HÂKAN’ÜL BAHREYN

Sesli Dinle
A -
A +

TPAO Yönetim Kurulu Başkanı Melih Han Bilgin, 30 Ocak Pazartesi günü çok sevindirici haberler verdi. Sn. Bilgin, bahsettiği malûmat ve faaliyetin siyâset dışında tutulmasını dilemekte. Haklıdır. Zikredilenler, milletçe bütün ülkenindir. Çirkin politik yakıştırmalardan uzak kalması gerekir.

 

Şüphesiz ki son 20 senede birçok sahada çok değerli hizmetler yapıldı. Bunları yapanlar da yok sayan, karalayan, inkâr edenler de bilinmekte. "Güneş balçıkla sıvanmaz" diye bir deyimimiz vardır. Muhalefetin kardığı balçık, yarınlarda unutulacak fakat eserler, var olmaya ve dua edilmeye devam edilecektir.

 

Her devrin çekişmeleri kendine mahsustur. Bugün medar-ı iftiharımız ulvi eserlerimizden Süleymaniye Camiî yapılırken Koca Sinan kim bilir ne sıkıntılar yaşadı? Hayır, "kim bilir?" diyemeyiz. Neler olduğunu biliyoruz. Ne var ki mevzumuz o değil.

 

Evet; son 20 senede, hele son 5 senede, hele hele son 1 senede çok eserler hayat buldu. Bunlar doğru. Muhalefet kabullenmese de böyle.

 

Şu var ki eser ve hizmetler de maddî ve gayrı maddî diye ikiye ayrılır.

 

Yazdıklarımızda okumuş ve konuşmalarımızda dinlemiş olabilirsiniz:

 

Yukarıda tasnifini yaptığımız zaman dilimlerinde inşa ve imâr edilen o büyük, müşahhas eserlerden daha değerli olan bir başka husus var. O da Tanzimat’tan bu yana istisnasız bütün devirlerde bu ülke nesillerine musallat olmuş aşağılık duygusunun yok edilmesidir.

 

İki hatıramdan söz etmek isterim:

 

İki binin başlarında “2023 Büyük Türkiye, 2071 Cihan Devleti Türkiye" ismindeki yazımız, Türkiye gazetesinde intişar ettiğinde o yazıyı şu cümle ile bitirmiştik:

 

-Deden yaptı, sen de yaparsın!

 

Bu kendine güven duygusunu aşılamakta eksiksiz zaruret vardı. Keza, 2009’da Davos’ta yaşanan "one minute" vak’asını da ihmal etmemek gerekir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Davos Ekonomik Forumu’na iştirak etmişti. Konuşma akışı içinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez ve moderatör ile tartışmaları oldu. Türkiye Başbakanı, sözünün sık sık kesilmesi üzerine muhatabına "bir dakika!!!" diyerek onu durdurmuş ve "Siz, çocukları öldürmesini iyi bilirsiniz!!!" demişti. Sinirler gerildi, köprüler atıldı. O günün akşamında Türkiye’de uzmanlar ekrana çıkmaya başlandılar. Onlardan bir emekli büyükelçi, 19 ana haber bülteninde aynen şunu söyleme talihsizliğini veya zavallılığını gösterdi:

 

-Türkiye, bitti!..

 

 Türkiye Başbakanının, İsrail Cumhurbaşkanı ve adaletsiz moderatöre verdiği dersi meğerse yalnız dinlememişim. Bunu yeni öğrendim. Usta eğitimci Hami Koç Bey ile berabermişiz. 26 Şubat 2023’te TÖZOK-Türkiye Özel Okullar Derneğinin eğitime dair talep ve itirazlarını dile getirdikleri toplantıya davetliydik. Bugün gibi o gün de Hami Bey ile birlikte Antalya’da oteldeymişiz. Tartışmayı birlikte dinlediğimizi Hami Bey söyledi. Başbakan Erdoğan’ın sözlerini "bu konuşma iyi oldu!" diye kıymetlendirmişiz.

 

Doğrusu aklımızda hiç kalmamış.

 

Soruya gelince:

 

Neden iyi oldu?

 

Bir kirli algı, duygu, kompleks dağıtılıyor, korkuluklar devriliyordu. Nitekim o akşam saat 23.00’te TGRT bize bağlanmış ve biz de en üst tonda Başbakanımızı desteklemiş, neden haklı olduğunu anlatmış ve büyükelçiyi kınamıştık…

 

Eğer, bir buçuk asırdır bu memlekete şırınga edilen aşağılık duygusu kemiyyet eserlerinden evvel yapılması gereken bir şart olarak ortadan kaldırılmasaydı TPAO Genel Müdürü Sn. Bilgin, bugün böylesi bir konuşmayı yapamazdı. İnansa bile vaziyet müsaade etmezdi.

 

-Şu ânda Karadeniz’i bizden daha iyi tanıyan, bizden daha ekonomik, hızlı, doğru kuyu açacak, Karadeniz’in jeolojisini bizden daha iyi bilecek hiç kimse yok!.. Karadeniz’in efendisiyiz. Türk bilimi, Türk petrolcülüğü Karadeniz’in üstadıdır… Karadeniz’de 17, Akdeniz’de 7 kuyu kazdık. Tespit edilmiş yerinde gaz rezervimiz 1 trilyon metreküp, üretilebilir rezervimiz ise 710 milyar metreküptür.

 

Genel müdür, bu dediklerinden başka Mavi Vatan’dan, sondaj gemilerinden ve müjde sayılacak daha başka çalışmalardan da söz ediyor…

 

Karadeniz’i de fetheden Fatih Sultan Mehmed Han 3 unvan kullanıyordu.

 

Sultân’ül Berreyn/ Karaların Sultanı.

 

Hakân’ül Bahreyn/Denizlerin Hakanı.

 

Kayser-i Rum/Roma İmparatoru.

 

Melih Han Bilgin, biz, yeniden Karadeniz’in efendisiyiz derken bir Rus generale cevap vermektedir. 2016’da Rusya Federasyonu Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov, "Türkler artık Karadeniz’in efendisi değil!" demişti.

 

Belli ki o söz, Melih Han Bilgin’in içine oturmuş.

 

Günü gelince de ismine yakışır şekilde cevabını verdi…

 

Müslüman Türk Milleti, Karaların Sultanı ve Denizlerin Hakanı’dır.

 

Bunu, Hakanlar, milleti adına icra ederler…

 

1976’dan bu yana, bu ana fikirleri yazmakta ve konuşmaktayız.

 

Tarihi bir yapan, bir yıkan bir de yazanlar var.

 

Biz, bir akın hâlinde yazıyoruz.

 

Bir bahadır, bahadırlar da çıkar gül destesi devşirir.

 

Görüş ve tekliflerimizde bizi haklı çıkaran yüce Allah’a ilmi kadar şükürler olsun…

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.