İnanılır gibi değil. 21 Ocak günü vuku bulan Grand Hotel yangın faciasında yetmiş sekiz can gitti. Yetkili yetkisiz neredeyse konuşmayan kalmadı. Fakat turizm işletmesinden asıl sorumlu kim ortaya konulamadı! Kanun nizam bu kadar mı esnek anlamadım. Düşünün defalarca tadilatlar yapılmış defalarca izinler alınmış bir otelden bahsediyoruz.
Yanlış anlaşılmasın burada yangında hatalı olanı veya işini eksik yapanı sorgulamıyorum. Belli ki hatalı çok. İş yeri sahibinden otelin işletmecisine, itfaiyesinden raportörlerine kadar muhtemel pek çok suçlu var. Zira yangın, mutfak ocağında bir kızgın yağdan çıkar. Fakat devamında 78 canın gitmesine sebep olan pek çok ihmal vardır. Onun için böyle felaketlerde sadece bir suçlu gösterip çekilemezsiniz. Öyle olsaydı kızgın yağı ocağa dökeni bulun, cezasını verin deyip bitirirdik!
Enteresan olanı şu ki bir turizm işletmesinde düzenli olarak denetimi yapacak ve eksikleri görecek olan sorumlu hâlâ ortada yok. Bu konuda şimdilik adı geçen üç merci var. İtfaiyenin bağlı olduğu Bolu Belediyesi, İl Özel İdaresi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı özellikle Suriyelilere yaptığı zulüm sebebiyle sevmem. O garip insanların sularını kesmeye teşebbüs etti. Kesemeyince on kat zam yaptı. İş yeri ruhsatı konusunda büyük zorluklar çıkardı. Muhtemelen elinden gelse Bolu havasını teneffüs etmelerine bile fırsat tanımayacaktı. Bu hukuksuz girişimleri ve sözleri sebebiyle pek çok insanımız ve çeşitli STK’lar kendisine tavır aldı.
Tanju Özcan bu defa da yetmiş sekiz vatandaşımızı kaybettiğimiz Bolu Kartalkaya’daki yangında verdiği beyanlarla şimşekleri üzerine çekti.
Daha baştan "bizim sorumluluk alanımızda değil" diyerek sanki hiçbir ilgileri yokmuş gibi davrandı. Oysa en azından "bizim tarafımızda bir hata varsa gereken yapılacaktır" diyebilirdi. Nitekim yangın raporunu veren itfaiyenin Bolu Belediyesine bağlı olması onları da direkt ilgi alanına sokuyordu.
Sonrasında ise itfaiyeye yapılan yeni bir müracaat dolayısıyla bir kısım eksikliklerin ortaya çıkması bu itibarla raporun verilmemesi ardından dilekçenin geri çekilmesi sonra küçük bir alan için ruhsat alınması gibi bir katakullinin yaşandığı ortaya çıktı.
Tanju Özcan bu gelişmeyi de, “ihbar etmeye korkmuşlardır” diyerek yine skandal bir açıklama ile cevapladı.
Dolayısıyla Tanju Özcan’ın kişiliği ve hadisedeki tutarsız ifadeleri okların hep kendisine yönelmesine sebep oldu.
Turizm Bakanı ise yangın ertesinde uzun bir süre sessiz kaldı. Tepkilerin başlaması üzerine hadiseden dört gün sonra CNN TÜRK’te Ahmet Hakan’ın karşısına çıktı...
Millet, Sayın Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un, Ahmet Hakan’ın programına çıkacağını öğrenince daha baştan "tamam aklanmaya geldi" diyerek biletini kesti. Yani bir anlamda Sayın Bakan'ın güvenilirliği sarsıldı. Oysa böyle bir meselede bakanın basın açıklaması yapması beklenirdi.
Sayın Bakan'ın CNN TÜRK’teki programını sonuna kadar dinledim. Konuşması sırasında en az otuz defa yangın raporu verilmesinden itfaiyenin sorumlu olduğunu söyledi durdu...
Yani şu gerçeği Türkiye’de bilmeyen var mı anlamadım. Hangi kurum, hangi bina olursa olsun yangın raporunu itfaiye verir. Türkiye’de bu işi yapan başka bir kurum da yok. Şu herkesin bildiği hususu defalarca ısıtıp ısıtıp söylemekle nereye vardığını veya varmak istediğini anlamadım.
