Erdoğan’ın diploması, İmamoğlu’nun diploması

A -
A +

Mevzu yeni değil aslında…

 

Ekrem İmamoğlu’nun diploması ile ilgili iddialar, özellikle İBB Başkanlığına adaylığının gündeme geldiği 2019’dan bu tarafa bazı gazeteci arkadaşlar yazdığı için önümüze düşüyordu.

 

Normalde böyle bir iddianın üzerine bütün medya atlar... Ama bizde olmadı.

 

Neden?

 

Çünkü, o günlerde bir el, profesyonelce bize Ekrem İmamoğlu’nun değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasını konuşturuyordu!

 

     ***

 

Oysa CHP’li Aydın Ayaydın dâhil, o dönem dersine giren hocaları “Marmara Üniversitesi’nde Recep Tayyip Erdoğan öğrencimdi. Dört sene boyunca hem derslerine girdim, hem sınavlarını yaptım. Dolayısıyla dört yıllık üniversite mezunudur” diyor…

 

Rafael Sadi gibi üniversite arkadaşları muhalif kanallarda “Dört sene birlikte yan yana okuduk üniversitede” deyince, büyük bir iştahla kendisini ekrana alanlar ışığa yakalanmış tavşan gibi kalakalıyor…

 

Yüksek Seçim Kurulu, iddialara karşı ‘noter tasdikli diplomanın kendilerine sunulduğu’ cevabını veriyor…

 

Buna rağmen, muhalif kitle bir türlü ikna olmuyordu.

 

Peki, o esnada aslında olan neymiş?

 

İşte şimdi savcılığın başlattığı soruşturmayla Erdoğan’a attıkları iftiranın gerçek amacını görüyoruz.

 

Meğer daha o yıllarda Erdoğan’ın karşısına hazırladıkları kişinin ufak bir problemi varmış; diploma

 

Ama çarpıtmaya çalıştıkları gibi diploması yok yahut sahte değil

 

Soruşturmaya konu iddiaya göre, hileli yolla edinilmiş.

 

Konu biraz karışık göründüğü için kısaca anlatayım, özeti şu;

 

     ***

 

İmamoğlu, bir yayında kendisinin de anlattığı şekilde, Türkiye’de girdiği sınavda iyi bir üniversiteye yerleşemeyince, 1987 yılında önce Kıbrıs Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği’ne kayıt yaptırmış.

 

Aynı dönem buradan Girne Amerikan Üniversitesi İşletme Bölümü’ne geçiş yapmış.

 

Burada iki yıl eğitim gördükten sonra zurnanın zırt dediği yere geliyoruz…

 

1990 yılında -Türkiye’de denkliği olmamasına rağmen- Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme Bölümü’ne yatay geçiş yapmış.

 

İddia o ki, o dönem para karşılığı bu işleri yapan bir şebeke vardı, İmamoğlu da bundan yararlandı.

 

Aksi hâlde bu mümkün değildi, çünkü YÖK, Girne Amerikan Üniversitesi’nin denkliğini 1993 yılında kabul etti.

 

YÖK istese bile bu denkliği sağlayacağı KKTC’nin Yüksek Öğretim Kurumu YÖDAK bile henüz kurulmamıştı.

 

Nitekim 1993 yılında YÖDAK kurulmuş, bu tarihte YÖK ile anlaşmışlar ve Girne Amerikan Üniversitesi denklik almış.

 

Üniversite bunu da daha sonra yayınladığı ilanlarda “1993’ten itibaren denkliğimiz var” minvalinde gazetelerde yayınlamış.

 

Peki, denklik olmadığı hâlde İmamoğlu’nun aralarında bulunduğu bazı torpilli öğrenciler nasıl İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yapmış?

 

İşte bu şimdi soruşturma konusu…

 

Denklik desen denklik yok.

 

Üniversite puanı yüksek olduğu için almışlar desen, puanı 59.

 

Üniversitede okul birinciliği falan yok ki, buna istinaden kabul etmişler diyelim, öyle bir şey de yok ortada.

 

Aynı yıl, yani İmamoğlu ile birlikte 11 kişinin daha İstanbul Üniversitesi’ne geçiş yaptığı 1990’da Marmara Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi’nden, yani İmamoğlu’nun KKTC’de okuduğu üniversiteden gelen yatay geçiş başvurularını YÖK’e sormuş.

