Yolsuzluk soruşturmasını engellemek için sokağa dökülenlere bu cümle ders olsun.
Çünkü biz demiyoruz, Kasım 2023’teki şaibeli kurultayda “Sırtımdan hançerlendim” diyen CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu söylüyor bunu.
Tutuklu CHP’li Başkan Ekrem İmamoğlu’nun ekibi tarafından delegelere dağıtıldığı söylenen 1,2 milyar lira ve 70 konut iddiasıyla panikleyen yeni CHP yönetimi hem bugün yapılacak yeni kurultayda kendini aklamaya ve boykot eylemleriyle İmamoğlu hakkındaki iddiaların üzerini kapatmaya çalışadursun…
O kurultayın kurbanı olan ve bugünkü kurultayda aday olmayacağını açıklayan Kılıçdaroğlu, hayli dikkat çekici bir çıkış yaptı.
Aday olmama sebebinin “Yüzüne tükürürler”, “Seni taşlarlar” gibi tehditler ve linç kampanyaları olmadığını söyledi.
“Çalanların yüzüne tükürülür. Ben çalmadım” cümlesi, sözün gittiği adresin en net tarifiydi.
***
Kılıçdaroğlu’nun mesajında, İBB’den beslenen Saraçhane medyasına da gönderme vardı.
“Aday olmama kararımın nedeni; ‘Hangi yüzle aday olacaksın?’ diyen, sözüm ona muhalif sanılan, müesses nizamın askerleri ve paranın tetikçileri olmuş medya mensuplarının iftiraları değildir” diye de ekledi Kemal Kılıçdaroğlu.
Parti içindeki ahlaksız, kuralsız savaşı daha fazla gün yüzüne çıkarmamak için bugünkü kurultayda geri durduğu anlaşılan Kılıçdaroğlu, şu kadarcık sitemle bile aslında söyleyeceğini söylemiş oldu.
CHP, ciddi suçlamalar sebebiyle partiye kayyım atanmasının önüne bugün yenileyeceği kurultayla geçmeye çalışıyor ama, bakalım bu iddialarla ilgili soruşturmayı yürüten yargı ne diyecek?
Gırtlağına kadar pisliğe bulaşmış bir partiden bahsediyoruz…
Üstelik gerek kurultayda ve il kongrelerinde delegeleri satın almak için dağıtılan rüşveti, gerek İBB’deki yolsuzluk belgelerini yargıya taşıyan yine CHP içinden isimler…
Para ile siyaseti satın alma hırsı nasıl gözlerini bürümüş ki, bu kadar pervasız davranabilmişler.
Hatırlayalım; Ekrem İmamoğlu 2019 yılında seçilir seçilmez ilk kiminle kavga etmişti?
CHP’nin o dönemki İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile…
Üstelik kendisinin o koltuğa seçilmesinde Kaftancıoğlu’nun çok büyük payı olduğu hâlde.
Nitekim, Kaftancıoğlu “Aptal, hırslı, müteahhit kafalı” dediği için İmamoğlu ile aralarında epey sert rüzgârlar esmişti.
***
Sonra, İmamoğlu için bir zamanlar “Yüzünde Rabbi yessir” görüyorum diyen İyi Parti eski Genel Başkanı Meral Akşener yaşadı aynı hayal kırıklığını…
Pişmanlığını “Seçilmesine vesile olduklarımızın hırsız olduklarını anladığımızda çektiğimiz acıyı anlatmam mümkün değil” sözleriyle meydanlara aktarmıştı.
2023 kurultayında “Geçmişi temiz birini bulursam koltuğu hemen devrederim. Benim görevim gemiyi karaya sağ salim ulaştırmak” diyen, muvaffak olamayacağını görünce masayı yumruklayıp “Ben buradayım” sözleriyle meydan okuyan Kemal Kılıçdaroğlu da aynı akıbeti yaşamaktan kurtulamadı.
Düşünün ki, şimdi o Kılıçdaroğlu alelacele toplanan kurultayda bile aday olamıyor.
Üstelik bir önceki kurultayda kendisine karşı para ve rüşvet çarkı döndüğünü, bu kadar aleni ayak oyunlarıyla devrildiğini bildiği hâlde!
CHP’de bu gelenek demek ki!
Bir önceki genel başkan merhum Deniz Baykal da kendisine kaset kumpasını FETÖ’nün yaptığını çok açık bildiği hâlde, ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ mantığıyla güya partisini korumak adına epeyce vakit iktidarı suçlamaya devam etmişti.
Sonuç n’oldu?
Bugün CHP’nin geldiği hâle bakın.
Buradan yolsuzluk soruşturmasını siyasi zemine çekerek, CHP içindeki küskünlerin ihbarları neticesinde toplanan dosyaların üzerini kapattırmak için aparat olarak kullanılan CHP tabanına çıkan çok önemli bir ders var.
Kemal Bey’in dediği gibi;
Çalanın yüzüne tükürülür…
Onu kurtarmak için boykot yapılmaz, sokaklara çıkılmaz.
********
CHP’liler İstanbul’daki büyük yolsuzluğun üzerini kapatmak için “Gizli tanık ifadeleri dışında bir şey yok” yalanına sarılıyor ancak dosyadan sızan bilgiler hiç de öyle demiyor.
1,6 milyarlık villaların 15 milyona İmamoğlu’nun şirketine devri, 800 bin liralık otomobillerin aylık 1 milyon 200 bin liraya kiralanması, açık hava reklamlarında dönen milyarlar, İmamoğlu’nun inşaat şirketine doğrudan havale edilen milyonlar…
Bugüne kadar gördüklerimizin içinde en komiği, Muş’taki bir bakkala İBB’den ihale edilen 94,8 milyon liralık ACİL BAKLAVA siparişiydi.
Dün buna bir başkası eklendi.
İBB Hakkâri’den de 141,9 milyon liralık pasta ve börek almış ihaleyle!
Düşünün, koca İstanbul’da pasta ve börek alacak yer bulamamışlar, kendi imkânları varken yaptırmamışlar, gitmişler Hakkâri’den ihaleyle 142 milyonluk börek almışlar!
Üstelik bu ihaleyi ne zaman yapmışlar biliyor musunuz?
Gözaltına alınmadan 8 gün önce…
Bu paralar kime gitmiştir sizce?
Ve ey siz soruşturmayı sulandırmaya çalışan CHP’liler!
Şu baklava ve börek ihaleleri bile her şeyi yeterince anlatmıyor mu sizce?
Yücel Koç'un önceki yazıları...