Avrupalı, Obama'yı Amerikalıdan daha çok mu seviyor?

A -
A +
Avrupalı, Obama'yı Amerikalıdan daha çok mu seviyor?ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama'nın, az da olsa popülaritesini kaybedip kaybetmediği tartışılıyor. ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama seçildiği ilk günlerde sahip olduğu olağanüstü yüksek popülaritesini bir nebze olsun kaybetse de, halen yaptığı tüm icraatla ve söylediği her sözle ilgileri üzerine çekmeyi başarıyor. Bundan daha tabii bir şey olabilir mi? Dünyanın tek hiper gücünün lideri olarak sadece kendi ülkesine değil, dünyanın genel gidişatına da büyük etki ediyor Obama'nın davranışları. İşin ilginç yanı, Amerikan başkanının politikalarını onaylayan Avrupalıların sayısının, Obama'nın öz be öz vatandaşı olan Amerikalılardan daha fazla olması. Bu bilgiye, German Marshall Fund (GMF) adlı düşünce kuruluşunun artık gelenekselleşen "Transatlantik Eğilimler" araştırmasının 2009 yılı sonuçlarından ulaşıyoruz. Araştırma, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 12 Avrupa ülkesi ve ABD'de yürütülmüş. Araştırma sonuçlarına göre, Avrupalıların %77'si Başkan Obama'nın göreve geldikten sonra uluslararası ilişkiler alanında takip ettiği politikaları desteklediklerini söylerken, aynı konuda destek veren ABD vatandaşlarının oranı ise %57'de kalıyor. TEMKİNLİ YAKLAŞIM Aslında bu sonuç, Amerika'nın Avrupa kamuoyları nezdindeki imajının son 8 ayda ne kadar olumlu bir yönde değiştiğini de ortaya koyuyor. Zira, 2008'de yapılan araştırmada Avrupa ülkelerinde yaşayanlardan sadece %18'i o zamanki ABD Başkanı George W. Bush'un politikalarını onaylamaktaydılar. Keza 2008'de %33 olan, "ABD'nin uluslararası alanda daha güçlü bir liderlik göstermesi gerektiğine" inananların oranı, 2009'da %49'a tırmanmış durumda. Amerikalıların neredeyse yarısının Obama'ya temkinli yaklaşmalarını sadece başkanlık seçimlerinin üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olmasına, seçimler sırasında ortaya çıkan Cumhuriyetçi-Demokrat ayrımının etkilerinin hâlâ geçerli olduğuna bağlamak mümkün değil. Bunun ötesinde, Başkan Obama'nın "değişim" yapayım derken ABD'nin tüm dengelerini alt üst edeceğini (son Sağlık Reformu tartışmalarında olduğu gibi) düşünen, Başkanı terörizmle mücadele plansız, güçsüz ve etkisiz gören, ekonomiyi düzeltmek için piyasaya "gereğinden fazla" müdahale ettiğini savunanlar da var. Ama daha derinlemesine bir analiz yapıp, Obama'nın Beyaz Saray'a gidişinin üzerinden 8 ay geçmiş olmasına rağmen, henüz bir siyahın, üstelik babası Müslüman bir siyahın başkanlık koltuğunda oturuyor olmasını içlerine sindiremeyenlerin varlığını iddia edenler de var. Geçtiğimiz hafta, 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde Amerikalı Müslümanların büyük bir bölümünün, "başlarına bir şey gelebilir" kaygısıyla, diğer günlere nazaran çok daha dikkatli davrandıklarına dair gazete haberlerini okuduğumuzda bu gerekçenin yabana atılır cinsten olmadığını müşahede etmiş olduk. Peki Avrupalıların Obama'ya duydukları sempatinin sebebi ne? Bunu sadece "Obama Çılgınlığı"nın devam etmesiyle izah edebilir miyiz? Yoksa, "Köle Isaura Etkisi" şeklinde ifade edebileceğimiz, "Beyaz Saray'ın çikolota renkli kralına" duyulan naif hayranlığın mı yansıması bu yüksek destek oranları? Aslına bakarsanız, ülke ülke ve bölge bölge ele alındığında, Avrupalıların tümümün, Amerikalılardan daha çok Obama yanlısı olduğu sonucuna ulaşamayız. GMF araştırmasını yapanların tüm hassasiyetlerine rağmen içine düştükleri en büyük yanılgı, "Avrupalılar" diye