Yükseklik korkusu!

Sesli Dinle
A -
A +
Merkezî Kayıt Kuruluşu verilerine göre 2022 yılında sadece borsaya gelen yeni yatırımcı sayısı 1 milyon 427 bin 457 olmuş. 31 Aralık 2021 tarihinde 2 milyon 366 bin 952 olan yatırımcı sayısı, 31 Aralık 2022 itibarıyla 3 milyon 794 bin 409 olarak gerçekleşmiş.
 
Sermaye piyasaları toplamında ise yatırımcı sayısında yaşanan artış 1 milyon 550 bine yaklaşmış; buradaki son rakam da 6,7 milyona doğru koşuyor. Son bir veri portföy değerleriyle ilgili; 31 Aralık tarihinde saklanan menkul kıymetlerin piyasa değeri 7,44 trilyon TL olmuş…
 
Rakamlar ve portföy büyüklükleri bu kadar fazla olunca, borsada 2022 yılında yaşanan değer artışının nasıl yüzde 200’lere yaklaştığını anlamak da zor değil. Çok değil, pandemi öncesine kadar yatırımcı sayısı 1 milyon civarındaydı ve bu hesapların da çoğu pasifti. Şimdi ise açık hesapların sayısı o döneme göre yaklaşık 3 kat arttı. Üstelik bunların büyük çoğunluğunda menkul kıymet bulunuyor.
 
Borsaya giren para, gelen yatırımcı sayısı ve BİST 100 endeksinin (TL bazında) geldiği bu yüksek seviyeler dikkate alındığında, ister istemez bir yükseklik korkusunun da oluştuğunu gözlemliyoruz; en ufak bir kâr realizasyonunun geçen perşembe günü coşarak, endeks bazında yüzde 7’lik kayba ulaşmasından… Peki nasıl oluyor böyle düşüşler?
 
Bir defa borsada hiçbir şey eskisi gibi değil. Şöyle ki;
 
1- Algoritmik emirler, yani robotlar ve sistemler de devrede. Bunlar, belli bir formüle göre çalışıyorlar. Fiyat seviyeleri belli noktalara geldiğinde, otomatik olarak devreye girip alış veya satış yapıyorlar.
 
2- VİOP gibi kaldıraçlı işlemlerin yanı sıra pay piyasalarında da kredili pozisyonların ağırlığı artmış durumda. Bunlar da en ufak türbülansta devreye girerek açık pozisyonları kapatıyor ve “kendilerinin daha fazla zarar görmesini” engelliyor.
 
3- Son 2 yılda gelen 2 milyondan fazla yatırımcının belki de çoğunun psikolojisi sağlam değil ya da finansal okuryazarlıkları çok da ileri düzeyde bulunmuyor. “Ne alırsan yükseliyor” piyasasında “uçan halı” ile uçuşa geçtikleri için; kurbağa deneyindeki gibi, ısınan suyun da hemen farkına varamıyorlar ve yaşanabilecek muhtemel kayıplarla bir anda karşılaşıp, panikle elleri tuşa gidebiliyor.
 
Sonuçta gördük ki, kârın bir de kardeşi varmış, adı zararmış! Ama bunun “zarar” olarak görülmemesini tavsiye ederim. Bu, tecrübenin bedelidir. Nitekim cuma günü yaşanan yüzde 4’ün üzerindeki artış da bunun göstergesidir. Ve geçen haftaki bu tecrübeye göre görünen o ki; bundan sonraki süreçte “temkin” ve “tetikte olma” düzeyi, “yükseklik korkusu” sebebiyle had safhaya ulaşmış durumda. Grafiklerin birçok hissede artık “daha yatay” bir görünüme geçmeye başladığını, daha bir bilgi-ilgi odaklı gidileceğini, daha profesyonel yönetimlerin öne çıkacağını ve daha gerçekçi fiyatlamaların oluşacağını söylemek zor değil.
 
Rakamlara geçelim…
 
> Geçen haftaki yazımızda dikkat çekmiştik; BİST 100 endeksinde 270 dolara kadar yaşanabilecek gerilemeler normal karşılanmalı diye… Nitekim tam da bu seviyelere yakın bir realizasyon yaşandı ve oradan bir tepki alımı geldi.
 
> 8 Aralık-3 Ocak tarihleri arasında yaşanan son yükseliş dalgası 4.711-5.704 arasında gerçekleşti. Bu dalganın FİBO 78,6 düzeltme seviyesi ve aynı zamanda 50 günlük ortalamaya da denk gelen 4.930 seviyesi, en sağlam destek olarak takip edilecek.
 
> Son kapanışın gerçekleştiği 5.341 seviyesinin de, yine bu dalganın FİBO 38,2 noktasına yakın yerlerden olduğu dikkat çekiyor. Bu anlamda “temkinli pozitif” olmak gerekebilir, 5.211 desteğinin üzerinde tutunduğumuz müddetçe…
 
> Sırtımızı geriye daha rahat yaslanacağımız nokta neresi dersek, öncelikle 5.471 seviyesinin aşılması gerekiyor.Havacılık, telekom, holdingler, petro-kimya ve demir-çelik sektörünün hem düşüşlere daha dirençli hem de tepkilere daha duyarlı olduğu da görülüyor…
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.