Ahmet Hakan "Yani itfaiye kurumu denetimi yapmıyor mu?" deyince ise topu hep taca attı.
“Efendim yapabilirdi, mecbur değildi”. “Yapması iyi olurdu fakat mecburiyeti yoktu”, “Son durumu bilgilendirmiş olsaydı, bu facia yaşanmazdı” gibi ifadelerle tabiri caizse topu dolaştırdı durdu. Turizm Bakanı bu faciadan bu kadar kolay sıyrılacaksa pes doğrusu!
Beni en çok Ahmet Hakan’ın, “Kartalkaya’da bu kadar turizm işletmesi var, belli bir noktada ön müdahalede bulunacak bir itfaiye teşkilatı kurulamaz mıydı?” sualine Kültür Bakanı'nın büyük bir acziyet içinde, “Tabii kaynak durumu” diye mırıldanması üzdü.
Bu şekilde hükûmetini en aciz bir şekilde gösterdi. Orada olsam o anda kendisine; “2024 yılında Kültür Yolu Festivallerine ne kadar para harcadınız” diye sorardım.
Turizm Bakanı'nın bu festivallere ne kadar kaynak ayırdığı ve kimlere ne kadar para aktardığının hesabı mutlaka sorulmalıdır.
Devletin paraları öylesine çarçur ediliyor ki akıl alır gibi değil. Giden sadece para da değil bu festivaller ile ahlakımız da bitiriliyor.
Doğuda bir şehrimizin kültür müdürü birkaç ay önce "Hocam ne olur bunları yazın!" diye yalvarmıştı. “Bizim bir yıl boyunca gençlere vereceğimiz kültür hizmetinin üç beş katı bir haftada heba oldu gitti” diyerek yakınmıştı.
Keşke verilenlerin bir faydası olsaydı. Hepsi gezi zihniyetli sanatçılara peşkeş çekildi. Gençlerimizin ahlakı bozuldu.
Aynı serzenişi önceki gün Samsun’dan bir dostum da yaptı. “Hocam Kültür Yolu Festivali ile Samsun’da yapılanlar ve yaşananlar yüz kızartıcı, ne olur dile getirin” diye veryansın etti.
Evet Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesi, Kartalkaya’da ön müdahaleye hazır bir itfaiye kurulmasına kolaylıkla yeterdi.
Diyelim yetmeyecekti. Bunu hiç düşündü ve dile getirdi mi? Şayet dillendirmiş olsa ülkenin dört yanını imar ve inşa eden Sayın Cumhurbaşkanımız böyle bir teklife hayır der miydi? Asla demezdi ve derhal yaptırırdı.
Üçüncüsü parayı kazanan masrafa dâhil olur. Bölgede bulunan otellerden bu işlem için özel ödenek istenemez miydi.
Demek ki konu bu ihtiyacı düşünmek ve tedbir sahibi olmakla alakalı. Sadece ETS Tur şirketinize odaklanırsanız, eksikleri göremezsiniz!
Aslında sorumluyu bulmak zor değil. Denetim kimde ise sorumlu odur. Nasıl ki okullar ve yurtlar Millî Eğitim Bakanlığı tarafından denetleniyor ise sorumlusu da aynı bakanlık olmaktadır. Öyle ise burada sual "Turizm işletmelerini kim denetliyor?" olmalıdır.
Girişte de değindiğim gibi bu konuda üç temel kurumun adı geçiyor. Belediye, İl Özel İdaresi ve Turizm Bakanlığı...
Ben turizm işletmeleri denetimine girdiğimde karşıma sadece Turizm Bakanlığı çıktı. Belediye ve İl Özel İdaresi çıkmadı. Oysa Turizm Bakanı, Ahmet Hakan’la konuşurken hiçbir şekilde denetim konusuna girmediler. Sathi bir şekilde geçiştirdiler.
Hâlbuki Turizm Bakanlığı sitesine girenler turizm işletmelerinde nelerin denetleneceğini açık bir şekilde göreceklerdir. Yangın eylem planları ve yangın eğitimi belgeleri de bunların içerisindedir. Onlarca belge hem istenecek hem de bunların denetimi yapılacaktır.
