Nasıl bir yatırım ve yatırımcı kültürü?

Sesli Dinle
A -
A +
Borsa İstanbul’da geçen hafta 4.784 ile tarihî yüksek seviyeleri gördük. Perşembe günü en düşük 4.446 puana kadar geriledik. Cuma akşamı da 4.526 puandan kapanış gerçekleşti. Buraya kadar sıkıntı yok. Asıl dikkat çeken, borsadaki hareketler... Yüksek hacimli birkaç hissenin tavan ya da taban olması; borsanın neredeyse geneline “sürü psikolojisi” gibi yansıyor. Akıllara Bitcoin ve Ethereum’un, hareketleriyle, bütün kripto paralara yön vermesi geliyor. Burada ara verelim, genel durumu hatırlayalım…
 
Borsada bu yıl yeni açılan hesap sayısı fazla. 500 binin üzerinde yatırımcı ilk defa borsa ile tanıştı. Toplam yatırımcı sayısı 3 milyona koşuyor. Özellikle son 6 aylık süreçte;
 
- Kripto paralarda yaşanan kayıplar ve dünyanın en büyük kripto platformlarının karışması,
 
- Mevduat, gram altın, ons altın, diğer emtialar, döviz, KKM gibi enstrümanların (enflasyona göre) getirisiz kalması,
 
- Konut, otomobil, arsa gibi taşınmaz ve taşıtların fiyatta doygunluğa ulaşması ve küçük birikimlerle bunların “ulaşılamaz” olması; para sahibi olan her kim varsa, onları farklı arayışlara yöneltti. Geriye bir tek borsa kaldı.
 
Dönelim mevzumuza… Yukarıda sözünü ettiğim piyasalardan borsaya gelenler, konut, otomobil, kripto paralarda yakın geçmişte olduğu gibi kısa sürede yüzde 200-300 kazançların tekrarını elde etmek üzere geliyorlarsa (ki bu saikle gelenlerin sayısının az olmadığı biliniyor); o zaman borsa yatırımcılığı da farklı bir boyuta geçiyor. Dünyada oldukça yüksek kabul gören günlük yüzde 3-5 getirilere burun kıvıranlardan tutun da, ‘kaç tavan çeker abi’ gibi sorulara odaklanmış, oldukça sığ bir yatırım ve yatırımcı kültürü oluşuyor.
 
Borsa… Şüphesiz iyi bir yatırım enstrümanıdır. Birikimlerin, yatırımların değerlendirilmesi gereken önemli bir alandır. Buraya daha fazla fon girişi sağlanmalıdır. Ancak bizim, borsaya yatırımcı çekmekle birlikte finansal okuryazarlığı da aynı oranda artırıyor olmamız gerekiyor. Bir konut aldığında, bunun kira getirisi ile 50 yılda kendini amorti edeceğini görsen ne yaparsın? İnsan ömrü ile çelişen bir yatırım, değil mi? O zaman borsada da “1’den alıp 2’ye satarım, yüzde 100 kâr ile keyfime bakarım” formatından çıkıp; teknik-temel analiz, temettü verimi, şirket kârları, borçları, F/K gibi bunca analiz ve değerlere bakmamız, bunları öğrenmemiz gerekmez mi? Bilgiye yapılacak yatırım, en iyi kâr payını da getirecek yatırımdır. Belki o zaman “istikrarlı” şekilde “bilgimizle kazanmanın” verdiği hazzı yaşarız. Piyasalara geçelim;
 
BORSA İstanbul’da BİST100 endeksi 4.450 desteğini koruduğu müddetçe, teknik anlamda pozitif bölgede kalmaya devam edecek. Havacılık ve perakende sektöründe bilanço beklentilerinin geride kalması ve bazı iç-dış gelişmeler fiyatları baskılıyor. Otomotiv, petrokimya, holdingler, sınai ve bankacılık sektörü daha hareketli… Endekste 4.784 zirvesi, bir süre direnç vazifesi görmeye devam edecek gibi görünüyor.
 
ALTIN fiyatlarında yönü ons belirliyor. Geçtiğimiz hafta ons altının, 1.750 dolar üzerinde tutunmaya çalıştığını gördük. Gram altında da 1.050 TL’ye yakın “bir yer edinme” çabası gözlemleniyor. Son açıklanan Euro Bölgesi enflasyon rakamlarında yükselişin devam ettiğinin görünmesi, “şahin” politikalarda, ECB’nin, FED’in önüne geçebileceği yönündeki beklentileri de artırdı. Bu sebeple EUR/USD paritesinde tekrar 1,0350 ve üzerindeki seviyeler görüldü. Dolar endeksinde de (DXY) paralel olarak yaşanan gerileme, altın fiyatlarında “yukarı yönlü” hevesi besledi. Bu senaryoda ons altında 1.800 dolara doğru bir hareketlilik ihtimali, her geçen gün daha da artıyor gibi görünüyor. Aşağıya bakarsak; ‘ons’ 1.730 dolar desteğini sağlamlaştırmak isteyebilir.  ‘Gram’da da 1.042 TL seviyesi önemli destek konumunda…
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.