2007 biterken, "şu" sözlere bir bakın: "100. yılımızda elde ettiğimiz başarıların daha fazlasını her anlamda yaşamanın planlarını yapmak zorundayız. Fenerbahçe Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştirilecek yeni projelerin karşısında, sadece itiraz etmiş olmak için haksız sebeplerle duran kişiler, Türk sporunu daha da gelişmeye sürükleyecek her yeni atağımızda, bizi geri çekmeye çalışanlar ve bunlara karşılık bizi daima savunan yeni taraftarlarımız da olacaktır. Fenerbahçe arması, her zaman göğsümüzde taşıdığımız bir şeref madalyası olacaktır. Büyümemizi engellemeye kimse cüret edemeyecektir." Hadi "tehdit" demeyeyim, bu "gözdağı" kime?.. "Ataşehir bilmecesini" yazanlara ve eleştirenlere mi?.. Yoksa, "Bu iş başka bir iş, bu yasalara, yönetmeliklere uymuyor" deme cesaretini gösteren bürokratlara mı?.. Ne demektir, "cüret edemeyecekler" sözü ve ne anlama geliyor?.. Soruyorum: İş, Galatasaray'ın "üst yapı sportif tesisler hakları arasına ticari mekanlar katmasına gelince" çok haklı olarak, bakınız "altını çiziyorum" çok haklı olarak "Bizim Galatasaray'a stat yeri verilmesine itirazımız yok, bizim itirazımız stat yeri ile Galatasaray'ın ticari yatırımlara yönelerek zengin edilmesine, kurtarılmasına" diyen ve "herkese ahlâk ve fazilet dersi veren" zat - âlinizin, "Ataşehir'de yapılanı eleştirenlere", bu işin "bu şekilde olamayacağını" söyleyenlere açıkça "göz dağı vermesi" ahlâk ve fazilet ilkelerine ne kadar uyuyor?.. Söyleyiniz bilelim; "bu ihalenin ilânı" neden "sadece" belki de "3 - 500 bile günlük satışı zar zor olan" bir Bursa gazetesinde yayınlanmıştır?.. Neden "bu yer, alış veriş merkezsiz, sadece spor tesisleri olacak bir imar plânı ile ihaleye çıkarılıp, ihale yapıldıktan hemen sonra bir imar değişikliği müracaatı ile o arsanın değerini kat be kat arttıracak bir alış veriş merkezi ilâvesi yapılmaktadır?.." Bu soruların cevaplarını "lütfen" veriniz de, bizler gibi "cüretkârlar" da Fenerbahçe'nin büyümesinin önünü kesecek yorumlar yapmasınlar; bürokratlar da bu gözdağı sonucunda "dut yemiş bülbül rolüne soyunmasınlar!.." Tam da "arsanın sahibi olan" Emlâk Konut'un Başkan yardımcısının "bu iş in neden olmaması gerektiğini" anlatan açıklamalarının hemen sonrasında, söyler misiniz bana "bu göz dağı" ne anlama geliyor?.. Söyler misiniz bana: Bu ülkede "VİP localarından", çevre yolu mudur, otoban mıdır, neyse ne, "ona çıkış kapısı açan" başka bir kuruluş var mıdır?.. Bu çıkışın izni, plâ nı var mıdır?.. Çıkar dersiniz ki, "İşte belediyenin, işte karayollarının, işte bakanlığın, işte hükümetin" her kim "izin vermişse" resmi yazısı, "bu yazı mucibince bu çıkış açıldı", bin defa özür dileyerek, yaptığımız "Fenerbahçe'nin bu çıkış kapısı ile büyüdüğü kısmı engellemeye kalkışmak" gibi bir "cüretkârlığın hesabını" kamuoyu önünde vermiş oluruz!.. Yeter ki, "şu resmi izni" bir gösterin, lütfen!.. Yooo, Sayın Aziz Yıldırım, "Türkiye bir hukuk devletidir" ve bu ülkede "öyle ya da böyle" basın hürriyeti vardır!.. Bizleri yaptıklarınıza ve yapacaklarınıza ikna edemez ve "bizleri tatmin edecek" cevapları veremezseniz, yazmaya, çizmeye, eleştirmeye her zaman "cüret edeceğiz" ve bizleri "gözdağı" ile susturamazsınız!.. Soruyorum: Maşallah bu yaşta yaz demeden, kış demeden çat o şehirdeki stada, çat bu şehirdeki stada, bitmedi, çat o ülkeye maç için, çat bu ülkeye transfer için durup dinlenmeden seyahatler yapan sizin gibi "güçlü" bir insanın "askerliğini yapmamasını sağlayan" rapor, neden, ne zaman ve hangi hastaneden verilmiştir?.. Neden, futboldan, basketbola "askerliğini yapmamış" ama "askerlik çağı gelip geçmekte olan" bir yığın "ünlü" sporcu, başkanı olduğunuz kulüpte toplanmıştır?.. Ve neden "kanun çıkmayınca", şimdi "kulübünüzden kaçıp", askerlik yapmamak için başka "melceler" aramaktadır?.. Soruyorum: Fenerbahçe'nin Kalamış'taki denizcilik ve sosyal tesisleri, "hangi yasal izinlerle" yapılmıştır; burada "Anıtlar ve Eski Eserler Kurulu'nun kararları" paspas edilmiş midir; herkesin uymak zorunda olduğu "sit" uygulamaları "sizin başında olduğunuz" müessese için geçerli değil midir?.. "Fenerbahçe'yi engellemeye çalışıyorlar" gerekçesinin arkasına sığınarak, istiyorsunuz ki, "bunlar" yazılıp çizilmesin, konuşulmasın, tartışılmasın, yorumlanmasın!.. Bu soruların cevaplarını istemenin "Fenerbahçe'yi engellemeye çalışmak" ile ne ilgisi var?.. Ama siz istiyorsunuz ki, "Ben yapayım, yazılıp çizilmesin, itiraz edilmesin", iş burada kalsa gene de iyi, bitmiyor, siz istiyorsunuz ki; "Sizin yaptıklarınızı başka kulüpler, başka başkanlar yapmasın!.." Bu nasıl bir "Rabbena, hep bana" zihniyetidir?.. Cüretimizi mazur görün, "sormak" hakkımız değil mi?..