Çocukluğumdan bugüne yaşadığımız ekonomik gidişatı düşündüm de Feridun Ağabey, enteresan sonuçlarla karşılaştım. Doğrusu birbirimize hiç dürüst davranmamışız. Hep süsleyip püsleyip hazırdan yemiş, başkasının parasıyla sefa sürmeye, bunları da başarı diye birbirimize sunmaya çalışmışız...
Ama rakamlar aslında bize doğru yolda olmadığımızı haykırmış... Anlayan nerede?
Hatırladığım yıllardan başlıyorum... Sene 1978, dolar 25 lira. Daha o zaman 6 sıfır falan bilinmiyor ama enflasyon diye bir kelime var. Lisedeyim ve benim için hayat güzel. Derken 1980 ihtilali olmuş. Dolar da 91 lira olmuş. Sene 1983’e gelinmiş, dolar 285 lira olmuş... Özde fakirleşmeye devam ama biz gençlik yıllarındayız. Üniversite yıllarımız, hayat daha güzel.
O yıllarda özelleştirmeler başlamış ki nedir ne değildir kimse bilmiyor... Yok köprüyü satarım, yok sattırmam muhabbetleri... Siyaset ise belirli kimselerin mesleği... Ekonomik gelişmeler âdeta “Fidayda da Ankaralım fidayda” modunda... Öz kaynak öz kazanç yok ama hayat bize güzel; iyi harcanıyor... İhracat yapan sonradan görmelerin birbirine hava attığı zevk ü safa yılları...
Sene 87’ye gelindiğinde ekonomimiz ilk dalyasını yapıyor. Dolar 1000 lira. Böyle lükse böyle şatafata böyle israfa az bile... Sonra tedavülde artık Mevlânalı 5.000’lik ve Mimar Sinan figürlü 10.000'likler var. Afili para devri, herkes milyoner. 1993 içerisinde rahmetli Özal hayata veda ettiği yıllarda hakkını vermek lazım ki dolar henüz 10 bin dememiş, henüz 9.967 lira. Ama bu dönemde dolar bazında tam 35 kat ile kapanmış...
Bakalım rekor kırılacak mı? Sonra 1995’li yıllar... 9.960’lardan devraldığımız dolar 78.000 liraya çıkıverdi... Derken geldik 1996 yılına... Tam 18 sene geçmiş aradan... Ama o da ne? 96 yılının sonunda 100.000 lira ile 2. dalyayı gerçekleştiren dolar hız kesmiyor... Ama adamlar haklı, çünkü 94 krizi yaşamış Türkiye... Bu kriz de neyin nesi? Bir geldi mi gitmek bilmiyor ülkeden... Sıraya girdi krizler... ’97 krizi var, ’99 var, 2001 krizi var, var oğlu var. Hayatımız krizle geçmeye mi başladı yoksa krize alışkanlık mı başladı orası uzmanların konusu Efendim... Ne yani sanki tek kriz bizde mi? Başka ülkelerde kriz yok mu, savaş yok mu? Olacak o kadar...
Sonra "koalisyonlar bu işin sorumlusu olmalı" dedi millet... Neymiş efendim yok yazar kasaydı, yok anayasa kitabıydı, yok hastalıktı... Hepsi okumuş çocuklar... Acayip 2000 krizi-Dolar 500-600 bin derken doların ardında, doların bile yakalamakta zorlandığı sıfırlar çoğalmaya başladı... Dolar dolandı durdu. Derken Efendim bu işe köklü bir çözüm bulundu... Koalisyonlara son verildi... Sıkı para politikasına, tasarruf ve kesin uygulamaya geçildi... Derken Mart 2001’de dolar kardeş 1 milyon olarak başladığı sürecini 2001 yılı sonunda 1.400.000’e kadar çıkarttı.
Ya o hâle geldi ki tuvalete bile bir milyon lira vermek paranın itibarını sarsıyordu... Bu işe güzel bir çözüm bulunmalıydı... Nedir o? Paranın sağındaki bu sıfırları silelim... Bir milyonlar bir lira olsun... Güzel bir fikirdi ve doların bile şaştığı süreçte sıfırları tıraşlandı... Altı sıfır atıldı ve bir günde o “Ben 1 milyon dört yüz binim” diyen dolar 1 lira 40 kuruşa indirildi... Artık tuvalete bir liraya gitmeye başladık...
Fakat aradan geçen uzun bir süre sonra günümüze geldiğimizde bu dolara ne olduysa sıfırlarını aldığımız hâlde yine bizi dinlememeye başladı. Şöyle tarihi seyre baktığımızda 25 liradan 1 milyon 500 bin liraya, demek ki döngü 25 sene imiş.
'Unakıtanlar', akıtmayanlar, 'Babacan' tipler.. Para varken hepsi süperler... Geleceği öngören, kafası çalışan, milletini düşünen biri, iyi günlerde kötü günler için hazırlık yapar -güzel günleri gelişme için kullanır- hep böyle gitmeyeceğini bilir, gerisi sadece lafta kalır...
2013’te FED dedi ki: Paraları geri çekeceğim... Başladı mı kriz? Elin parasıyla keyif bitti mi? Neler neler... Neticede 2023’te 25’li rakamlar olduğu görülünce döngü tam tamamlandı. Yeni bir 6 sıfıra tahminen 34 senede varılır. Bunun için aşırı bir gayrete gerek yok. 34 sene sonrasında 6 sıfır gene lazım olur. 2005’te 6 sıfır atan canım Türkiye’m- 2039’da yeniden 6 sıfır atıverir olur biter...
Şimdi hayat eskisi kadar güzel değil diyenler olduğunu duyar gibiyim... Aşk olsun, şunun şurasında 2039’a ne kaldı...
Ha hayal dünyasında yaşayıp birbirimize güzellemeler yapacaksak böyle... Yok “Çözüm doğruluktadır kardeşim, doğruluğa dürüstlüğe ihtiyacımız var, her şeyden çok dürüstlüğe ihtiyaç var gerisi kendiliğinden gelir” diyorsak hepimiz dürüst olacağız... Ama hepimiz... Birimiz değil hepimiz... Görülüyor ki dürüst olmak da sözde değil özde fedakârlık istiyor...
Veysel H. Çakıcı
Feridun Ağabey, 2020 yılında 100-300 gramlık 1 adet kitabı 3-4 TL'ye taşıyan, daha sonraki senelerde bu bedeli 7-12-20-30-41 TL yapan PTT Kargo kurumu 2024 yılının haziran ayında ise 61 TL almaya başladı. 4 yıl önce dolar 5-6 TL aralığında idi. Bir adet kitap 0,5-0,7 dolara taşınıyordu. Şu anda ise 1,9-2 dolara taşınıyor. Bu kadar yüksek zam ülkenin genel durumuna göre kıyaslandığında çok orantısız ve gerçekten insafsızca yapılmış bir zamdır. Bir vatandaş olarak hiçbirimizin geliri dolar bazında bu oranda artış göstermedi. Bu durumda bu PTT Kargo yetkililerinin durumu gözden geçirip müşteriye makul bir uygulama yapmaları gerektiğini ve üzüntülerimi iletir misiniz? Saygılarımla.
Ali Özdemir/Eğitimci-Yazar-Yayıncı
78'de ve 80'li yıllarda Çaylak dergisi vardı. Arka kapağında şöyle yazıyordu: "Ah Türkiyem, vah Türkiyem..."