CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’a "kontrollü darbe" demekle kalmamış, darbeci terör örgütünü devletten söküp atmak için çıkarılan KHK’ları “Sivil darbe” diye nitelemişti.
Bazı CHP’lilerin başvurusuyla yargıya taşınan şaibeli kurultayda koltuğu devralan Özgür Özel de son dönemdeki soruşturma ve tutuklamaları hedef alarak, “Sivil darbe süreci içindeyiz” dedi.
Hatta bu darbenin bir sonraki Cumhurbaşkanını hedef aldığını iddia ederek, adaylarının İBB Başkanı İmamoğlu olacağını şimdiden ilan etti.
Kimi aday gösterecekleri kendi meseleleri, ancak bu darbe iddiasını iyi irdelemek lazım.
***
Hatırlarsınız… ABD eski Başkanı Biden, 2023 seçimlerini işaret ederek, Erdoğan’ı darbeyle değil, Türkiye’deki dostlarına destek olarak, sandıkta devireceklerini söylemişti.
Bunun için "Altılı Masa" bile kurdular…
Olmadı.
Peki pes ettiler mi?
“Bu Erdoğan için Pirus zaferidir” diyen kimlerdi?
FETÖ’cüler ve bunu ağzına sakız yapan CHP’liler.
Bir de işi gücü sürekli Türk hükûmetini karalamak olan ABD’li casuslar.
Yani diyorlardı ki: “Aslında kaybetti ama o kazandığını zannediyor.”
Sonra vakit kaybetmeden bir işaret fişeği daha yaktılar.
Neydi o?
“2026’da erken seçim olacak.”
***
O zamanlar bunu sorgulama ihtiyacı duymuştuk elbet.
Öyle ya, eskisi gibi ucube parlamenter sistemle yönetilmiyoruz.
Yüzde 50’nin üzerinde oy almış bir Cumhurbaşkanını devirmek Başkanlık sisteminde kolay değil.
Nitekim Meclis çoğunluğu da Cumhur İttifakı’nda.
Bu kadar önemli bir badireyi atlattıktan hemen sonra, deprem felaketinin yaralarını sarmak ve ekonomik sıkıntıları hafifletmek dururken, Cumhurbaşkanı yahut Cumhur İttifakı ne diye seçime gitsin?
“Yok” diyorlardı…
“Göreceksiniz 2026’da seçime gitmek zorunda kalacak”(!)
4 Temmuz 2024’te bu köşede yayınlanan “Erken seçim hedefi” başlıklı makalede, şöyle bir not düşmüştüm o güne;
***
Dikkatimi çeken iki önemli notum var;
İlki, Sinan Ateş cinayeti üzerinden yürütülen siyasi operasyon.
Kritik Mayıs 2023 seçimleri öncesi, 30 Aralık 2022’de işlenen bu cinayetin, bir yıl öncesinde eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği “Siyasi cinayetler olabilir” ifadesi ile ilgisi var mıydı?
Malum, Kılıçdaroğlu bu lafı etti, sonra kulağının üstüne yattı.
Kafama takılan ikinci husus, 31 Mart seçimlerinden hemen sonra muhalif isimlerin dillendirdiği ‘2026’da erken seçim’ kampanyası.
Hitap ettiği kesim bunu söylerken “Erken seçim talebimiz yok” diyen yeni CHP Genel Başkanı Özgür Özel, n’oldu da geçen hafta fikir değiştirip “2026’da erken seçim” dedi.
Ve bu açıklamanın akabinde, FETÖ’nün güçlü kalelerinden Kayseri’de patlak veren yeni Gezi provası, önümüzdeki süreçte olacakların işareti miydi?
İç siyasette olan biten hiçbir hadiseyi, etrafımızda olanlardan ayrı tutamayız.
Kayseri’de Suriyeliler bahanesiyle yapılan kalkışma bunun çarpıcı bir örneğiydi…
Eş zamanlı olarak Suriye’de, hem de aynı gün askerlerimize yönelen saldırılar elbette tesadüf değildi.
