Türkiye 14 Mayıs seçimlerine kilitlenmiş durumda.
Bu seçimlerde üzerinde en fazla konuşulması gereken seçmen milliyetçi seçmen profili iken her nedense "HDPKK" ve HÜDA PAR oyları üzerinden bu seçimin akıbeti üzerine yorumlar ve analizler yapılıyor! İlginç…
Yaklaşık olarak yüzde 30 oranında bir oy potansiyeli olduğu söylenen bu milliyetçi seçmenin yeterince konuşulmamasının nedeni dağınık bir görüntü vermeleri olabilir mi?
Türkiye’de şu an dağınık şekilde farklı partilerin çatıları altında bulunan ve kendisine Atatürk milliyetçisi, Türk milliyetçisi, ülkücü, ulusalcı, Türkeşçi, Tengrici diyen veya böyle takdim edilen devasa bir kesim var ve bu büyük kesimin oyları hiç ama hiç hesaba katılmıyor!
Peki, milliyetçiler veya ülkücüler neden bir arada değil? Bir zamanlar genellikle MHP, BBP çatısı altında bulunan bu kesim şimdilerde neden böylesine dağınık bir görüntü veriyor? Bu kesim neden bir araya gelemiyor? Milliyetçilerin genel beklentisi nedir? Ülkücülük, Türkeşçilik ve milliyetçilik aynı şey midir?
Açıkçası uzun zaman boyunca bu kesimlerin arasına inceden inceden nifak tohumları ekildi, ideolojik farklılıklar geliştikçe bölünmeler geçekleşti, her ideolojik farklılık kendine yeni alanlar buldu veya öyle istendi zira "böl, parçala, yut" politikası öylesine güzel uygulandı ki sürecin sonuna gelindiğinde milliyetçi, ülkücü, Türkeşçi olduğunu söyleyen çok sayıda parti, grup, hizip meydana geldi ve hazırdaki durum ortaya çıktı…
Hatta kendine “Tengrici” diyen ve İslam inancını bütünüyle reddeden bir kesim dahi ortaya çıkıp Türk-İslam ülkücülerine karşı kendilerini “gerçek milliyetçi” olarak lanse etmeye dahi cüret edebildiler!..
Doğal olarak şimdi kimi gençler “hangi milliyetçilik” sorusuna cevap ararken böyle bir çıkmazla da karşı karşıya kalıyorlar. Bizim kuşaklar ve bizden öncekiler Seyyid Ahmet Arvasi, Dündar Taşer, Ahmet Kabaklı, Alparslan Türkeş, Galip Erdem gibi yıldız isimlerin eserlerini okuyarak bu kabil soruların cevaplarını buluyor ve istikamet tayinlerini öyle yapıyorlardı. Zaman içerisinde genç kuşakların bu isimlerle irtibatı kesildi ve kendilerine dayatılan yeni ideolojik öğretiler alışılagelmiş “milliyetçilik” kavramının içini boşalttı. Ortaya birbirini tutmayan, birbirine benzemeyen ve aynı şeyi söylemeyen çok farklı şeyleri işaret eden yeni kavramlar ikame edildi!
Bugün genel adı “milliyetçilik” olan ancak farklı çevrelerin tasavvurlarında özünde ciddi farklılıklar barındıran bu ideolojinin, çağın ruhuna ve gereklerine uygun olarak yeni baştan tanımlanması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Bu ihtiyacı formüle edecek ideologlara ihtiyaç vardır. Özellikle MHP gibi Türk milliyetçiliğinin ve ülkücülüğün kalesi olmuş bir partinin bu farklılıkları görmesi, yeni politikalar geliştirmesi, özellikle rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in ülkücülüğün ana ilkeleri olarak belirlediği "9 IŞIK Doktrini"ni genç kuşaklara iyi anlatması gerekmektedir. Nitekim bugün kendisine milliyetçi diyen 20 yaşındaki bir genç, ne yazık ki bu doktrinin tek bir maddesini dahi çoğunlukla bilmemektedir!..
Hemen belirtelim ki son zamanlarda Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’nın genç ve kıymetli Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, bu anlamda çok önemli çalışmalar yapıyor ve çok kıymetli kitaplar neşrediyor. Mamafih daha fazlasına ihtiyaç olduğu bir vakıadır nitekim yeni kuşak okumuyor ve genellikle dijital medyayı tercih ediyor.
Hâsılı, seçimler kapıda ve milliyetçiler ciddi bir dağınıklık içinde.
Oysa Türk milliyetçilerinin, ülkücülerin, Türkeşçilerin, ismine her ne derlerse desinler tek bir adresleri vardır. O ocak da bellidir! Öyle değil mi?