Borsa İstanbul'da BİST100 endeksi geçen haftayı 4.216,98 puandan tamamladı. Böylece tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirdi. Bu arada endeks, gördüğü rekor seviyeyi de 4.233,58 puana taşıdı. Borsada yaşanan fiyatlamaları anlamaya çalışırken, aslında karşımızda çok da yeni bir hikâye olmadığını görüyorum, bir şey hariç…
Elimizde olanlara baktığımızda;
- Resmî enflasyon yüzde 85,5 ile ciddi seviyelerdeki yerini koruyor. Hanelerin hissettiği enflasyon ise, gelir ve harcama kalemlerinin ağırlık farklılığından dolayı genellikle daha yüksek boyutlarda seyredebiliyor.
- Bu hissiyatın varlığı, enflasyonda artık dönüşe yakın yerlerde olsak bile, psikolojik anlamda fiyatlama davranışlarının daha geç normalize olmasını beraberinde getiriyor. Yani davranışsal finans, aylardır Türkiye piyasasında daha etkili. Zam yapma, daha yüksek getiri elde etme, daha yüksek maaş peşinde koşma gibi “önden korumacı” birtakım eğilimler bu sebeple kırılamıyor.
- Doların belli bir seviyede stabil olmasına, maliyetler üzerinde çok etkili akaryakıt fiyatlarının belli bir bantta seyretmesine ve ithal emtia fiyatlarında yaşanan gerilemeye rağmen son haftalarda marketlerde yaşanan zamlar da, çok dillendirilen asgari ücret artışına karşı yavaş yavaş ve “önden korumacı” bir tedbirmişçesine ortaya çıkıveriyor.
- Konut gibi en temel ihtiyacın fiyatının önden gitmesi ve hemen ulaşılabilir olmaktan çıkması da; onu yakalamak isteyen her kesimde kazanç, kâr, gelir gibi unsurları “maksimum düzeyde tutma çabasını” besliyor. Sonuç olarak psikolojiyi tedavi etmeden, zincirleme etkiyi de kırmak zor oluyor.
Yukarıda sözünü ettiğim “bir şey hariç” kısmına gelince… Detaylar burada saklı.
- Şu anda borsada bir hikâye yazılıyor. Borsa, TL enstrüman. Buraya yatırım yapmak için elinizde TL olması gerekiyor. TL bulmak ve borsaya girmek için, şayet döviz tutuyorsanız, bunu TL’ye çevirip, yani dövizi satıp borsaya girmek durumunda kalacaksınız.
- Çok eskiden şöyle bir “sokak indikatörü” vardı: Artık taksici, berber, manav borsaya girmeyi dillendirmeye başladıysa, satıp çıkma zamanı gelmiştir… Şimdi bu, çöp oldu. Nasıl geçen yılki hızlı döviz hareketinde dışarıda kalanlar “kazançlı çıkmadıysa”, bugün de “borsanın dışında kalanlar” için aynı şey söz konusu oldu.
-“Psikolojik tedavi” demişken… “Dolarda bir getiri kalmayacağı” yönünde hissiyatlar da yavaş yavaş gerçekleşmeye başlıyor. Bunu rakamlar söylüyor. 5 Ağustos’ta dolar 17,91… 5 Kasım’da 18,57… 3 aylık getiri yüzde 3,70!.. Oysa sadece ekim enflasyonu yüzde 3,54! Ve borsada sadece bir haftalık kazanç yüzde 9,2!.. Üstelik borsadaki yükseliş dolar gibi hasar verici değil; insanlara para kazandırarak birikimlerin ve dolayısıyla harcamaların, refahın artmasına katkıda bulunuyor. Diyelim, rakamlara kısaca değinelim…
Bilançoların çoğu beklenti üzerinde geliyor. Endekste, artık 3.850 ana destek seviyesinin üzerinde tutundukça, orta vadede 5.000’e varabilecek yükselişleri rahatlıkla konuşmaya başlayabiliriz. BİST50 ağırlıklı portföyler çıkışta da düşüşte de daha sağlam durur.
Bir fikir vermek için söylüyorum; grafiklere kısa vadeli bakın. Bir hissenin 3 ayda, 6 ayda, 12 ayda nereden nereye gittiğine odaklanmayın; korkarsınız, dışarıda kalırsınız. Daha kısa vadeye bakın, zirvesinden yüzde 10-20 aşağıdaysa, belli desteklerde tutunuyorsa, bunu bir fırsat gibi düşünmeye başlayın. Tabii ki sağlam, derinlikli, kârlı, hikâyesi olan hisseler için söylüyorum.
Dikkat çeken önemli bir noktayı da aktarayım: Borsa, dolar bazında 4 yıldır 1,25-2,25 seviyesinde seyreden dip çalışmasını da, son kapanışı itibarıyla tamamlamaya çalışıyor. Artık buralardan kurtulursa, son 15 yılda 3 defa test ettiği 5 dolar seviyesine de uzun vadede yolculuk başlayabilir.