bir mütecanis kitlenin var olduğunu zannetmeleri. Ya da, bize bunu varmış gibi takdim etmeye çalışmaları. AVRUPALI KAVRAMI Henüz Avrupa vatandaşlığı olgusunun olgunlaşmadığı bir dönemde, üstelik Avrupa Birliği'nin siyasi bütünleşmesini tamamlamasına uzun yıllar varken, kim oluyor ki bu "Avrupalılar"? Bir kere "Avrupalılar" kavramının tüm ülkelerin vatandaşlarını kapsayıcı bir anlam içermediğini yazmamız gerekir. Avrupa ülkelerinin arasında, bölgeden bölgeye değişen o kadar farklı dış politika öncelikleri var ki, bu ülkelerin tümü için tek bir davranış kalıbı varmış gibi davranmak, "Avrupalılar şöyle düşünüyor" demek bizi yanıltır. Bizatihi GMF araştırmasının sonuçları bizim önümüze birbirlerinden farklı düşünen, rengarenk bir Avrupa getiriyor. Zira, "Avrupalıların" %77'sinin Obama'yı desteklediği sonucuna ulaşılmış olsa da, aslında "Avrupalıların" Obama'ya ilişkin olarak son derece ciddi görüş ayrılıklarına sahip olduğunu yine GMF araştırmasının kendisi söylüyor. Buna göre, Batı Avrupa ülkelerinde yaşayanların %83'ü ABD'nin yeni dış politikasını tasvip ederken, bu oran Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde %60'a düşüyor. Batı Avrupa'da yaşayanların %43'ü son bir yıl içinde Avrupa Birliği ile ABD arasındaki ilişkilerin olumlu yönde geliştiğini söylerken, buna inanan Orta ve Doğu Avrupalıların oranı ise sadece %25. Meseleyi örnek vererek daha da açarsak, mesela 2008'de Bush'un politikalarını sadece %12 oranında destekleyen Almanların %92'si bugün Obama'yı onaylarken; Bush'a %44 destek veren Romenlerin bugün %58'i Obama'yı onaylıyor. Yani, ABD'nin Almanya'daki imaj değişikliği için 80 puanlık yukarı doğru bir sıçramadan söz ederken, bu artış Romanya'da 14 puanda kalıyor. Polonya'da ise değişim topu topu 11 puan. Türkiye'deki eğilim de yukarı yönlü şekilde değişmiş. 2008 verilerine göre, halkımızın sadece %8'i Bush yönetiminin uygulamalarını olumlu bulmaktayken, bugün Türklerin %50'si Obama'ya destek veriyor. Yine de, bu oranın tüm Avrupa ülkeleri arasında en düşük oran olması dikkat çekici. Dahası, konuyu "Obama" olmaktan çıkarıp, "ABD" yaptığınızda, bu ülkenin Türk halkı nezdindeki popülerlik oranı %22'ye geriliyor. Bu oranın Batı Avrupa'da %74, Orta ve Doğu Avrupa'da ise %69 olduğuna bakarsak, Türkiye'deki ABD karşıtlığının boyutları daha fazla gözler önüne serilir. Demek ki, Bush döneminde Türk-Amerikan ilişkilerinde o kadar derin bir tahribat yaşanmış ki, "Köle İsaura" etkisi bile halkımızın en az yarısında bulunan ABD'ye karşı temkinli bakış açısını değiştirememiş. GÖRÜŞ AYRILIKLARI ABD'ye bakış açısının ne olduğunu tam olarak algılayabilmek için somut olaylara doğru gittikçe, "Avrupalıların" aslında birbirlerinden ne kadar farklı noktalarda durdukları daha da belirgin olarak ortaya çıkıyor. Mesela, Afganistan'daki durumun iyiye mi, kötüye mi gittiği; ya da Afganistan'dan asker çekilmesinin gerekip gerekmediği gibi konularda "Avrupalılar" hem birbirlerinden hem de ABD'den farklı düşünüyorlar. Hele bir de gündemden hiç düşmeyen İran konusu var ki, neredeyse her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Kuşkusuz anketler ve saha araştırmalarının her zaman kesin sonuç verdiğini ve birebir gerçekleri yansıttığını söylemek mümkün değil. Ama GMF'in araştırmasının sonuçları sanki akla çok yatkın geliyor. Yine de unutmayalım: Anketler bazen gerçeği ortaya çıkarmak, bazen de kanaatlerimizi etkilemek, davranışımızı yönlendirmek için yapılır. GMF çalışmasını da bu kayıtla ele alalım.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.