samdan
camii
hayirli-ramazanlar

Hâlimiz ahvalimiz ‘harabesk!’

Sesli Dinle
A -
A +
Bu aralar ‘nasılsınız’ diyenlere iyiyim diyemiyorum.
 
Kış mevsiminin karamsarlığı mıdır, hayatın getirdiği sıkıntılar mıdır yoksa toplum sosyolojimizin gittikçe bozulmasından mıdır ben dâhil genellikle insanlar bedbin ve mutsuz.
 
İşte son bir haftada hemen herkesi derinden üzen Sinan Ateş suikastı kimi üzmedi ki? Gençlik yıllarında Ülkü Ocaklarına giden, orayı gerçekten de “Ocak” belleyen birisi olarak, Ülkü Ocakları Eski Başkanı merhum Sinan Ateş’in uğradığı suikast, herkes gibi beni de çok üzdü, yıprattı, kahretti. Bu cinayetin kriminal yönü hakkında yorum yapmayacağım nitekim bu devletimizin ve polisimizin işi. İnşallah suçluların tümüne hak ettikleri cezalar ziyadesiyle verilir. Genç kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum.
 
Böyle bir ruh haleti içindeyken ev adresime gönderilen bir kitap hakikaten ilaç gibi geldi. Kıymetli Ağabeyim Mehmet Nuri Yardım’ın “Nükteden Şakaya” adlı yeni kitabının kapağını açınca basın, siyaset, akademi ve diğer çevrelerden topluma mal olmuş yüzlerce ismin nükteleri bir nebze nefes aldırdı.
 
Mesela Merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun şu nüktedan dizelerine açıkçası hiç rastlamamıştım ve beni çok şaşırttı:
 
“Bir kaset koy pikaba öz repertuvarından
Sonuna kadar da aç… Aman arabesk olsun.
Öyle dertli, firkatli öyle çal ki şoför ağbi,
Aklım başımdan gitsin, hâlim harabesk olsun!”
 
Demek ki destan şairimiz de böylesi ‘harabesk’ bir ruh haleti içine girmiş olmalı. Ama hâletiruhiyesini nükte ile ifade etmiş.
 
Gazeteci Yazar Çetin Altan’ın “Molozlar” nüktesini beğenmeyen olur mu bilmiyorum:
 
“Şatafatlı, payeli ve paralı kişilere neden ‘kalburüstü’ dendiğini hiç düşündünüz mü? Kum elemişseniz bilirsiniz, hiçbir işe yaramayan molozlar kalır kalbur üstünde!”
 
Bu kez sevgili ağabeyim Şerif Aydemir, Ahmet Kabaklı Hoca’yı anlatmaktadır:
 
“İznimi memlekette, Elâzığ Ağın’da geçirdikten sonra Ahmet Kabaklı Hoca’nın yanına gitmiştim. Bana ‘Ne var ne yok?’ diye sormuştu. Ben de ‘Ne olacak hocam, aluçalar açtı’ diye cevap vermiştim. Merhum Altan Deliorman da oradaydı. ‘Aluça nedir?’ diye sordu. Ben hemen ‘Can eriği efendim’ karşılığını verdim. Bunun üzerine ‘can eriği ne demek?’ diyerek ikinciyi soruyu yöneltince imdadıma Ahmet Kabaklı Hoca yetişti:
 
-Altan Bey, Altan Bey boşuna uğraşma. Bu Elazizli çocuğa ‘papaz eriği’ dedirtemezsin!”….. “Ve Muhsin Yazıcıoğlu… Yolu bir Anadolu köyüne düşer. Vatandaşlarla oturup, çay içer, sohbet eder. Bu sırada yanına yaklaşan, biraz garip kılıklı bir köylü, gülerek elini uzatıp tokalaştığı Muhsin Başkan’a şöyle tanıtır kendisini:
 
-Ben bu köyün delisiyim!
 
Muhsin Yazıcıoğlu, tebessüm eder ve şu cevabı verir:
 
-Tamam işte, ben de bu vatanın delisiyim!” ….."
 
Yazarın birisi, sosyoloji hocası olan merhum Seyyid Ahmet Arvasi’ye sorar:
 
-Hocam, insan maymunun gelişmiş şeklidir, diyorlar. Ne dersiniz?
 
Mütefekkir-Yazar Seyyid Ahmet Arvasi şu cevabı verir:
 
-O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir!”…..
 
Mukaddesat düşmanı meşhur bir adamdan bahsediliyordu. Osman Yüksel Serdengeçti, böylelerine çok kızardı. Bahsedilen kişi hakkında kendini tutamayıp şöyle der:
 
“Bu herif öylesine pis, mülevves ve kirli ki… Akdeniz’e düşse, o deniz Karadeniz hâline gelir!”
 
“Nükteden Şakaya” kitabını okurken bir yandan çok sayıda önemli ismi yâd ediyor, diğer yandan tebessüm ediyorsunuz. “Mümine tebessüm sadakadır” diyen Sevgili peygamberimizin bu buyruğunun kültür ve medeniyetimize etkilerini gördüğümüz bu kitabı özenle hazırlayan Mehmet Nuri Yardım Hoca'ya bilhassa teşekkür ediyorum. Okuyanı bol olsun.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.