NATO'nun Afganistan'daki prestij imtihanı

A -
A +
NATO'nun Afganistan'daki prestij imtihanıAfganistan'daki NATO Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti'nin (ISAF) Komutanı General Stanley McChyrstal tarafından hazırlanan stratejik değerlendirme raporu, ABD ve NATO yetkililerince değerlendirilecek. General McChyrstal Afganistan Dışişleri Bakanı Dr. Rengin Dadfar Spanta ile... NATO'nun Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti'nin (ISAF) Komutanı General Stanley McChyrstal, stratejik değerlendirme raporunu 31 Ağustosta amirlerine sundu. ABD'nin Merkezi Kuvvetler Komutanı General David Petraeus ve NATO Müşterek Kuvvetler Komutanı General Egon Ramms tarafından son şeklinin verilmesinden sonra söz konusu rapor NATO Genel Sekreterine ve ABD Savunma Bakanına sunulacak. Rapor, NATO'nun Afganistan'a ilişkin kapsamlı Stratejik-Siyasi-Askeri Plan'ının hazırlanmasına katkı sağlayacak. Yani, 2003'te ISAF'ın komutasını devralan NATO'nun görev yaptığı bölgeyle ilgili kapsamlı bir stratejisi henüz yok. NATO'nun Afganistan'da plansız, programsız, tamamen el yordamıyla hareket ettiğinin en çarpıcı ispatı, NATO generalinin stratejik değerlendirmesini sunduktan üç gün sonra NATO uçaklarının Taliban'a karşı yürütülen bir harekatta çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 60 sivil Afganlıyı bombalayarak öldürmeleri. BATAĞA SAPLANIYOR Askerî operasyonların bir stratejik amacı, hedefi ve başarı kriterleri vardır. O hedeflere ve başarı kriterlerine ulaştığınızda operasyon sona erer. Altı yıldır Afganistan'da bulunan NATO komutanları neden bu bölgede bulunduklarını bilmedikleri gibi, hangi hedeflere ulaştıklarında görevlerinin sona ereceğini de bilmiyorlar. Soğuk Savaş rüzgarlarının en sert estiği dönemlerde bile prestijinden hiçbir şey kaybetmeyen İttifak, Afganistan'da her geçen gün biraz daha batağa saplanıyor. NATO uçaklarının hava saldırıları yüzünden verilen sivil kayıplardan dolayı Afgan halkının İttifak'a duyduğu güvende ciddi bir azalma var. NATO'nun göreve başladığı 2003 yılında bitme noktasına gelen Taliban, NATO'nun komuta yılları boyunca yeniden eski gücüne kavuşmuş durumda. Böyle bir ortamda, Avrupa ülkelerindeki demokratik kamuoyu ve siyasi partilerin bir bölümü de, NATO'nun Afganistan görevini ciddi biçimde mercek altına alarak, operasyonun altı yılda hangi aşamaya geldiğini sorgulamaya başladı. 2003 Ağustosunda ISAF'ın kumanda, koordinasyon ve kuvvet planlaması görevlerini devralan NATO, önceleri sadece Kabil ve çevresinin güvenliğinden sorumluyken, Ekim 2003'ten itibaren tüm Afganistan'dan sorumlu hale getirildi. NATO görevi, Aralık 2003'te kuzeydeki Kunduz bölgesine; Şubat 2005'ten itibaren batıdaki Herat, Farah, Gor ve Bagdis bölgelerine; Aralık 2005'ten itibaren de güneydeki, Daykundi, Helmand, Kandahar, Nimroz, Uruzgan ve Zabul bölgelerine; Ekim 2006'da da Doğu Afganistan'a genişletildi. Bu genişlemelerle, evvelce ABD'nin komutasında bulunan Bölgesel Yeniden İmar Takımlarının (PRT) komutası NATO'ya geçmiş oldu. Bu süreç içinde, başlangıçta sayısı 10.000 olan NATO askeri sayısı da 20.000'e ulaştı. Afganistan'a tamamen yayılan NATO'nun bu ülkedeki başarısını sorgulamaya kalktığınızda NATO yetkilileri ya da Afganistan misyonuyla ilgili diplomat ve askerler derhal İttifak'ın ne kadar da başarılı olduğunu anlatmaya başlıyorlar. NATO'nun resmî internet sayfası da "başarı hikâyeleri" ve "bu başarının sağlanması yolunda" Afganistan'da verilen kayıp ilanlarıyla dolu. NATO'nun propaganda sitesi o kadar net biçimde yansıtıyor ki Afganistan'daki durumu, 60 sivilin