Merkez Bankasının faizleri 100 baz puan indirmesinin ardından gözler, Dolar/TL kuruna çevrildi. İlk tepkilere bakıldığında; dolarda 18,1330 TL seviyesine doğru bir hareketlilik yaşandı. Kararın ardından ilk işlem gününde de (19 Ağustos), kurda, abartılı beklentilere göre “sakin” diyebileceğimiz seyrin devam ettiği görüldü. Bundan sonra doların geleceği merak ediliyor. Hafızalar geçen yıl son çeyreğe gitse de, bugünkü durum biraz farklı. Piyasalar 18 TL’lik Dolar/TL paritesi ile ilk defa tanışmıyor. Geçen yıl KKM tedbiri ile sonuçlanan hızlı yükseliş sırasında da 18,35 zirvesi görülmüştü. Bundan sonra gelecek senaryolarını değerlendirirken, dolarda arz-talep dengelerine odaklanmamız gerekiyor.
Buna göre önümüzdeki süreçte döviz talebini artırabilecek gelişmelere bakıldığında;
- Son açıklanan rakamlara göre Türkiye’nin cari açığı 32 milyar dolar civarında seyrediyor. Bu yılın 40-45 milyar dolar bandında kapatılması bekleniyor.
- Haziran itibarıyla, vadesine bir yıl ya da daha az kalmış kısa vadeli dış borç stoku, 182,5 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. (Bu tutarın büyük kısmının karşılığında ticari amaçlı mal-hizmet bulunuyor. Bir kısmının da uzatılabileceği tahmin ediliyor.)
- Yaklaşan sonbahar-kış öncesinde yüksek seyretmesi beklenen enerji fiyatları için, BOTAŞ gibi kurumların daha fazla döviz ihtiyacı olabilir.
- TCMB’nin “yeni bir faiz döngüsüne başladığı” yönündeki algıların, temeli olmayan ancak “davranışsal finans” eğilimlerine yol açarak, dolara spekülatif yaklaşımı beraberinde getirebilir.
Türk lirası lehine olabilecek gelişmelere bakarsak;
- Son dönemde Türkiye; Rusya, Suudi Arabistan, İsrail başta olmak üzere birçok ülke ile stratejik temaslarda bulunuyor. Bu ülkelerle döviz takası ve doğrudan yabancı sermaye girişi gibi birtakım gelişmeler yaşanabilir.
- Faiz indirimi kararı, Türk lirasının; Brezilya, Güney Afrika, Rusya, Endonezya gibi diğer gelişen ülke para birimlerine karşı daha rekabetçi olmasını sağlayabilir. Bu durum, “daralan dünya ticaret hacmi”nden, Türkiye’nin daha fazla pay almasını ve ülkeye daha fazla döviz girişini sağlayabilir.
- Kur Korumalı Mevduat hesapları gittikçe büyüyor. 1,2 trilyon TL’ye ulaştı. Bu miktar, yaklaşık 65 milyar dolara denk geliyor. KKM, yeni döviz talebinin dizginlenmesi bakımından önemli bir tampon vazifesi görüyor.
- ‘Kurumsal’lar da döviz mevduatını KKM’ye geçirmeleri hâline, daha düşük oranlı faizle kredi kullanma hakkı elde edecekler. Bu da muhtemel döviz talebini azaltıcı etki gösterebilir.
- KKM benzeri tedbirlerin, önümüzdeki dönemde de devreye alınması beklenebilir.
- Türkiye, pandeminin ardından iyi bir turizm sezonu geçiriyor. Yıl genelinde turizm gelirlerinin 35 milyar dolara kadar varabileceği tahmin ediliyor.
TCMB ve FED cephesine bakıldığında;
- Merkez Bankası verilerine göre; 12 Ağustos ile biten haftada toplam rezervler 5,1 milyar dolar arttı ve 113,7 milyar doları aştı. Bundan sonraki süreçte, rezervler dikkatle takip edilecek. Bu arada politika faizi ile banka faizi arasındaki makas çok açık. Yüzde 14 ile yüzde 13 politika faizinin yansıması arasında da büyük bir fark yok. (Piyasalar niyet okumaya yönelmezse tabii…)
- ABD Merkez Bankasının para politikasını nasıl şekillendireceği de önemli... Beklentilere bakıldığında FED’in politika faizinde, 2022’yi, yüzde 3,5-4,0 bandında tamamlaması öngörülüyor. Bu beklenti, dolar endeksi tarafında fiyatlanıyor. Geçen hafta 105’ten 108’e doğru hareketlilik bunun göstergesi. Ancak ABD tarafında enflasyon başta olmak üzere ekonomik veriler de çok önemli. FED’i daha fazla “şahinleştirecek” veriler, dolar üzerinde ekstra baskıya sebep olabilir.
Bütün bu tespitleri yaptıktan sonra sadede gelirsek;
Dolarda “bugünkü şartlarda” tam anlamıyla geçen yılkinin aynısı gibi yükseliş tablosunu destekleyecek bir konjonktür yok karşımızda. Fiyatlamalara birçok beklenti dâhil… Aralık ayında görülen 18,35 TL zirvesi, bundan sonraki süreçte de önemli ve ilk direnç noktası olarak öne çıkacak gibi görünüyor. Aşağıda ise “ekonomi yönetiminden ek tedbir gelmediği” senaryosuna göre; 17,80-17,50 bandının altında bir fiyatlama zayıf ihtimal gibi görünüyor. TCMB’nin, faiz indiriminden önce yaptığı son ankette de, yıl sonu dolar beklentisinin 19,65 TL seviyesinde oluştuğunu hatırlatalım...