Eğitim sistemi yalnızca bir toplumun değil, küresel dünyanın geleceğini etkileyen en kritik meselelerden biridir. Eğitimin amacı bireylerin bilgiyle donatılması kadar, eleştirel düşünebilen, değer üreten ve topluma katkıda bulunan bireyler olarak yetişmesini sağlamaktır. Mevcut eğitim sistemlerinin büyük bir kısmı, gençlerin potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkaramıyor. Bu noktada, “Nasıl bir eğitim sistemi gençliğimizi olumlu yönde değiştirir?” sorusuna cevap aramak, yalnızca eğitimcilerin değil, tüm toplumun sorumluluğudur.
Öğrenci Merkezli Eğitim Yaklaşımı:
Eğitim sistemimiz genellikle sınav odaklı bir yapıya sahiptir. Ancak gençlerin bireysel yeteneklerini keşfetmesi ve geliştirmesi için fırsat sunan, öğrenci merkezli bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Her birey farklı öğrenir, farklı düşünür ve farklı hayal kurar. Bu nedenle eğitim müfredatında esnek bir yapı oluşturulmalı, sanat, spor, teknoloji ve girişimcilik gibi alanlara daha fazla ağırlık verilmelidir.
Örneğin, Finlandiya gibi ülkelerde uygulanan bireyselleştirilmiş öğrenme modelleri, öğrencilerin kendi ilgi alanlarına yönelmesine imkân tanır. Bu modelde, öğrenciler sadece akademik başarıya değil, aynı zamanda sosyal becerilere, liderlik yeteneklerine ve topluma katkı sunabilecek projelere de yönlendirilir.
Eleştirel Düşünme ve Değerler Eğitimi:
Teknoloji çağında bilgiye erişim çok kolay hâle geldi. Ancak bilgiye erişim kadar, bu bilgiyi nasıl yorumlayacağımızı ve kullanacağımızı öğrenmek de önemlidir. Ayrıca eğitim sadece bir meslek sahibi olmak için değil iyi bir insan olmak için de gerekir. Değerler eğitimi, dürüstlük, empati, sorumluluk gibi temel insani özelliklerin gençler tarafından benimsenmesini sağlar. Bu da yalnızca bireysel başarıyı değil, toplumsal dayanışmayı da artıracaktır.
Emre Tingiroğlu
İhlas Holding'in kurucusu Enver Ören Ağabeyimiz bir sohbetinde şöyle anlattı: "İslâmiyet, üç kısımdır. Birincisi, tabii ki ilim. İkincisi, amel. Üçüncüsü, ihlâs...
İlim hususunda, Hocam Hüseyin Hilmi Işık Efendi buyurdu ki: Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabını okuyan, anlayan, âlim olur. Âlim olduktan sonra daha ne istiyorsun? İlim öğreneceğiz, Allahü teâlâ öyle bir hazine vermiş ki, hayatları boyunca vefatlarına kadar, ilavelerle, o Tam İlmihal'le uğraştılar. Kalın bir kitap meydana geldi. İçinde her şey var. Onun için, bizi başka yerlere muhtaç etmeden, her şeyi içinde ihtiva eden bir Tam İlmihal bıraktılar...
İkincisi, amel. Elbette ki okuduklarımız icra edilmelidir. İlaç, kullanmak içindir. Yoksa ilacın prospektüsünü okuyup da ezberlemek için değildir. O hâlde, amel yapacağız, okuduklarımızı tatbik edeceğiz...
Üçüncüsü, ihlâs. Bu, çok mühimdir. İhlâs; her işte Allahü teâlanın rızasını gözetmektir..."
Yetenekli Kalemlerde önceki yazılar...