hayatına mal olan bombardımanla ilgili "konunun araştırıldığı"yla ilgili iki paragraflık bir yazıya ve "lüzumsuz insan kaybından dolayı duydukları üzüntü"ye bile yer vermişler(!) BELİRSİZLİKLER Kâğıt üzerinde bakarsanız, gerçekten de NATO altı yıldır kendisine verilen görevleri büyük ölçüde yerine getirmiş. İttifak'ın temel görevi Afgan makamlarının hükümet etme gücünün tüm Afganistan'a yayılmasına yardımcı olmak. Bu çerçevede NATO, etkin ve saygın bir devlet otoritesinin kurulmasına katkı sağlarken, ülkenin yeniden imarına da yardımcı olmayı da görev olarak üstlenmiş. İki hafta önce yapılan ve oy sayımı henüz tamamlanamayan devlet başkanlığı seçiminin gerçekleştirilebilmiş olması bile başlı başına bir başarı sayılabilir. Diğer taraftan NATO Afgan Milli Güvenlik Kuvvetleri ile birlikte ülkenin her yerinde güvenliği ve istikrarı sağlama operasyonları gerçekleştiriyor; Afganistan Milli Ordusu'nun ve Afganistan Milli Polisi'nin oluşturulmasına ve eğitilmesine yardımcı oluyor; yasa dışı yollardan silahlanmış grupların (bunların çoğu kalabalık aşiretler) silahlardan arındırılmasına katkı sağlıyor; Afgan ordusuna ait cephanelikleri koruyor; Afganistan'ın yeniden imarı için gerekli güvenlik altyapısını oluşturuyor; insani yardımlar yapıyor ve uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele ediyor. Gerçekten de "kâğıt üzerinde" bütün bu işleri gerçekleştiren NATO, altı yılı kendi komutasında geçen 8 yıllık Afganistan işgali sonucunda Taliban'ın hâlâ nasıl olup da eleman toplayabildiğini, El Kaide'nin hâlâ nasıl Afganistan'ı ana üssü olarak kullanabildiğini açıklayamıyor. Dahası, NATO'nun görevinin ne zaman sona ereceği, hangi hedeflere tam olarak ulaşıldığı takdirde başarılı olunduğu kanaatine ulaşılacağı da resmi bir belgede yer almıyor. Afganistan NATO'nun ne coğrafi faaliyet alanı ne de görev alanı içindeydi. İttifak, kendi kurucu antlaşması (Kuzey Atlantik Antlaşması) ve stratejik konsept belgelerine tamamen aykırı bir şekilde, bu işle ilgili olan herkesin çok iyi bildiği gibi, sırf Bush yönetimi ısrar ettiği için Afganistan'a girdi ve batağa saplandı. NATO Afganistan operasyonuna başlarken çok yerinde bir adım atabilir ve İttifak'ın bundan böyle Atlantik-Avrupa eksenli bir savunma örgütü olmanın yanı sıra "küresel bir güvenlik örgütü" olacağı da ifade edilebilirdi. Bu dönüşümün sağlanabilmesi için, Avrupa kıtası dışından yeni üyelerin davet edilmesi de dahil önemli altyapı çalışmaları yapılabilirdi. Afganistan bu küresel güvenlik örgütünün ilk önemli misyonu olarak ele alınır ve Rusya'dan Çin'e birçok ülkenin katkısıyla ülke çoktan istikrara kavuşturulurdu. NATO bunların hiçbirini yapmadı. Afganistan'da Amerikan yönetiminin -çoğu yanlış- kararlarının uygulayıcısı, destekçisi, çoğu zaman da maalesef taşeronu oldu. DEĞİŞEN MİSYON... Afganistan operasyonu, NATO'nun kendi misyonuna, amaçlarına ve varlık sebebine yabancılaşma misyonu olmuştur. Dünyanın tartışmasız en prestijli savunma örgütü, Afganistan'daki faaliyetleri sebebiyle uluslararası kamuoyu nezdindeki ağırlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dar alana sıkışmış sivil ve asker teknokratlar, kendi kendilerine biçtikleri "gerçekleştirilebilir" amaçlara ulaştıkları için ne kadar başarılı olduklarını anlatıp dursunlar. Afganistan'daki büyük resme baktığımızda bir başarıdan söz edemiyoruz. NATO ya küresel güvenlik örgütü olmak için ciddi adımları geciktirmeden atmaya başlamalı ya da Afganistan defterini kapayıp, Atlantik-Avrupa bölgesindeki kışlalarına geri dönmeli.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.