Bunlar neden rahatsız?

A -
A +

Suriye devrimi, ‘takke düştü, kel göründü’ misali, adını koymaya çekindiğimiz çok önemli bir yaranın deşilmesine vesile oldu.

 

Eskiden bunları ‘Alisiz Aleviler’ diye ayırırdık ki, ‘cemaat, tarikat’ bahanesiyle bütün Sünni kesimi hedefe koyanlara cevap verirken biz de aynı hataya düşüp işinde gücünde Alevi vatandaşımızı sırf inancından, mezhebi yaklaşımından ötürü aynı kefeye koyuyormuşuz gibi anlaşılmayalım ve onları incitmeyelim.

 

Suriye’de muhaliflerin Esad’ı devirme sürecinde içeride yükselen sesler, ‘siyasal Alevicilik’ diye bir tanımı doğurdu.

 

28 Şubat’tan bu tarafa mütedeyyin kesimi ‘siyasal İslam’ kılıfıyla baskılayanlara, ilk kez anladıkları dilden bir cevapla karşılık verilmiş oldu.

 

***

 

Yüz binlerin katili Esad’ın yasını tutan bu güruh, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Şara’nın Türkiye ziyaretinden en az İran kadar rahatsızlık duydu. Hatta o ziyaret bunları çıldırttı.

 

Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri zehir zemberek bir açıklama yaptı.

 

Kafalarının içindeki bütün karanlık hesapları, kini ve öfkeyi açık edercesine ifadeler barındıran yazılı açıklamada şöyle dediler;

 

"Uluslararası çete liderini devlet başkanı statüsü ile karşılamak başta Orta Doğu halkları olmak üzere biz Alevilere de parmak sallamaktır. 22 yıllık iktidarları döneminde birçok antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya bırakıldık fakat bu durum hepsini de aşan bir hâldir.

 

 

Yargılanması gerekirken onu protokolde karşılamak, işlediği suçları aklamaktır.

 

 

O, Suriye’de on binlerce Ezidi, Kürt, Hristiyan ve Alevi’nin katilidir. Colani, Suriye halklarının katliamından sorumludur. Milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilmesinden sorumludur. Katil Colani ülkemizden ve Suriye’den defol."

 

***

 

Suriye’de iç karışıklığın yaşandığı 13 yıl boyunca 1 milyondan fazla Sünni Müslümanı katleden, on binlerce sivili diri diri toplu mezarlara gömen, kendi halkına karşı çoluk çocuk demeden vahşetin her türlüsünü uygulamaktan çekinmeyen, fırınları, hastaneleri dahi bombalayarak en ağır insanlık suçunu işleyen, İsrail kasabı Netanyahu’dan farksız Nusayri Esad rejimine ve onun destekçisi İran’a 13 yıl boyunca her türlü desteği verenler, Esad katilinin devrilmesinden rahatsız, yukarıdaki açıklamayı yapıyordu.

 

Neymiş; Şara milyonlarca Suriyelinin yerinden yurdundan edilmesinden sorumluymuş!

 

Milyonlarca Sünni Suriyeli, Nusayri Esad rejimi ve İran’ın soykırımından kaçmak için ülkesini terk edip başta Türkiye olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerine göç etmek zorunda kalırken bunlar kördü galiba!

 

Yüzde 12’lik nüfusa sahip olmasına rağmen, 60 yıl baskı ve diktatörlükle iktidarda kalan katil rejimi deviren Şara’nın Ankara’da devlet başkanı statüsü ile karşılanması, onlara parmak sallamakmış!

 

Bu dernekler Suriye’de mi faaliyet gösteriyor, Türkiye’de mi, anlamak zor!

 

Şara’nın Ankara’da ağırlanması neden bunlara parmak sallamak oluyor?

 

Suriye meselesini bu kadar içselleştirdiklerine göre o zaman soralım; Siz kimsiniz ve Suriye’deki devrik rejimi neden bu kadar sahiplenmektesiniz?

 

Madem katil rejimi bu kadar sahipleniyorsunuz, 13 yıl boyunca işlediği insanlık suçu ve yüz binlerce Sünni sivilin katledilmesinde de iş birlikçi misiniz?

 

***

 

Açıklamalarındaki cürete bakar mısınız; Suriye’de zulmü ve terörü bitirme umudunun doğduğu yeni döneme ilişkin Türkiye’nin rolünü bütün dünya kabul ederken, bunlar bu dönemi “22 yıllık iktidarları döneminde birçok antidemokratik uygulamalarla karşı karşıya bırakıldık fakat bu durum hepsini de aşan bir hâldir” diyorlar.

