Ortalama CHP seçmenine bugün “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın gizli ortağı mıdır?” diye sorsanız, eminim en az yarısı ya “Evet” yahut “Olabilir” der.
Geçmiş yıllardan biliyorum, çoğu yine bunu söylüyordu…
Lakin her seçimde gidip tıpış tıpış oy verdiler ve tam siper hazır durdular Kılıçdaroğlu’nun ardında.
Yani her seçim öncesi bir umut, her seçim sonrası bir bahaneleri vardı.
En çılgın olanı ise bu ‘gizli iş birliği’ saçmalığıydı.
***
Zırva ama Kılıçdaroğlu’nu, Erdoğan’ın siyasi dehâ olarak CHP’nin başına getirdiğine ve orada tuttuğuna inanan o kadar morfinli muhalif var ki, akıl alır gibi değil.
Sanki CHP Genel Başkanı’nın koltuğa okyanus ötesinden hangi operasyonlarla oturtulduğunu…
O günden beri Erdoğan’ı koltuktan indirmek için FETÖ ve Kandil’le nasıl iş birliği yaptığını…
Nihayetinde son seçimde, yıllardır Erdoğan düşmanlığını körüklemenin karşılığı olarak yüzde 48 oya ulaşabildiğini bilmiyorlarmış gibi safa yatan zavallı bir kafa bu.
Sırf Erdoğan’ı sandıkta yenmek için şeytanla bile iş birliği yapmayı, ülkesini gerekirse düşmana teslim etmeyi içine sindiren zevat, hedefe ulaşamayınca, yine ‘Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasında gizli ittifak olduğunu’ iddia edecek kadar şirazeden çıkmış durumda.
Neymiş, Kemal Kılıçdaroğlu yenileceğini bile bile adaylıkta ısrar ederek, bir anlamda Erdoğan’ın adamı olduğunu ispat etmiş!
Kafaya bak, çay demle!
Oysa adam ilk defa HDP’lilerle Türk milliyetçisi geçinenleri, Müslümanlara ağır bedeller ödeten CHP ile dindar-muhafazakâr geçinenleri tek çatı altında buluşturup kendisine oy vermelerini sağladı…
Ve bu, bir CHP adayının bugüne kadar ulaştığı en yüksek oy oranı oldu.
Yalan mı?
Hepiniz gittiniz “Birlikte kazanacağız” çığlıklarıyla oy verdiniz, “Bu ittifakla kazanırsak Türkiye’nin hâli n’olur?” diye düşünmediniz, düşünseniz dahi gözleriniz kör edildiği için ülkeyi umursamadınız, yalan mı?
Haydi gazetecileriniz-yorumcularınız-anketçileriniz fonlanmıştı, o yüzden size bu tehlikeyi anlatmadı, hatta üstünü kapattı, aklamaya çalıştı.
Destek ve umut verilen terör örgütleri de yeni iktidarın nimetlerinden yararlanacaktı, amaçlarına ulaşacaktı, işlerine geldiği için ittifaka arka çıktı.
Peki ey sıradan vatandaş! Sen neyin karşılığında sandığa gittin de böyle bir adayı yüzde 48 oy oranına çıkardın?
Madem Kılıçdaroğlu Erdoğan’ın adamıysa ve buna inanıyorsan o zaman niye gittin de oy verdin, bunu adama sormazlar mı?
***
Böylesine deli saçması bir iddiaya sığınarak, kendi psikolojilerini tedavi etmeye çalışıyorlar olsa gerek, başka izah bulamıyor çünkü insan.
“Ne yapalım ya kandırılmışız! Bu kadarını nereden bilebilirdik” diyerek teselli arıyorlar belli ki.
İnsan psikolojisinde vardır bu; illa kendisini temize çıkaracak bir bahane arar... Bunlarınki de öyle bir şey.
Oysa gerçek şu;
Kılıçdaroğlu, bir amaçla o koltuğa oturtulmuş bir isim ve ne yazık ki son seçimde hedefine çok yaklaştı, Türkiye çok az farkla kurtuldu.
Yıllardır bu büyük tehlikeyi anlatıyoruz ama, morfinli kitlenin idrak yolları tıkalı olduğu için yeni yeni uyanıyor meseleye.
Bizim tarafta bile zannediliyor ki, iktidarı yazmaya çekindiğimiz için durmadan CHP’yi kaleme alıyoruz!
Oysa Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike ve tehdit CHP. Bunu çözmeden Türkiye’nin kalıcı biçimde yol alması çok zor, hatta imkânsız. Son seçim de bunun ispatı işte.
Bugün CHP’nin başından indiremedikleri, gerçek yüzüyle karşılaştıkları için demediklerini bırakmadıkları kişi 2,5 puan daha alıp iktidara gelse, Türkiye’nin değil 20 senesi, önümüzdeki bir asrı heba olurdu. Var mı bundan daha büyük mesele?
***
İnsanlar unutuyor; ekonomi en parlak dönemini 2013'de yaşarken Gezi olaylarını çıkaran da bunlardı, destekleyenler de…
Bugün sorsanız, yine aynı şeyi söyler ve destekler.
O dönemin AK Parti içindeki iş birlikçilerini de şimdi CHP’nin yanında görüyorsak, tesadüf değil ne yazık ki!
Sadece PKK terörünün Türkiye’ye maliyeti trilyon dolarlarla ifade ediliyor, siz bunun üstüne bir de FETÖ’nün darbe ve işgal girişimlerini koyun.
Türkiye’ye en büyük ekonomik zararı verenler, ülkemizin ve milletimizin geleceğini karartanlar ittifak hâlinde karşımıza çıkacak ve yüzde 48 oy alacak; biz de bunu bırakıp başka mevzular konuşacağız, öyle mi!
Bunca şeyin üstüne bir de pandemi ve Ukrayna-Rusya savaşını…
Seçim öncesi verilen onca vaadin üzerine binen 104 milyar dolarlık deprem zararını düşünün.
Muhaliflerin “Onlarda niye enflasyon düşüyor?” diyerek örnek gösterdiği hangi ülke bunca ihaneti gördü, hangisi darbe ve terör yüzünden bu kadar para kaybetti, hangisi böyle bir deprem felaketini gördü, hangisinde ihanete sahip çıkan CHP gibi partiler ve ittifak masaları vardı, hangisinde ülkeyi terörün ve sahiplerinin kucağına itmeyi vadeden bir aday yüzde 48 oy alabildi?
Bunca ihanete çanak tut, sonra da “Bu zaten Erdoğan’ın adamı” deyip işin içinden sıyrılıver, oh ne âlâ!
Bir de bize baskı yap ki, bunları konuşmayalım!
***
Size son bir iyilik yapayım…
Gerçi bal gibi biliyorsunuz ama safa yatıyorsunuz; hiç değilse yüzünüze vurayım.
Suriye’de Esad ne ise Türkiye’de iktidara getirmeye teşne olduğunuz odur.
Adam o koltuğa fırsatını bulup gelmiş, kolay kolay bırakır mı zannediyorsunuz?
Kurduğu kadrodan bile anlamıyor musunuz asıl niyetini?
Bırakın “Erdoğan’ın adamı” gibi saçmalıkları da, içine düştüğünüz çukurdan kendinizi ve partinizi nasıl çıkaracaksınız; Türkiye’yi düşürdüğünüz ‘yerli ve millî muhalefetsizlik’ sıkışmışlığından nasıl kurtaracaksınız, onu düşünün.
Size daha neyi, nasıl anlatalım?