Merkez Bankalarının açıklamalarının damga vurduğu bir hafta geride kaldı. Piyasalara bakıldığında;
- Avrupa Merkez Bankasının (ECB) faizleri artırmasından çok, verdiği mesajlar pariteler için önemliydi. ECB, mevduat faizini yüzde 0,75'e ve fonlama faizini yüzde 1,50’ye yükseltti. Böylece banka, tarihinin en yüksek faiz artışına gitmiş oldu. Avrupa’da bir süre daha faiz artışının devam etmesi bekleniyor. Başkan Lagarde ve bütün ECB yetkilileri, vurgulayarak bunun işaretlerini verdi. Bu durum, haftanın son işlem gününde avroya destek oldu.
- 0,99’un altını test eden EUR/USD paritesi, faiz artışı ve Lagarde’ın açıklamalarının ardından yeniden 1 seviyesinin üzerine çıktı. Buna paralel olarak dolar endeksi gerileyerek, 108,5’in altını gördü. FED cephesinde de faiz artışı beklense bile, ECB’nin daha baskın mesajlarının, avroyu bir miktar güçlendirdiği görülüyor.
- Zayıflayan dolar, emtialara yansıdı; ons, 1.715 doların üzerine çıkarak “tehlikeli” diyebileceğimiz 1.680 bandından uzaklaştı.
- İçeride de 18,20 TL’nin üzerinde tutunan bir dolar ile karşı karşıyayız. Hem ‘diri’ gözüken dolar hem de yükselişe geçen ons, gram altın fiyatlarına yansıdı. Gram, 3 haneli seviyelerden uzaklaştı ve 1.010 TL’nin üzerini gördü.
Bundan sonraki süreçte gram altın senaryolarına bakıldığında;
- “Üç haneli (yani 900’lü) rakamlarla vedalaşma yaşandığı bir süreçten geçiliyor” yönündeki ana senaryo devam ediyor.
- Nitekim eylülün ilk haftasında görülen 990 TL seviyesinden yukarı dönüş gerçekleşti.
Dolar/TL senaryolarına bakıldığında;
- Yıl sonu için OVP’de 2022 ortalama beklentisi 16,62 TL... Bugün bu ortalama, 15,70 civarında bulunuyor. Söz konusu açığın kapanması için son çeyrekte doların, 19 TL üzerinde fiyatlanması gerekiyor.
- TCMB’nin son anketine göre yıl sonu dolar/TL beklentisi 19,65 TL olarak gerçekleşti. Her iki beklenti, aynı zamanda gram altını da destekliyor.
Ons senaryolarına bakıldığında;
- Kritik 1.680-1.710 destek bandının korunması ve FED beklentilerinin çoğunlukla fiyatlara dâhil olması, son çeyrekte, uygun şartların oluşması durumunda yeniden 1.800 dolara doğru bir hareketliliği beraberinde getirebilir.
- Söz konusu beklentilerin gerçekleşmesi, gram altında da ilk etapta, bu yıl görülen 1.040 TL zirvesine doğru hareketlenmeyi destekleyebilir.
Bir uyarı yapmak gerekirse; “ABD’de enflasyon ve istihdamın öngörülenden daha fazla yükselmesi” hâlinde, ons için beklentiler kötüleşebilir. Böyle bir gelişme, gram altını da baskılayabilir. 13 Eylül Salı günü açıklanacak ABD enflasyon rakamları dikkatle takip edilmelidir. Bu, hafta başında fiyatlamalarda da bir miktar hissedilebilir.
‘BANKA İSTANBUL’
Eski borsacılar bilir, ‘Borsa İstanbul’a zaman zaman ‘Banka İstanbul’ denirdi. Bunun sebebi, borsada dönen işlem hacminin en az 3’te 1’i banka hisselerinde gerçekleşirdi. Bu ağırlık bazen toplam hacmin yarısına bile yaklaşırdı. 2018’den sonra bazı regülasyonların ve değişen para-maliye politikasının etkisiyle, borsada da hacim ibresi bankalarda zayıfladı. Fiyatlamalarda da banka hisseleri, yakın geçmişe kadar epey geride kalmıştı. Son dönemde yaşanan banka rallisi, yüzde 400 artan bilançolar üzerinde geleceğe dönük bazı risklerin varlığına rağmen, “ucuzluk” saikiyle yaşandı gibi görünüyor. Gelinen noktada banka F/K ve PD/DD oranlarının, yani piyasanın “adil” görebileceği değerleme ölçütlerinin “kabul edilebilir” noktalara doğru ilerlediği görülmekte.
Geçen haftaya bakalım. Cuma saat 13.00 itibarıyla haftalık toplam işlem hacmi 554 milyar TL... Bu hacmin 174,5 milyar lirası bankalarda gerçekleşmiş. Yine borsanın geneline giren taze para 301 milyar TL... Ancak banka hisselerine giren para 336 milyar TL... Yani yatırımcılar hem taze para ile hem de başka sektörlerdeki hisselerini satarak, banka hissesi almışlar.
Yaşanan “duygusal hareketlilik” çerçevesinde “banka hisseleri nereye kadar yükselir” sorusunun temel ve teknik bir cevabı olmasa da; “artık kelepirin kaçtığı” ve “yükseldikçe, düşüş mesafesinin de artıyor olduğu” gerçekleri ile, temkini elden bırakmamak gerekiyor.