PKK/PYD’ye devlet statüsü kazandırmak için geçtiğimiz ay sandık kuracaklardı, engelledik.
2015’ten bu tarafa fiilen bir büyük projeye engel oluyoruz.
Engelledikçe de hem içeriden, hem dışarıdan saldırıya uğradık.
Şu gün oldu, ihanet cephesinde değişen bir şey yok.
Hatta sonradan eklemlenenler var…
Kimi sözde milliyetçi, kimi muhafazakâr…
Avucumuzdaki en acı soru şu;
Proje sahiplerinin, ‘Teröristan’ı Büyük İsrail için istedikleri de artık sır olmadığına göre…
İçeriden nasıl oluyor da bu kadar kolay destek alabiliyorlar?
Belli ki, birileri nasıl İran’la İsrail’i birlikte yönetiyorsa, aynı şekilde içimizdeki farklı kulvarda görünen kuklaları da tek elden idare ediyor.
Ve bu öyle bir akıl ki, aynı gün Kayseri’de güya milliyetçileri Suriyelilere karşı sokağa döküyor, Suriye’de ise PKK’lıları ve kışkırttığı Suriyelileri Türk askerinin üzerine sürüyor.
Anlaşılan; İsrail, Gazze’den sonra Lübnan üzerinden sınırımıza kadar ilerlemeye çalışırken, bunlar da içeride hem Suriyeliler bahanesiyle yeni sokak kalkışmalarına kalkışacaklar, hem de -duruşma salonuna doluştukları- Sinan Ateş davası gibi karanlık olaylar ve ekonomik bahaneler üzerinden Cumhur İttifakı’nı parçalamaya ve bahsettikleri biçimde 2026’da erken seçimle iktidarı ele geçirmeye zorlayacaklar.
Bu durum, Ankara’daki hareketlilikten de belli…
Önümüzde seçimsiz dört yıl var derken, siyasette tuhaf bir telaş var.
Seçimden yeni çıkmışız ama, Ankara kaynayan kazan!
Kimi başkent gazetecilerine göre, burnumuzun dibinde ama bizim göremediğimiz şeyler oluyor!
Ve yine onların ifadelerine göre, üzerimize bir şey yaklaşıyor!
***
Üzerimize bir cismin yaklaştığını ifade eden sadece başkent duyumlarını yazan muhalif gazeteciler de değildi üstelik.
Müstafi Amiral Cihat Yaycı, gazetemize verdiği röportajda yeni bir kalkışma tehlikesine dikkat çekiyor, bunları çıktığı ekranlarda da bangır bangır dile getiriyordu.
O günlerde hiçbir siyasinin “Olur mu hiç öyle şey!” demediği cümleleri şuydu;
İsrail-FETÖ ittifakı, diğer terör örgütleriyle birlikte kaos çıkarmak için harekete geçti. Hedef en geç 2026’da darbe yapmak.
İstanbul’daki kilise saldırısı ve artan terör eylemleri, ekonomik gelişmeler, MOSSAD imzalı provokasyonlar, FETÖ ve hükûmet karşıtları için yargıdan çıkan lehte kararlar doğru okunmalı.
15 Temmuz ve Gezi kalkışması dâhil son 20-30 yıllık ayaklanma ve darbeleri inceleyip yeni eylem planını buna göre yaptılar.
Bir önceki ihaneti TSK’ya sızan hainler eliyle gerçekleştirmek istediler. Ancak bu sefer çok daha farklı bir hazırlık içindeler. Askerî yöntemle değil, Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve bölgesel dengeler üzerinden vurma planı yapıyorlar.
En geç 2026 yılında büyük çaplı toplumsal karmaşa üretmek için FETÖ’nün maliye, güvenlik ve yargıdaki uyuyan hücreleri ile birlikte PKK, DEAŞ, DHKP-C de kullanılacak.