Bu arada otelin sahibi Halit Ergül’ün Turizm Bakanlığı’nın 15 Aralık 2024'te oteli denetlediğini, kapılarla ilgili eksiklikler bulduklarını ancak yangın önlemleriyle ilgili bir eksiklik olmadığını ifade ettiği ortaya çıktı.
Şayet sorumluluğu yoksa Bakanlık yetkilileri neden oraya gittiler ve inceleme yaptılar? Sayın Bakan buna cevap verebilir mi? Ayrıca periyodik olarak bu otelleri kimlerin denetleme mecburiyeti var söyleyebilir mi?
Zaten belediyenin mutlaka denetlemesi gerekseydi Bakan Bey bunu iyi bilir ve muhatabını suçlardı. Belediyeyi vurması sadece itfaiye üzerinden oldu. Oysa Bakan Bey, biraz sıkışınca bu defa da topu İl Özel İdaresine attı. Hâlbuki turizm işletmelerine girdiğimde ben İl Özel İdaresinin denetimine hiç rastlamadım.
Şayet Bakan Beyin belirttiği gibi turizm işletmelerinden İl Özel İdaresi sorumlu ise yangının üzerinden bunca gün geçtiği hâlde neden Bolu İl Özel İdaresi hesaba çekilmedi!
Buna karşılık İl Özel İdaresi başkanı sadece adres değişikliği ve raporlama işlemlerini yaptıklarını ve denetimin kendilerinde olmadığını savunmuş. Bu durum da “sorumluluk kimde” tartışmasını daha da karmaşık hâle getiriyor.
Peki bu kadar basit, bir “adres değişikliği ve raporlamaları toplama” görevini de Bakanlık halledemez mi? Neden İl Özel İdaresi devrede? Maksat biraz daha para koparmak mıdır? Paraların nereye gittiğini de sorgulamanın zamanı çoktan geçti gibi geliyor. Bir işletmeden herkes para kapma yarışına giriyor sonra gecelik fiyat neden bu kadar yüksek diye yaygara koparıyoruz!..
Bakanın pek çok çelişkilerinden biri de, 2022’den bu yana Bakanlığın 4 bin 380 tesisi kapattığını ifade etmesiydi. Peki bir işletmeden sorumlu olmadığını söyleyen, kapatma yetkisini kimden alır acaba belirtebilir miydi? Ayrıca kendilerinden başka bu işletmeleri kimler kapatabilirdi?
Yine Bakan Ersoy, kendilerinin sorumluluğunu belirtirken, “İlgili bölgenin Cumhurbaşkanı kararnamesi ile turizm merkezi ilan edilmiş olduğunu buralarda sadece imar planları yapma yetkisi ile turizm amaçlı kamu arazilerinin tahsisi yetkisinin Bakanlığa verildiğini” söyledi.
Şayet sorumluluğunuz bu ikisi ise hallettiniz bitti demektir. O zaman da "Siz her denetimi imar planını gözden geçirmek ve tahsis yetkisinin usule uygun olup olmadığını görmek için mi gidiyorsunuz?" demezler mi?
Evet soru çok ama muhataplar maalesef ortada yok?!.
Kimdir o kim arsa-ı dünyâya geldi gitmedi
Kimdir o kim kasr-ı ömrün çarh viran etmedi
Fuzûlî
(Dünya arsasına, kim gelip de gitmedi?
Zaman, kimin ömür sarayını viran etmedi?)
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'in önceki yazıları...
bu günkü yazınızı okudum. Çok teşekkür ederim. Bolu faciasından bu yana meseleyi sizin gibi mertçe gerçek sorumlunun suratına çarpan kimseyi görmedim. Güzel ve mert insanlar var olsun inşâllah. Kaleminize ve kalbinize sağlık. Eksik olmayınız. Başka bir ülkede bu olay vukubulmuş olsa idi; Kültür Baka
Bu konuda şimdiye kadar okuduğum en hakikatli yazı. İnşallah yazınız dikkate alınır ve böyle şeyler bir daha yaşanmaz.