Sorumluluk: Yukarıdan aşağı mı aşağıdan yukarı mı?

A -
A +

Kartalkaya’da yaşanan otel yangını ve ardından yapılan tartışmalar mühim bir konuyu gündeme getirdi. Bu ve buna benzer vakalarda sorumlunun veya sorumluların kim veya kimler olduğu nasıl belirlenecek? Sorumluluğun ve sorumluların yukarıdan aşağı doğru mu yoksa aşağıdan yukarıya doğru mu aranması daha doğru ve yararlıdır?

 

Önce birkaç noktanın altını çizelim.

 

İlk nokta, sorumluların tespitinin mümkün mertebe objektif şekilde yapılması ve olabildiğince somut olgulara dayanması. Bu da maddi olguların ve ilgili mevzuatın dikkate alınmasını gerektirir. Yangın olayı gösterdi ki, özellikle CHP kanadı, ortada somut deliller olsa da, hemen hiçbir konuda sorumluluk kabul etmeye hazır değil. CHP çevreleri kendilerini âdeta sorumsuz ve bu çerçevede kusursuz bir grup insan gibi görmekte. İlginç ve tuhaf bir durum.

 

İkinci nokta, özellikle can kaybına sebep olan suçlarda, kazalarda, yangınlarda ve benzer vakalarda sorumluluk, potansiyel sorumlular arasında eşit olarak dağıtılamaz. En azından çoğu durumda bu böyledir. Mesela Narin cinayetinde Nevzat Bahtiyar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan üç faile nispetle daha hafif ceza aldı. Bunun bize söylediği şu: Sorumlular matematiksel bir eşitlik içinde bulunmaz. Bu çerçevede, her sorumlunun olaydaki yeri ve katkısıyla orantılı olarak cezalandırılması beklenir ve gerekir.

 

Üçüncü nokta, Kartalkaya otel yangınında olduğu gibi, çok sayıda failin bulunma ihtimali karşısında sorumluluğun yukarıdan aşağıya doğru mu yoksa aşağıdan yukarıya doğru mu aranması gerektiği. Bazı kişiler ve çevreler, kategorik muhalefet ruhu içinde, faturanın ağırlıklı kısmını hatta tamamını devamlı olarak yukarılara -mesela bakanlara- çıkarma ve onların istifasını isteme eğilimi içinde. Bazı durumlarda bakanların doğrudan sorumluluğu söz konusu olabilir. Görevi bırakmaları veya görevden alınmaları da talep edilebilir. Ancak, bunlar, büyük bir ihtimalle, çok istisnai vakalar olarak kalacaktır ve bakanların muhtemelen cezai bir sorumluluğu bulunmayacaktır. Karşılaştıkları sadece siyasi müeyyide olacaktır.

 

Alandaki işi yapacak kişiler genellikle üst seviyelerde değil daha alt seviyelerde yer alır. Mesela bir tren kazasını düşünelim. Kaza, örneğin, görevli kimsenin ray değişimini yanlış yapması yüzünden vuku bulsun. Bu durumda yapılması gereken şey bakanın istifasını istemek olamaz. İlk bakılması gereken yer, ray değiştirme görevlisi ve onun amirinin durumudur. Bu kişilerin bir hatası olup olmadığı soruşturulmalıdır. Mesela kişi dalgınlıkla böyle bir hata yapmış olabilir. Bu durumda bütün sorumluluk o kişiye aittir. İşe yeni alınan ve gerekli eğitimler verilmeyen biri görevlendirilmiş ve hata yapmış olabilir. Bu durumda da sorumluluğun onu gerekli eğitimi almadan sahaya sürende veya sürenlerde aranması şarttır. Diyelim ki kişi işe torpille girdi ve yetenekleri o işe hiç uygun değil. Bu durumda onu işe alanların da sorumlu tutulması lazım.

 

Özellikle bakanların veya üst seviye çalışma arkadaşlarının her vakada somut katkıları ve işin yapılmasındaki payları düşünülmeksizin sorumlu tutulması ve istifaya çağrılması veya zorlanması başka bazı sıkıntılara da yol açabilir. O makamlarda hiç kimse çalışmak istemeyebilir. Makamları işgal edecek insan bulmak zorlaşabilir. Yüksek seviyedeki kimselere onları bulundukları yerden uzaklaştırmak için kasıtlı ve planlı olarak tezgâhlar kurulabilir…

 

Bilhassa cezai sorumluluk gerektiren vakalarda, çok ciddi bir şekilde, hiç kimseyi dışlamadan, ama çoğu zaman aşağıdan yukarıya doğru sorumlu aramak en doğru yol gibi görünüyor.

 

 

 

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Yalınız Efe 2 Nisan 2025 09:48

Yargı en doğru kararı verecektir...