Deprem yüreğimizi kanattı. Ruhen hiç iyi değiliz.Dünyanın pek çok yerinden yaralarımızı sarmaya gelenler içinde Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerden arama kurtarma ekipleri, yardım uçakları da vardı.
Bu acıyı en az bizim kadar hissettiler, yayınlar yaptılar, her anlamda el uzattılar.
Türk Cumhuriyetlerinin gönderdiği yardım malzemeleri içinde bana göre en yararlı ve hayati olanı hiç şüphesiz “kiyiz çadırlar” oldu. Keçe ve yünden yapılmış bu çadırların çok önemli bir ihtiyacı karşılayacağını hemen belirtelim. Öyle ki AFAD “Boz Üy” denen bu çadırlardan üreterek hem kış şartları için uygun çadırları depremzedelere ulaştırmış olacak hem de ısınma problemini çözecek.
Peki, bu keçeden çadırların ne tür özellikleri var?
Keçeden yapılan bu çadır/otağ/evlerin özelliği kışın -25 derece soğuktan, yazın +40 derece sıcaktan koruyor olması. Yani kışın sıcak, yazın serin olan bu keçeden evler Türkiye gibi deprem kuşağında yer alan ülkeler için çok ideal bir çadır türü. Nitekim bu çadırlar özellikle Sibirya kırsalında -50 derece soğuklarda bile rahatlıkla kullanılıyor. Hakasya Cumhuriyetinde yaşayan Hakas, Tuva, Şor, Altay Türkleri de bu “Boz Üy” çadırlarını kullanmaya devam ediyor. Ata yurttan ana yurda gelen bu muhteşem birikim en modern çağlarda bile yüz güldürüyor.
Türk Cumhuriyetleri, Maraş depreminin akabinde uçaklar dolusu “Boz Üy” evlerinden gönderdi. Kazakistan ilk gün eldeki 120 keçe ev yolladı. Ancak kısa zamanda yeni evler hazırlanarak yüzlercesi hazırlandı ve yola çıkarıldı. Kırgızistan da yine kısa zaman içerisinde çok sayıda keçe ev gönderdi.Bu otağlar malzemesinden dolayı içinde yaşayanları ek ısı aygıtlarına ihtiyaç duymadan koruyor. Ülkemize gelen keçe çadırlar özellikle Kahramanmaraş kalesinin yakınlarına kuruldu.
Türkiye’nin Özbekistan Taşkent Büyükelçiliği Sosyal ve Kültür Ataşesi Alparslan Akıncı Beyefendiden aldığımız bilgiye göre bu çadırlardan binlercesi üretiliyor ve kısa zamanda Türkiye’ye gönderilecek.
Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan beş ülke, tek millet şiarıyla kenetlenmiş durumda. Türk yurtlarında hemen her alanda yardım yağıyor. Çok ve tok millet olmak Türk milletinin genetiğinde var. Bugün kim dost kim düşman hep birlikte görüyoruz.
İçteki ve dıştaki düşmanlarımız bu zor günlerimizden nemalanmaya çalışsalar da Türk milleti dünden de daha güçlü, daha iri ve daha diri. Kimse kusura bakmasın Balkanlardan Çin Seddi'ne kadar geniş topraklara sahip bu millet gün geçtikçe daha da kenetlenecek. Ata yurtlarından Ana yurduna hummalı bir çalışma var.
Deprem bölgesinden çıkarak başka şehirlere taşınan depremzedeler bir süre sonra şehirlerine dönecekler. Dönmek zorundalar zira misafirlik üç gün, beş gün. İşte bu nedenle bu çadırlar çok hayati önem kazanıyor. Bu soğuklar nereden bakarsak mayıs ayına kadar sürecek. Dolayısıyla Türkiye’de “Boz Üy” otağların imalatına başlanmalı belki de.
Allah korusun, inşallah hiç ihtiyaç duymayız, İstanbul depremi kapıda diyorlar. Belki de bu çadırlardan üreterek hazırlık yapmalıyız. Türk kimliğinin de bir nişanesi olan bu keçe otağlar, her türlü afet için hazır tutulmalı. Artık iyice anlamamız gereken bir şey var ki o da bu coğrafyada her dem teyakkuz hâlinde olmamız gerekliliği ve zorunluluğudur.
Bu deprem bize çok şey anlattı. Çok şey söyledi. Çok şeyi suratımıza suratımıza vurdu. Yarından tezi yok yeni depremler için çalışma yapmalıyız. Bu coğrafyada rahat yok bize. Hemen, behemehâl İstanbul depremine hazırlanmalıyız.
Yüce Allah bir daha bizlere böyle facialar göstermesin.