Oyları çalabilen parayı niye çalmasın?

A -
A +

İktidar partisinden bir başkanın, kendi inşaat şirketinde toplanan para kuleleri ortaya çıksaydı n’olurdu, bir düşünün!

 

O firmada sıvacının, elektrikçinin hesaplarına bile onlarca milyonun aktarıldığını…

 

Yahut, o başkanın, büyük ihaleler verdiği firma üzerinden Boğaz'a nazır 1,5 milyar liralık üç villayı 15 milyon liraya (yani yüzde 1’lik bedelle) üzerine geçirdiğini, bunu da mal beyanında göstermediğini, o villalardan sadece birini yıllık 5 milyon liraya kiraya verdiğini…

 

Reklam ihaleleri kazandırılan firmaların doğrudan kendisine ait inşaat şirketine para yolladığını…

 

Terör örgütüne Avrupa’daki kolu üzerinden siyasi destek karşılığında milyonlarca dolar akıttığını…

 

Türkiye’deki terör uzantılarına ‘bakkala verilen(!) acil baklava siparişi’ gibi uyduruk ihalelerle tek kalemde yüz milyon liraya yakın para transferi yaptığını…

 

16 milyon İstanbullunun tüm kişisel verilerini -gizlice- İngiliz firmasına vermek için anlaştığını…

 

     ***

 

Şunlardan herhangi birini AK Partili yahut MHP’li yapsa; bugün CHP, medyası ve kitlesi ile bunun üzerinde nasıl tepinirdi, tahayyül etmeye çalışın.

 

Oysa bunları yapan bir CHP’li, hele hele İstanbul gibi bir belediyenin başkanı olunca, nasıl bir yüzsüzlük sergilediklerini ibretle izliyoruz günlerdir.

 

Bunların cevabını vermek yerine sokak terörü, boykot gibi gündemlerle kamuoyunun dikkatini dağıtmaya çalışıyorlar ama, toplumun büyük çoğunluğu olan biteni dikkatle takip etmekte.

 

Kafalardaki en önemli sorulardan biri şu;

 

Bunca zaman göstere göstere bu kadar soygun nasıl yapılabildi?

 

Teröre kaynak akıtan DEM’li başkanlar hemen görevden alınıp yerlerine kayyım atanırken, Ekrem İmamoğlu gözlerin üzerinde olduğunu bile bile neye güvenip de bu kadar rahat davranabildi?

 

     ***

 

Güvendiği yerler konusunda, İngiltere örneğini bir önceki yazıda işlemiştik.

 

Rahatlığın ve pervasızlığın cevabını ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için ilk defa yarışa girdiği 31 Mart 2019 seçimlerinde arayabiliriz.

 

Ne olmuştu, hatırlayalım…

 

     ***

 

31 Mart 2019 gecesi, sandık sonuç tutanaklarında anormal bir durum olduğu anlaşıldı.

 

Belgeli olarak yayınlanan hırsızlığa göre bazı sandıklarda satır kaydırılıp, Binali Yıldırım’ın oyları İmamoğlu’na yazılmıştı.

 

O gece CHP veya bu işin arkasında hangi güç var ise onlar devreye girmese ve oylar yeniden sayılsa, bugün gündemimizde belki de Ekrem İmamoğlu diye birisi olmayacaktı.

 

Ertesi gün, yani 1 Nisan’da vahamet daha belirgin hâle geldi.

 

YSK sistemine girilen verilerin bir kısmı, AK Partili müşahitlere verilenlerle uyuşmuyordu.

 

Tuhaflığı fark eder etmez hemen harekete geçen AK Parti, 39 ilçede ilçe seçim kurullarına başvurarak sandıkların yeniden sayılmasını istedi.

 

Çünkü satır kaydırma gibi hilelerle sonucun değiştirildiği tespit edilmişti.

 

19 ilçe seçim kurulu, onca belgeye rağmen, AK Parti’nin başvurusunu anlaşılmaz biçimde reddetti.

 

Geri kalanı sadece geçersiz oyların (Bazı ilçelerde kısmi olarak) sayılmasını kabul etti.

 

Bu, ilk defa karşılaşılan bir durumdu ve CHP yöneticileri, AK Parti’nin itirazlarına karşılık hemen sayıma itiraz dilekçesi vererek, kurulları baskı altında tutuyordu.

