samdan
camii
hayirli-ramazanlar

Sadece müteahhitler mi?

A -
A +
“Adalet gecikmez tez verilmeli!”
 
Son günlerde en çok tekrar ettiğim bu dize merhum Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’na ait. Bu vecize dizeyi aslında bütün mahkeme kapılarına, karakollara, cadde ve sokaklara asmalı. Asmalı ki benim insanım bunun anlamını iyi kavraya ve hiç unutmaya…
 
Depremden dolayı Gaziantep ilinde görev yapan kızkardeşim, ailede müstakil evde oturan tek kişi olduğum için sadece benim evime gelmeyi istedi. Apartman katlarının o dehşetli görüntülerinden sonra ülkem insanı ne yazık ki uyuyamıyor ve huzur duyamıyor artık.
 
Sanırım Yavuz Bülent Bâkiler Ağabeyin “Türkistan Türkistan” kitabında okumuştum uzun yıllar önce. Türkistan ziyaretinde çok yaşlı bir dede kendisine “Müslümanın evi düzayak olur, ayağını attı mı toprakla buluşmalı” demişti. Ve ben bu sözleri kulağıma küpe etmiş hiçbir zaman apartman katlarına ilgi duymamıştım.
 
Şimdi kardeşim, gözyaşları içinde “milyonlarca para döküp satın aldığım o dairede artık oturamam. Şimdi kimse de kolay kolay satın almaz, ne yapacağımı bilemiyorum” dedikçe, depremde kıyameti yaşayan milyonlar aklıma geliyor. Sahi şimdi ne olacak? Deprem yorgunu yüz binlerce yapı stoku ne olacak? Bu insanlar ne yapacak? Kaldı ki deprem tehdidi de bitmiş değil!
 
Hemen her gün üç beş müteahhidi yakalayıp içeri atmakla olmaz! Müteahhide gelinceye kadar birçok basamak var. Mesela o şehirlerde uygun olmadığı hâlde kat sayısını artıranlar, ruhsat verenler, zemin konusuna dikkat etmeyenler, çarpık kentleşmeye kapı aralayanlar, rant için milyonlarca kayısı, zeytin, portakal bahçesini imara açanlar kimler?
 
Bu ülkede siyasiler gariptir ki hiç ama hiç suç işlemiyor! Parti ayırmadan soruyorum, şu sorumlu belediye başkanları nerede? Sadece Malatya ovasında yaklaşık yüz binlerce kayısı ağacı imara kurban verilmiş! Diğer bölgelerde milyonlarca zeytin ağacı ve portakal ağacı! En verimli tarım arazileri imara açılmış. Bunları söylemesek o depremde feci şekilde hayatını kaybedenler bizden hesap sormazlar mı?
 
Mesela uzun yıllar önce gördüğüm Pazarcık ilçesini hatırlıyorum da küçük bir köy gibiydi. Evler tek veya iki katlıydı. Hemen her evin avlu içinde bahçesi vardı.  Asmaların süslediği bu damlı evler nereye gitti? Bir tarım ilçesinde apartmanın ne işi var?
 
Apartman bu toprakların yapı modeli değildir.Mahremiyet düşüncesiyle yüzyıllarca avlu içinde, bahçeli müstakil evlerimizde yaşadı bu millet. Dışarıdan gecekondu kültürünün birer numunesi olan bu "katlı mezarlıkları" kim başımıza musallat etti bilmiyorum. Bir zamanlar burun kıvrılarak terk edilen müstakil köy ve kasaba evleri şimdi lüks evlere dönüştü.
 
Malatya’nın Battalgazi ilçesinde rahmetli dedemin kayısı bahçesinde inşa ettiği tam 60 yıllık iki katlı kârgir evinde tek çatlak dahi yok! Niye? Çünkü eskiler yaşatmak için ev yapıyorlardı da ondan. Dayıma temelinde ne vardı diye soruyorum. “Deden, taş ocağından getirdiği kayaları evin temeline yerleştirdi” diyor! İlginç!
 
Rahmetli dedemin düşündüğünü, mimarlık mühendislik eğitimi almış kimseler düşünemiyor mu? Tarım yapılması icap eden yumuşak zemine on katlı bina yapmak nasıl bir aymazlık ve ahlaksızlıktır?
 
Bütün şehirlerimiz belediyelerin sorumsuz yağma ve talan politikalarına kapatılmalı acilen. Oy kaygısı olanlar şehirlerin imar politikalarına bir daha karıştırılmamalı. Belki de bu hususta bağımsız bir birim oluşturmalı.Vatanını ve milletini çok seven birisi olarak devletimden isteğimdir. Yıkılan her binanın sorumluları hiyerarşi gözetilmeden açıklanmalı ve yargılanmalı. Öyle cezalar verilmeli ki ibretiâlem olsun!Hâsılı adalet gecikmemeli. Tez elden, adilce verilmeli.
300
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.