İnsan gençken pek aklına gelmiyor ama bir yakını vefat edince bazı sıkıntıları duymaya başlıyor. “Ölüm hak miras helal” denir ama maalesef devlet de dâhil herkes bu konudan mağdur. Devletimizin bu mağduriyetlere el atması gerekir. Birileri ekip dikiyor ama tarlalar, arsalar bir sürü sebeplerden dolayı intikal yapılamadığından dedelerin ninelerin üzerinde bu hem vergi kayıplarına hem diğer mirasçıların hak kayıplarına sebep oluyor.
Bölüşemiyorsunuz, tarım arazilerinin korunması mevzuatı var. İmar ifraz sıkıntıları var. Hisse devri yapacaksın alım gücü yok. Mahkemeye versen ömür boyu süren davalarla hısım akraba birbirine düşman oluyor. Tarla, arsa, ev, iş yeri hepsinin paylaşımında az ya da çok sıkıntı var. Kime sorsanız bir dokun bin ah işit. Bu gibi menfi durumların oluşmaması için; icra müdürlükleri benzeri miras müdürlükleri kurulmalıdır. Ölümden, makul bir süre sonra miras müdürlüğü mirasçıları kuruma davet ederek mirasının paylaşımı şu şekilde planlanmıştır. Örnek iki hafta içerisinde itiraz etmediğiniz takdirde plan uygulanacaktır denilmelidir. Herkes kanunun gerektirdiği mevzuu kabullenip yoluna devam etmelidir. Miras sebebiyle çıkan veya çıkacak olan kavgalar, cinayetler, küslükler, hak ihlalleri, vergi kayıpları vb. son bulmalıdır. Saygılarımla.
Bayram Zühal
Merhaba Feridun Ağabey. Eski günlere özlem yazısı beni duygulandırdı, diye yazan okuyucumuza cevabımızdır:
“Doğru diyor Hilmi Bey... Biz de eski günlerimizi özleyip arıyor olduk... Evet eskiden fakirdik psikoloji doktoru olsa bile gitmeye gerek duymazdık. Çünkü birbirimizle hemhâl idik. Zengin olan zengindi fakat çevresine tafra yapmaz hava atmazdı. Ülke birden zenginleşince hepimiz kazandık ve bu kazandıklarımız her şeye derman olmayacakken bizleri birbirimizden kopardı, artık görüşmez olduk belki ağırlığı istemli... Duyardım Arabistan halkının çok zengin olduğunu ve bu zenginliğin birçok insan havaya sokup genelde kimsenin kimseyle konuşmadığını... İşte aynısını yaşıyoruz, para bizleri de şımarttı...”
Ömer Faruk Yıldız
Feridun Ağabey, bir akademisyen olarak bir öğrencimin sözünü sizinle paylaşmak istiyorum.
Öğrencim dedi ki: "Birçok tarih dizisinde Selçuklu emîrlerinden birini mutlaka rol gereği diyerek hain gösteriyorlar. Son olarak da Selahaddin Eyyubi dizisinde de aynısını yaptılar" Bunun üzerine konuyla biraz ilgilendim. Merak ettim birkaç bölüme baktım. Gerçekten öyle! Bu senaryoyu yazanların Selçuklu ile ne dertleri var onu da anlamış değiliz... Hatta gördüğüm kadarıyla bu dizi şu an kontrolden çıkmış vaziyette. Üç kuruş için ecdadın mirasını uydurma senaryolarla ayaklar altına alanlardan, kanını toprağa akıtan o mübarek şehitler mutlaka hesap soracaktır. Ayrıca bunları izleyerek destek verenleri de bu konuda hassasiyete davet ediyorum. Eee ne yapacağız? Tarih öğrenilecekse kitaplara müracaat edilmeli. En doğru kaynaklardan gerçekten tarihimizi ecdadımızı öğrenebiliriz. Bunun öğrenme yeri diziler olmamalı...
İkinci olarak da bu dizileri tarihî erozyona uğrattığı için RTÜK'e şikâyet edeceksiniz... Sessiz kaldıkça daha da fenasını yapacaklar hiç şüpheniz olmasın...” diyen değerli okuyucumuz, siz tarihi bildiğiniz ve hangi emîrin hangi sultanın ne gibi görevlerde bulunduğuna vâkıf olduğunuz için yanlışlıkları hemen fark ediyor ve dile getiriyorsunuz. Gördüğümüz kadarıyla öğrencilerinize de bu konuda bilgiler vermişsiniz ki onlar da hemen fark etmişler art niyetli bölümleri. Lakin ne acı gerçektir ki genel anlamda izleyicinin böyle bir bilgi birikimi de yok, böyle bir sorumluluğu da yok. Hâliyle dizileri izleyiciye denetlettirmek sonuç veren bir yöntem gibi gözükmüyor. Sanki konuyu bilen kişiler olarak sizlerin ilgili mercilere müracaat etmesinin daha iyi sonuç getireceğine inanıyoruz. Saygılarımızla. F.A.