Trump’ın Çin ile ilgili açıklamalarını, ilave gümrük vergisi adımlarını yakından izlemekteyim. Dış ticarette koruma tedbirlerini çok seven, önünü sonunu düşünmeden uygulayan bir ülkenin evladı olarak, Trump’ın attığı tüm adımların ABD’ye enflasyon olarak geri döneceğini söyleyebilirim.
Gayet iyi hatırlıyorum: 2010’dan önce ABD’ye yaptığımız sayısız seyahatlerde, başta CATO ile USTR olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu ve devlet görevlisini DTÖ kurallarını sürekli çiğnemekte olan Çin ile ilgili uyarmıştık. Aldığımız cevap hep şuydu: “İhracat yapmak herkesin hakkı.”
QIZ gibi, İsrail ile iyi geçinen ülkelere kotasız tarifesiz ABD’ye ihracat imkânı veren uygulamalar ile Çin’e karşı gösterilen gevşekliğin bize verdiği mesaj şuydu: “Amerika dış ticaret açığı vermekten korkmaz, zaten kendi parası cinsinden verilen açığı önemsemez, bu arada kime karşı dış ticaret açığı vereceğini kendi belirler.”
Biz ise defalarca bu yaklaşımın doğru olmadığını onlara anlattık. Diğer taraftan AB ülkelerinin de sürekli dış ticaret adına uyguladıkları hırslı politikanın yanlışlığının da altını çiziyorduk. Zengin ülkelerin daha fazla zenginleşmek adına yaptıkları işler sadece ekonomik değil diplomatik açıdan bile uygun değildi.
Konumuza geri dönersek. Çin bugün dünyanın bir numaralı ihracatçısı konumunda. Milyarlarca ürünü ucuza satan bir ülke konumundan çoktan çıktı. Küresel olarak yapay zekâ patentlerinin %61’ine sahip. Düşük maliyetli ama etkili yüksek teknolojiyi üretiyorlar. Dünyanın en büyük nüfuslarından birine sahip ama insansız çalışan teknolojilerde en önde gidiyor. Ayrıca bölgedeki rakiplerine göre 4-5 kat daha pahalı iş gücüyle bunu başarıyor.
Elbette Amerikan Başkanının feryadının içi boş değil. Ancak kendisinin inşaat üzerinden zenginleşmesine sebep olan sürecin mimarı olan “gevşek dış ticaret rejimini” eleştirmesine kuşkuyla bakıyorum. İsterseniz önce USTR yani Amerikan Devletinin Dış Ticaret ile ilgilenen resmî kurumunun rakamlarına bakalım.
Çin ürünleri ABD’nin toplam ithalatı içinde %13,4 civarında. Japonya, Almanya, G. Kore ve Vietnam gibi ülkelerin Çin’den ithalatları da bu oran civarında. Uygulanan düşük kur-yüksek faiz politikası sebebiyle Türkiye’nin bu ülkelerin arasına girmesi an meselesi.
Yukarıda belirttiğim gibi ABD’nin Çin’den ithalatı toplam ithalatın %13,4’ü olsa da, eyalet bazında bakıldığında çok çarpıcı görüntüler çıkıyor:
Mesela Kaliforniya ve Nevada’da bu oran sırasıyla %25 ve %26, Kuzeydeki Washington eyaleti %18, New Mexico'da %18 civarında. Haydi bunlar Çin’e bakan batı tarafındaki eyaletler. Doğu’ya gittiğimizde Wisconsin %17, Illinois %19, Minnesota %17, Güney Carolina %16, Tennessee %17 civarında seyrediyor. Özetle ülkenin önemli eyaletlerinde Çin mallarının istilası yaşanıyor diyebilirim.
Demek ki korkunun ecele faydası yok. Olan olmuş bir kere. Ancak bilinen başka bir gerçek de var: Çin’deki fabrikalarda üretim yapan Amerikan markaları söz konusu üretimlerinin yarısından fazlasını yine ABD’ye satıyor. Özetle Çin’den gelen ithalatın büyük bir kısmı zaten Amerikan firmalarının tasarladıkları ürünler. Nike ve Apple bunun en kıdemli örnekleri. Dolayısıyla Amerikan markalarının Trump’ın politikaları sebebiyle Çin’deki üretimlerinden vazgeçeceklerini şu aşamada iddia etmek oldukça güç. Yüksek ithalat vergisine rağmen bir yolunu bulacaklardır. ABD markalarının önemli kısmı tüketicinin bağımlılık yaşadığı ve alternatifsiz ürünleri pazara sunmakta olduğu için -fiyatına rağmen- alıcı bulmakta. Dolayısıyla Trump’ın marifetleri bu ürünlerin ABD’de üretilmesini sağlamayacağı gibi, enflasyonun yükselmesi sonucunu da doğuracak.
Asıl çözülmesi gereken mesele, dünyanın her ülkesinde yaşanan mesele. Kamunun ciddi büyümesi ve hem vergiler hem de iç borçlanma ile tasarrufları sömürmesi. Ayrıca tüm bunların enflasyonist etkilerinin görmezden gelinmesi. Dış ticarette rekabetçiliğin kaybolmasının sebebini Çin’de aramak yerine, ülkelerin kendi elleriyle yaptıkları diplomatik, ekonomik hataları ve çarpık eğitim sistemlerinde aramak bence en doğrusu.
Türkiye’nin ve ABD’nin Çin'e karşı düştüğü durumdan bence herkesin ders çıkarması gerekir.
Prof. Dr. Emre Alkin'in önceki yazıları...
Çözüm; üretim, paylaşım, adalet bunlar için ise olmazsa olmaz eğitim. Biz neden adam olmuyoruz derseniz bizdeki koltuk sevdası hocam. Vatan millet Sakarya keramet koltukta.