancı uyruklulara toprak ve ev satışına zinhar izin verilmemelidir. Hatta sadece Hatay değil bütün deprem bölgesine bu yasak mutlaka getirilmelidir. Aslında ülke sathına yayılan bütün yabancılara ev ve toprak satışı yasaklanmalıdır. Bir daha da bu yasak kalkmamalıdır.
Demografik mühendisliğini ülkenin ve Hatay’ın bekası için her veçhesiyle kullanmak elzemdir. Bu önemli mesele göz ardı edilirse gelecekte bu ülkeyi çok büyük olayların içine atmış oluruz. Tarih de millet de bu hatayı asla affetmez!
Büyük şehirlerimizde yangını bir türlü sönmeyen kira bedelleri bizim insanımızı canından bezdiriyor. El insaf! Devlet acilen bütün fırsatçılara karşı ciddi tedbirler almalıdır. Evini kaybeden insanlara bile fırsatçılık yapan bu vicdansızları Allah’a havale ediyoruz...