Ayrıca muhalif medya ve sivil toplum örgütleri gibi araçları da algı operasyonları için devreye sokmayı hedefliyorlar.
Öncelikli amaçları, Erdoğan’ın ve hükûmetin, ülkeyi yönetemediği izlenimini vermek. Ardından geniş katılımlı bir hükûmet benzeri söylemle ülkeyi teknokrat kadrolara mahkûm etmek.
Bu anlattıklarımız çıkarım değil. Çok ciddi bilgi akışımız var. FETÖ, ekonomiyi ve millî bütünlüğü felç edecek her ihtimali değerlendiriyor. Her türden iç ve dış odakla ittifak hâlindeler.
***
Bu bilgileri cebimize koyduktan sonra bugüne gelelim…
Yalan bir bilgiyle Kayseri’deki provokasyonu yapan kimdi?
Ümit Özdağ.
Şimdi nerede?
“Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek" suçundan tutuklandı.
12 yıl önce Gezi darbe girişimi kışkırtmasında rol aldığı iddiasıyla yeni isimlere de dokunulmaya başlandı. TÜSİAD’ın hop oturup hop kalkmasına biraz da buradan bakmalı.
Keza, yedi defa reddedilmelerine rağmen kılıçlı provokasyondan vazgeçmeyen teğmenlerin ihracı…
Meydan okumaya göz yumulmayacağını, devletin imhal (tehir) etse de ihmal etmeyeceğini gösteren bir başka unsur, terör iltisaklı başkanların yerine kayyım atamaları ile beraber, CHP’nin ‘kent uzlaşısı’ adı altında belediyelerde DEM’e açtığı kontenjanlara Kandil’den sızdırılan terör aparatlarıydı.
Çok yazıldığı için İstanbul’daki CHP’li belediyelerde tutuklanan 10 ismin terör bağlantısına ilişkin iddialara girmiyorum…
50’nin üzerinde şüphelinin de sorgusu devam ediyor.
Mehmet Ağar’ın 90’ların başında Emniyet Müdürü olduğu İstanbul’daki durumu anlatırken “İstanbul kâbus gibiydi. Günümüzün yarısı CHP’nin belediye şirketlerine yerleştirdiği militanları temizlemekle geçiyordu” dediği günlere geri döndük!
Bu operasyonlar CHP adına utanç vesikası olması gerekirken, CHP’nin Genel Başkanı ve müstakbel genel başkanı bir de üste çıkıp, yargıyı hedef alıyor.
Neymiş, sivil darbe yapılıyormuş.
Yapmayı planladığınız ‘sivil darbe’ye darbe vuruluyor olmasın sakın!
Sahi, siz 2026’yı işaret ederken ne demeye çalışıyordunuz?
Yücel Koç'un önceki yazıları...
Devlet Kurumlarının özelliklede Savcılarımızın cesur davranmaları çok güzel. Yürekten destekliyoruz.
"Ve mekeruu ve mekerallah vallahü hayrul maakiriin",selamünaleyküm genç ve yakışıklı adam..
İyi ki uzun uzun yazıyorsunuz da biz de çok bilgi sahibi oluyoruz karamsarlığa düşmüyoruz. Düşündükleri Darbeye karşı Darbe vurulduğunu görmüş oluyoruz, elleriniz dert görmesin.
elinize yüreğinize kaleminize sağlık harikasınız
çok güzel tesbitler yücel tebrikler. chp genel olarak tepelerine kadar pisliğe batmış durumdalar buradan çıkmaları çok zor bu zihniyet bu ülkenin önündeki en teklikeli engel. Türkiye'de tüm terör eylemlerinin kokuşmuşluğun anası chp dir. Yüce Rabbim bu zihniyete fırsat vermesin inşallah.
Ne diyelim; Allah fırsat vermesin ve memleketimizi ve Milletimizi iç ve dış düşmanlardan korusun!