 

YÖK iki üniversiteye de “Girne Amerikan Üniversitesi’nin tanınmadığını, dolayısıyla Türkiye’deki üniversitelere geçiş yapılamayacağını” bildirmiş.

 

Peki aynı üniversiteden gelen talepler için İstanbul Üniversitesi niye YÖK’e sormamış derseniz…

 

İşte orası hayli karışık!

 

     ***

 

“Bugün ne olacak?” diye sorarsanız…

 

O dönem dönen katakulliler ortaya çıkarılsa bile 15 yıllık zaman aşımı geçtiği için ceza verilemeyeceğini söylüyor hukukçular.

 

Ancak diplomaların iptali için zaman aşımı söz konusu değilmiş.

 

Yani sadece diplomaların iptali ile yırtacaklar.

 

YÖK’ün şimdi geriye dönük binlerce diplomayı incelemeye aldığı da gelen bilgiler arasında.

 

Eski Türkiye’de böyle ne filmler, ne fırıldaklar dönmüş, inceleme neticesinde öğreneceğiz.

 

Biz şimdi tekrar başa dönelim.

 

     ***

 

Yıllardır bazı gazeteci arkadaşlarımız işte bu vahim şayiayı yazıyor…

 

Hatta söylenen o ki, CHP yönetimi de yıllardır bunu biliyordu ve İmamoğlu’nu sahneye çıkarmaya hazırlanan Kılıçdaroğlu “Bak bu iş ileride patlar” diye uyarılmıştı.

 

Belli ki dinlememişler…

 

“Neye güvenmişler?” derseniz, onun da cevabı belli…

 

Propaganda güçlerine.

 

İmamoğlu’nun diplomasını konuşturmamak; bu işin üzerine gidilecek olursa konuyu sulandırmak için profesyonel bir akıl, Erdoğan’ın diplomasını sorgulatıyordu kamuoyuna…

 

Böylece bizi bile “Yahu şimdi bunu yazsak, Erdoğan’ın diplomasına karşı misilleme yapıyorlar. Onu konuşturmamak için İmamoğlu’nun diplomasını ortaya atıyorlar” dedirtmemek için meseleye çekinceli yaklaşmaya sürüklüyorlardı.

 

Haklarını yemeyelim, yıllarca başardılar da…

 

Özellikle FETÖ’nün çektiği operasyonlardan çokça aşina olduğumuz, ‘Nerede açığın varsa onunla suçla’ taktiği…

 

Ama bakın, gerçekler er ya da geç ortaya çıkıyor.

 

Savcılığın talebiyle YÖK incelemesini yaptı, usulsüzlük olduğunu bildirdi.

 

Bundan sonrası elbette yargının işi.

 

Bu arada, konuyu yakından takip edip kamuoyunun gündemine taşıyan gazetecilerden Nedim Şener daha vahim bir iddiayı paylaştı.

 

2016 yılında İmamoğlu henüz Beylikdüzü Belediye Başkanı iken bu usulsüz geçişi haber yapan gazeteci Telat Çabuk’u baba İmamoğlu’nun tehdit ettiği, şikâyet sebebiyle dava açıldığı, ancak gazeteci Çabuk’un kısa bir süre sonra vefat ettiği yabana atılacak bir suçlama değil.

 

Mevzu epey derin anlayacağınız…

 

İpin ucu diplomanın çok daha ötesine gidebilir.

 

Yargı işini yapsın, bakalım ne göreceğiz.

 

 

 

Yücel Koç'un önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Baharatçı27 Şubat 2025 22:57

Sahte diploma da zaman aşımı olur mu?

Hikmet 27 Şubat 2025 13:39

Koç kardeşim süper bi yorum ..tebrikler..Yalnız son paragrafta ki konu çok esrarengiz..Kabuğunu kırsan altından cereyan çıkacakmış misali.Es gecilmemesi gereken bir olay.Turp meselesi yani Anlayana...!!

Yalınız Efe27 Şubat 2025 09:47

Tek kelimeyle rezalet! Zamanaşımı kaldırılsın, kim olursa olsun diğer suçlular da cezalandırılsın... İptal ile yırtmak ne demek?