 

     ***

 

Büyük bir tezgâhla karşı karşıya olduğu iyice ortaya çıkan AK Parti, ilçe seçim kurullarından sonuç alamayınca İl Seçim Kuruluna başvurdu.

 

Bazı ilçelerde tespit ettikleri usulsüzlüklerin belgelerini İl Seçim Kuruluna sunarak, sandıkların yeniden sayılmasını talep etti.

 

2 Nisan’da, yani seçimden iki gün sonra Çağlayan Adliyesi’nde akıllara durgunluk veren bir gelişme yaşandı.

 

İl Seçim Kurulu Başkanı Müberra Gürdal ve iki üye hâkim, mesai bitimi sonrası evlerine gitmişti.

 

Fakat n’olduysa oldu, saat 20.10’da üç hâkim tekrar Çağlayan Adliyesi'ne geldi.

 

Onlardan beş dakika sonra adliye kapısında sürpriz isimler belirdi.

 

Çakarlı lüks araçlarla gelenler CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve CHP Genel Başkan Yardımcılarıydı.

 

     ***

 

CHP heyeti, oyların yeniden sayımının durdurulmasına yönelik dilekçeyi verip saat 20.45’te adliyeden ayrıldı.

 

İl Seçim Kurulu, aynı gece yedi ilçedeki yeniden sayımı durdurma kararı aldı.

 

Mesai saatleri dışında apar topar adliyeye gelerek hukuk katliamı yapan Müberra Gürdal, bu karardan bir hafta sonra emekliliğini isteyerek görevi bıraktı!

 

     ***

 

Oysa 298 sayılı Seçim Kanunu’nun 100. Maddesi “Yapılacak şikâyet ve itirazlar işi durdurmaz” hükmü içeriyordu.

 

Belli ki birileri akşam vakti Müberra Gürdal’ı yeniden adliyeye getirterek, âdeta ‘kamikaze dalışı’ yaptırmıştı.

 

Sonra da zaten emekli olup kenara çekildi.

 

Ekrem İmamoğlu ve CHP yönetimi “Oyların yeniden sayımına itiraz etmedik” dese de, ortaya çıkan adliye görüntüleri her şeyin deliliydi.

 

     ***

 

O gece CHP veya bu işin arkasında hangi bir güç var ise onlar devreye girmese ve oylar yeniden sayılsa, bugün gündemimizde belki de Ekrem İmamoğlu diye birisi olmayacaktı.

 

Çünkü oyların sadece yüzde 10’u sayıldığında Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki fark 29 binden 13 bine inmişti.

 

Geri kalan yüzde 90’ı sayılsa durumun n’olacağı zaten malumdu…

 

Ama gece yarısı hâkimleri adliyeye getirten güç, bunu engellemişti.

 

Buradan çıkarılan acayip mağduriyete, AK Parti’nin algı bozmadaki beceriksizliği ve yeniden seçime gitme öngörüsüzlüğü eklenince, siyaset sahnesinde daha da güçlenmiş bir Ekrem İmamoğlu figürü oluştu.

 

Şimdi onun, işte buralardan aldığı cesaretle İstanbul’da yaptıklarını konuşuyoruz.

 

Diploma meselesinde olduğu gibi…

 

Tek suçlu Ekrem İmamoğlu mu derseniz…

 

Elbette değil.

 

Asıl zorluk, arkasındaki gücü çözebilmekte...

Kim bilir, belki bu bilindiği için 6 sene sabredildi ve doğru zamanda harekete geçildi.

 

Olamaz mı?

 

 

 

Yücel Koç'un önceki yazıları... 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Hikmet 3 Nisan 2025 13:10

Y.Kocum süper bir yorum..tebrikler.Yazin o günlerde yaşananları tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş.secimi hile hurda rusvetlerin havada uçuştuğu kongreleri gibi kazandılar.Ozamannki AKP İstanbul yönetimi resmen uyudu İşi.oluruna bıraktılar.En güçlü oldukları bölgelerden bile katakulliyle oy alamamış t

Yalınız Efe 3 Nisan 2025 10:57

Bu olanlar gaflettir. Böyle durumlarda hemen yapılması gereken yapılmalıdır. Bir hukuksuzluk varsa şimdi de üzerine gidilmelidir.