Kamışlı’ya bomba, Nusaybin’e gül

A -
A +

Türkiye ve yeni Suriye yönetimi güzellikle son bir çağrı yaptı. Dedi ki;

 

“Silahlarınızı bırakın.

 

Suriyeli değilseniz ülkenize dönün.

 

Suriyeliyseniz normal hayata geçiş yapın.”

 

Ama belli ki dinlemeyecekler.

 

Suriye’nin kuzeyindeki son terör yuvalarına operasyon artık an meselesi.

 

Zira bu bela ya şimdi temizlenir ya da daha büyük bela olarak başımıza kalır.

 

     ***

 

Suriye, Esad rejiminden beladan kurtulmuşken, ne amaçla sınırımıza yuvalandığını bildiğimiz bir terör örgütünün orada kalması Türkiye için de, Suriye için de asla kabul edilemez.

 

Devletimizin en üst düzeyde verdiği mesajlar da bu kararlılığı açıkça ortaya koyuyor.

 

Sınırımızın Suriye tarafında geriye sayım sürerken, Türkiye tarafında ise terörü tamamen ortadan kaldıracak, Türk-Kürt kardeşliğini tahkim edecek İmralı süreci yürütülüyor.

 

Ahmet Türk, Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’ın yürüttüğü süreçten DEM yönetimi rahatsız.

 

Kandil’in siyasi sözcülüğü görevini üstlenen DEM Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları önce her yeri Gazze yapmaktan bahsetti(!), ardından Suriye’de terör örgütü PKK/YPG’ye yönelik yeni operasyon hazırlığına karşı çıktı.

 

Ona göre sınırın bir tarafına gül, öbür tarafına bomba atılmazmış.

 

     ***

 

Zannedersiniz sınırın öte tarafında İsrail’e, ABD öncülüğündeki koalisyona ve İran’a alan açmak için yerleştirilmiş silahlı PKK/YPG teröristleri değil de, sivil Kürtler var!

 

Oysa yüz binlerce Kürt, PKK/YPG bölgeyi işgal ettiğinde onların zulmünden kaçmak için Türkiye ve Kuzey Irak’a sığındı.

 

DEM her zamanki gibi süreci akamete uğratma, siyasi hamlelerle terör örgütünü kurtarma çabasına girişti.

 

Bu konuda yalnız değil, CHP de yine tam destek arkasında.

 

DEM’le (HDP) siyasi ittifakı başlattıkları 7 Haziran 2015 seçimlerinden bu tarafa bir kere bile olsun terör örgütüne “silah bırak” çağrısında bulunmayan ve o gün bugündür terör örgütünün propagandalarına payandalık yapan CHP, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla terör örgütü elebaşından istenen “Silah bırak” çağrısını desteklemek yerine, Meclis’te komisyon kurulmasını önererek, bir nevi işin yokuşa sürülmesini salık vermiş.

 

Öcalan’ın kamuoyuna açık şekilde “Buraya kadar. Artık silahları bırakın” dediğini düşünün…

 

Kendisinden istenen tek şey bu… Karşılığında umut hakkının konuşulmasını bile dile getirdi Sayın Bahçeli.

 

Belli ki bu, Kandil’in de, DEM’in de, CHP’nin de işine gelmiyor.

 

Kandil’den bu çağrıya uymalarını zaten beklemiyoruz, önemli olan Kürt vatandaşlarımız bunu duysun, karşılığında terör örgütünün ve DEM’in takınacağı tavrı net görsün.

 

Bu mesele çözülecekse işte bu maskeler bir bir düşürülerek çözülecek.

 

Sayın Devlet Bahçeli’nin de, çağrıya tam destek veren Sayın Cumhurbaşkanı’nın da çabası bu yüzden. Kim samimi, kim başka yerlerin kuklası, açıkça ortaya serilecek.

 

     ***

 

“İç cepheyi tahkim” çağrısı ve “Terörsüz Türkiye” sloganıyla yürütülen süreçten başka rahatsız olanlar da var.

 

“Terörü bu kadar köşeye sıkıştırmışken bu sürece ne gerek var?” diyen kafası karışıklar yahut kafa bulandırmaya çalışanlar…

 

Bu adım niye atılıyor?

 

Çünkü bugün hiç olmadığı kadar güçlüsün de o yüzden.

 

Bu hamleler güçlüyken yapılır… Samimi olduğunu gösterir, sonuç odaklı olur. Zayıfken yaparsan aleyhine döner.

 

Peki böyle bir sonuca ihtiyaç var mı? Evet var.

 

Terörü oluşturan zemini onlarca yılda hazırladılar. Bizim sınırlarımız içinde terörü bitirmemiz onlarca yıl sürdü. Önümüzdeki belki onlarca yıl da bu hasarın tamiri ile geçecek.

 

Çünkü araya bir nevi kan davası girdi, husumet oluştu. Barış masasına oturulacak ki toplumsal birliktelik oluşsun. Başka türlü nasıl olacak?

 

Kimsede ‘yenilmişlik’, ‘ezilmişlik’ hissi oluşmaması; ortak bir tehdidin bertaraf edildiği kanaatinin hâkim olması lazım. Bu da ancak devlet aklının attığı bu adımlarla olur. Mevzu sineği öldürmek değil, bataklığı kurutmak…

 

Ve bu adımlar, muhatabı hayattayken yapılır ki gelecek nesillere iş uzamasın!

 

Bunun nesi anlaşılmıyor?

 

     ***

 

Kürtlerin arasına sızmış, “İsrail’le birlikte Türklere karşı savaşalım” diyen kripto Ermeniler, Rumlar, Nusayriler yok mu? Dolu.

 

Türk görünenlerin arasında yok mu sanki!

 

Bizim, bizden olan kardeşlerimizle kucaklaşmamız lazım… Ötesi ayrışırsa ayrışsın ki dostu düşmanı ayıralım.

 

Tek taraflı kucaklaşma olmaz, iki tarafın da buna hazır olması gerek… Şunca çaba, işte bu yüzden.

 

Yoksa zaten Suriye de terörden temizlenecek, Irak da…

 

Bir gün sıra, bunların üzerinden ülkemize operasyon çeken, teröristleri silahlandırarak yıllardır açık açık toplumumuzu ve topraklarımızı bölmeye çalışanlara da gelecek.

 

Finalinde Türk de kazanacak, Kürt de…

 

Binlerce yıl nasıl omuz omuza, kardeşçe yaşamışsak bu coğrafyada, bu bela savuştuktan sonra, yine aynı huzurlu günlere kavuşacağız.

 

Bu, Öcalan bu çağrıyı yapsa da olacak, yapmasa da…

 

DEM ve CHP istese de olacak, istemese de…

 

Sınırın Türkiye tarafında da güller budaklanacak, Suriye tarafında da…

 

Bugün ellerine uzatılan gülü reddedip silahı tutanların, yarın mezarına dikilecek gülü de olmayacak.

 

 

 

Yücel Koç'un önceki yazıları... 

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Rasim Duman 9 Ocak 2025 08:03

İmza.