 

22 yıl vurgusundan, AK Parti hükûmetini hedef aldıklarını anlıyoruz.

 

Peki, bu süreçte ‘hangi antidemokratik uygulamayla karşı karşıya kaldıklarını ve Suriye’deki iktidar değişikliğinin, nasıl hepsini aşan bir hâl olduğunu’ sorsak, verecekleri cevap nedir acaba?

 

Bunlara göre, ölümüne savundukları katil Esad kimyasal silahlarla çocukları bile katlederken, cezaevlerinde işkenceyle öldürdüklerini preslerken antidemokratik bir uygulama yapmıyormuş demek ki…

 

Ya Türkiye’de şikâyet ettikleri hükûmet, Esad’ın vahşetinden daha kötü ne yapmış olabilir ki bunlara, Esad’ı savunup Türk hükûmetine veryansın ediyorlar?

 

Hem de Orta Doğu halklarını da lafın arasına sıkıştırarak!

 

***

 

‘Orta Doğu halkları’ vurgusundan anladığımız, destekledikleri PKK-YPG terör örgütünün tasfiye sürecine girmesi olsa gerek…

 

Bu ağız, PKK ağzı çünkü.

 

Türkiye’den ‘sol’ görünümlü, aslında siyasal Aleviciliğin kolu birçok örgütün PKK-YPG ile (Kobani sürecinde) anlaştıklarını biliyoruz zira.

 

Birçoğu da yine bu amaçla doğrudan katil Esad’ın katliamlarına desteğe gitti, bu da sır değil.

 

Tuhaf olan şu ki, yüz binlerin katliamında, milyonların Suriye’yi terk etmesinde parmağı olanlar, bugün çıkmış yeni Suriye yönetimini katliam ve sürgünle suçluyor!

 

Söylediklerinde gerçeklik payı var mı?

 

Şu dediklerinin milyonda biri yapılmış olsa, dünyada kıyamet koparırlardı.

 

Suriye’nin birliğini ve bütünlüğünü savunan, herkesin temsil edildiği yeni ve demokratik bir yönetimin oluştuğunu dünya kabullendi, bir tek bunlar kabullenemedi.

 

***

 

Geçmişte, Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek istiyorlar derken anlatmak istediğimiz buydu işte…

 

Tam da bu zihniyet.

 

Gezi ve 28 Şubat tehlikesi neydi derseniz, cevabı işte bugün daha net gördüğümüz bu tablodur.

 

Katil Esad rejimi gibi Türkiye’de iktidara gelmek ve fırsatını bulurlarsa Esad’ın yaptıklarını yapmak istediler, başaramadılar.

 

2023’te sandıkta umutlandılar, çok yaklaştılar ama o da olmadı.

 

Güçlenen Türkiye’nin, katil Esad rejimini devirmesi, İran’ın bölgedeki etkisinin zayıflaması belli ki siyasal Alevicilerde büyük rahatsızlık oluşturdu.

 

Suriye ile birlikte Türkiye’nin kazanmasını kayıp olarak görenlere ne demeli?

 

Çok şey söyleriz ama, şimdilik bu kadarı kâfi.

 

 

 

Yücel Koç'un önceki yazıları... 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Hikmet 19 Şubat 2025 21:03

Ben söyleyeyim KOÇ kardeşim..15 temmuzda ki sevinçleri kursaklarında kaldı.Ama bitmedler.Vucutta bulunan zararlılar gibi zayıf anı beklerler.Arasira inlerinden kafalarını çıkarıp ortamı test ederler.Ama nafile.Su uyur düşman uyumaz.bunlarin alayi pusuda.Hepimiz,Çok dikkatli olmalıyız..

Yalınız Efe13 Şubat 2025 09:43

Belediyeler halka hizmet yerine Cemevi binaları yapıyor ve dedeler ve babalar halkın parasını sömürüyorlar. Yapılan israf da cabası.

Cengiz çiçek 10 Şubat 2025 21:31

Yazınızdan dolayı teşekkür ederim

Ugur 9 Şubat 2025 14:20

Yüreğinize sağlık kimseden çekinmeden gerçekleri haykirmissiniz

Taner Ünsal 9 Şubat 2025 13:36

Yüzde yüz doğru yorumlar

Hamza şahin 9 Şubat 2025 12:40

Super